CHP kurultayı bu hafta sonu gerçekleşecek. Ana Muhalefet partisi yeni bir Genel başkan seçecek.
Sual şu; Yeni genel başkan Baykal gibi bir politika mı sürdürecek yoksa uluslar arası konjektöre uygun yeni bir politika mı?
Hem Türkiye´yi yönetmeye alternatif hemde uluslar arası camianın okeyleyeceği bir yapıyı ortaya çıkarabilecek mi?
Bugün Türkiye´de laik ve demokratik cumhuriyetin temelleri yavaş yavaş gıcırdamaya başlamış ise bunu Deniz Baykal ve politikalarının sonuçlarından ayrı olarak yorumlamak imkânsızdır.
Deniz Baykal ve politik zihniyeti, nasıl olsa seçimle gelmezsek bile alavere dalavere edip iktidarı değiştirecek güce sahip olmanın rahatlığı ile günlerini gün ediyorlardı. Onların mantığına göre AKP zaman içinde yıpranacak, onların yaptıkları yanlarına kar kalacak ve hiçbir şey olmamış gibi tekrar gelip kahramanlar gibi ülkenin yönetimine el koyacaklardı. Ama oyun bozuldu. AKP boyun uzatan koyun olmadığını gösterdi. Asıl güç odaklarının kovanına çomağı soktu. Şimdi kaçan kaçana bir mücadele var, kaçarken birbirini sokanları dikkate almasak bile.
Bu durum karşısında rolünü iyi oynayamayan Sayın Baykal Holiwood sektörünü kıskandıracak bir girişimle diskalifiye edildi. Sen düzgün sahiplenmezsen olacağı budur denildi! Zaten yaptığı ilk açıklamada komplo olarak tanımladığı girişimin devleti dönüştürme planının bir parçası olarak lanse etmesinin sebebi de budur sanırız.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Yani CHP yeni genel başkanla yenilenebilecek mi? Sorusuna.
Kemal kılıçdaroğlu, Baykal´dan çok çok uzaklarda olan bir insan değil. Baykal Genel Başkanlığındaki CHP´nin Meclis grup başkan vekilliği görevini üstlenmiş bir şahsiyet. Destekçilerine baktığınızda Kemal Anadol ve Önder sav gibi politikacılar ki bunlarda partinin genel sekreteri ve ağır toplarından oluşuyorlar. Yani Baykal´ı ayakta tutanların başında gelen isimler.
Malum görüntüler ortaya çıktıktan sonra da Baykal ile en çok konuşan isimler. Dolayısıyla bu isimlerle oluşacak yeni yönetimin Baykal´ın politikalarından uzak bir politika izlemeleri biraz zor görünüyor. Karşı tarafa baktığınızda ise gözü yaşlı sempatizanları görüyoruz. Gürsel Tekin, Mehmet sevilgen gibi isimlerin ağlamaktan ne yaptıklarını anlamak güç. Oysa biliyoruz ki politik alan ağlama yeri değildir. Gözyaşları ile sadakat gösterisi yerine soğukkanlı davranılarak politika yapmak daha yerinde bir davranış olurdu.
Bu gerçekler karşısında üzerinde düşünülmesi gereken CHP´nin genel başkanının mevcut durumda kim olacağından ziyade bu seçimden sonra oluşacak yönetimin yeni bir parti stratejisi ortaya çıkarıp çıkarmayacağıdır. CHP´nin oy profiline baktığınızda sahillerde gezindiğini görürsünüz. Kıyı turizminin yoğun olduğu. ulusalcılığın körüklendiği kendi kendine yetmeye çabalayan, bütün sıkıntılara rağmen yüzde 20´lik oranları aşamayan bir parti. İktidar olmak için bu oy oranlarının yüzde 30´ları üzerine çıkması gerekiyor. Bu mümkün müdür?
Evet. CHP politika değiştirerek iktidara yürüyebilir. Pek fazla değil katı ittihat ve Terakki politikasından vazgeçip sosyal Demokrat bir parti olmaya becerecek politikalar üretirse oy oranı yüzde otuzlardadır.
Sadaka kültürünün yaygınlaştığı, cemaat modelinin yaygınlaştığı, ülkenin mal varlıklarının sağa sola satıldığı, emeğin tarumar edildiği, işsizliğin gittikçe arttığı, sosyal dengenin alt üst olduğu bir dönemde bile ana muhalefet olmaktan kurtulmayan bir partinin yönetimi durup düşünmek zorunda değil mi?
Muhtemel yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğluna gelince bu çıkışını Kemal Sunal filmindeki Mazlumun çıkışana benzetiyorum. Hani Patron kızdığında mazlumu getirin diyordu ya! Mazlum şimdi ben varım diyor. Dayaktan bıktım diyor! Hatırlarsanız bundan bir süre önce Kılıçdaroğlu ne dese Baykal onu yalanlayan bir açıklamayı hemen gerçekleştiriyordu. Bu durum siyaset sahnesinin komiklikler bölümüne alınmıştı. Şimdi Sayın Baykal çıkıp Kemal Kılıçdaroğlu aday değil diye açıklama yapsa ben şahsen hiç şaşırmam.
Politik sahnede sadakat olur ancak Genel Başkanların ekiplerinde bulunan siyasetçileri bu denli ezmeleri görülmemişti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemde kendi mitinginde konuşamayan Kılıçdaroğlu bunların telafisi için uğraşıyorsa bu da iyi bir şeydir.
Next