Bir önceki yazımda değinmiştim Cemiyetimizin bir çok kişiye ve etkinliğe ev sahipliği yapacağını. Öyle de oldu. Salı akşamı Gazeteci-Yazar Mehmet Metiner Cemiyet Lokalimize hayırlı olsun babından bir ziyaret gerçekleştirdi. Kendisini çok daha öncelerden şahsen ve herkes gibi de yazılarından tanıyordum.
İki gün arayla Cemiyetimizde gerçekleştirilen ikinci etkinlikti bu. Sayın Metiner Cemiyetimizi çok beğenmişti ki öve öve bitiremiyordu. Bu bizim için bir övünç kaynağıydı. Tabii Gazetecilik refleksi ile olacak sorular sormak istedik. İlk soruyu ben sordum. Başbakan’ın “değiştim” dediğini ve arkasından da Metiner ve Ahmet Hakan’ın da bu kervana katıldığını ve bu konuda biraz bilgi vermesini istedim.
“Pergel misali vardır Mevlana’nın. Bir taraf sabit iken diğer taraf açılır, kapanır. Bende temel ilkelerde tabii ki değişmedim ama konjonktürel konularda değiştim ve bence bu çok iyi. Mesela bir zamanlar şeriat ile yönetilen bir Devlet hayalimiz vardı. Ancak bunun çok da doğru olmadığını İran’ın baskıcı tutumuyla gördük. Bireyler İslam’ı hayatlarında yaşayabilir ancak Devlet çok farklı bir uygulama alanı. Bir zamanlar radikal idim ve 1989 İran gezimde Tahran’da başı açık bayanlar gördüğümde büyük bir tepki göstermiştim ancak şimdi bunun doğru bir yaklaşım tarzı olmadığını düşünüyorum. Ancak, Türkiye’de kamusal alanda saçların zorla açılmasına nasıl karşıysam aynı şekilde İran’da da saçların zorla kapatılmasına da aynı şekilde karşıyım. Değiştim derken bu mana da demek istiyordum. Ancak ben değiştim diye sizde değişin demiyorum. Herkesin kendine göre bir fikri vardır ve ben buna da saygı gösteriyorum ancak bana da saygı gösterilmesini bekliyorum. Kürt konusunda Ak Parti Hükümetinin çok önemli çalışmalara imza attığına inanıyorum. Ancak bu birilerinin hesabına gelmedi. TRT Şeş bence çok önemli bir adımdı. Bunu savundum diye ajan, mit, dönek ve Kürt düşmanı ilan edildim. Ben bunlardan hiç biri değilim. AK Parti konusunda açık olarak taraf olduğumu da belirtmek istiyorum.
Arkadaşlarımızdan bazıları özellikle Kürt problemi konusunda direkt isim vererek eleştiriler yapmasının kendisini bölge insanı nezdinde gözden düşürdüğünü, böyle yapmasının değerli bir kalem olan kendisinin büyük eleştiriler almasına sebep olduğunu belirtti.
Benim zikrim de fikrim de belli. Açık söylüyorum ben İslamcıyım. Ancak demokrat bir İslamcı. Aynı zamanda Kürdüm de. Marksist-Leninist oluşumlar benim evveliyatıma aykırı. Kürt problemini bugünkü şartlarda en iyi çözecek olan da Ak Partidir. Hükümet içinden birileri çıkıp sivri açıklamalarda bulundu ama Başbakan kendisini uyardı. Ama yinede belirtiyorum, yeterki barış gelsin bu topraklara bu uğurda şeytan ile de olsa anlaşırım.
Bir başka Gazeteci arkadaşımız, ismi geçen kişinin bu durumdan sonra terfi ettirildiğini beyan etti. Ancak Metiner bu duruma bir açıklık getirmedi. Metiner’in fikirleri hoşumuza gider, gitmez o ayrı bir mesele. Ancak değişimin olumlu yönde olması ve özgürce fikirlerin beyan edilmesi adına güzel bir geceydi. Belki doğru söylüyordur. Belki de biz biraz fazla aceleye getiriyoruz her şeyi.. Başbakan elini uzattı, uzatmadı. Cumhurbaşkanı Kürdistan dedi, demedi. DTP ile masaya oturulmalı, oturulmamalı. Birincisi, biraz soluk alınmalı ve nereden nereye gelindiğine bir bakılmalı. Öyle ya, kart-kurtlardan TRT ŞEŞ’lere gelindi. İkincisi, fikirlerin özgürce, çekinmeden, kurşunlara hedef olunmadan ifade edilebildiği bir Türkiye gerçeği var karşımızda. 80 yıllık yanlış uygulamalar, AB ve özgür Dünya’ya yelken açılması ile birlikte tartışılır olmaya başladı. Bunlarda az kazanımlar değil. Önce tartışacağız, sonra nerede hata yapıldığını tespit edip ortak aklı devreye sokacağız. İnkar ve imha ile bir yere varılamayacağını tarih bize bildiriyor.
Next