Sünni Arap bir kökene dayanan ve kendisini İslam adıyla kamufle ederek Irak ve Suriye sınırları içerisindeki bölgeler başta olmak üzere fırsat bulduğu her alanda etrafına saldırmayı meziyet sayan Irak Şam İslam Devleti mensubu militanların Kürtlere yönelik saldırıları devam ediyor.
Önce Suriye’de daha sonra Irakta gözlerine kestirdikleri alanlara saldıran bu gözü dönmüşler Kürtlerden karşılık bulunca adata deliye dönmüş oldular. Kendilerine Müslüman demelerine rağmen Müslümanlar başta olmak üzere bölgedeki herkese ve her inanca sahip insanlara saldıran bu güçlerin neyi hizmet ettikleri eninde sonunda bütün Ortadoğu halkları tarafından görülecektir.
İnsanların değer biçtikleri mekânlara saldıran, kutsal mezarları ve şii camilerini bombalayarak havaya uçuran, Müslüman olmayanları evlerini ve topraklarını terk etmeye zorlayan, insanların kadınlarını ve kızlarını almayı doğal hak sayan, keçilerini kuyruklarına bez bağlamayı zorunlu hale getirecek kadar sapık kararlar alabilen bu güçlerin islama ve insana hizmet etmedikleri çok açık. Belli ki karanlık noktalar tarafından maşa olarak kullanılmaktadırlar ve bu şekilde de kendi yarattıkları şiddetin içinde yok olacaklardır.
Ortaya çıktıkları ilk günden bu yana kendileri hakkında tek olumlu bir haber alabilmiş değiliz. İnsanları öldürdüklerinde bile iyilik yaptıklarını sanan bu insanların tez zamanda insanlık değerleri ile tanışmalarını dileriz.
IŞİD militanlarının Kürtlere yaptıkları saldırılarla ortaya çıkan tablonun bir de olumlu taraflarının görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ölümün elbette olumlu yanı olmaz ancak bu saldırılar artık Kürt liderlerin siyasal kararlar alırken daha dikkatli olmaları ve birbirlerine karşı daha temkinli olmaları gerektiğini de göstermektedir. Çünkü bu saldırılar karşısında dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın her Kürt birlikten başka çare olmadığını kabul etmiştir. Ancak, Kürt kökenli yurttaşlar için geçerli olan bu durumun siyasal temsilcileri tarafından da aynı duygularla karşılansa bile aynı ortak siyasal karar olarak ortaya çıkmadığını belirtmek gerekiyor. O halde tabanda var olan veya oluşan bu fikirlerin tavana da yansıması gerekiyor. Yani Kürt siyasal liderlerinin artık uzlaşmacı tavırlarla ortaya çıkıp birlik konusunda adamlar atması gerekiyor.
Başur’da Berzani ve Talabani, Rojavada Salih Müslüm ve diğer siyasal parti liderleri, Bakur’da Abdullah Öcalan ve HDP yöneticileri olarak kendilerini siyaset sahnesinin aktörü haline getirmiş Kürt siyasal liderleridirler. Her biri etkinlik alanında göz ardı edilemeyen bu Kürt liderlerinin güçlerini birleştirip sağlıklı bir karar almaları gerektiği açık. Çünkü Kürtlerin geleceklerine, komşuları ile gerçekleştirecekleri ortak yaşama, bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerine karar verecek olanlar bu liderler. Kürtler kimlerle birlikte yaşayacaklar, kimlerden uzak duracaklar, nasıl bir yönetim şekli benimseyecekler bu kararları verecek olanlar da onlar. Tabanın isteklerine kulak vermeleri gerekenler de onlar. Bu nedenledir ki Kürt liderlerin artık kendileri yerine, siyasal partileri ve düşünceleri yerine Kürtlerin bir bütün olarak çıkarlarını ve geleceklerini düşünmeleri gerekmektedir.
IŞİD saldırıları da bir kez daha göstermiştir ki Kürtler birbirlerinin yanında yer almazlarsa, birbirlerini korumazlarsa, siyasal çelişkilerin ve farklılıkların dümen suyuna girerlerse topyekun kaybedeceklerdir. Sadece kendileri kaybetmeyecek onlara güvenen dostları da kaybedecek. Onlarla birlikte bin yıllardır ortak yaşam süren insanlar da kaybedecek.
Kürt konferansını ne kadar önemli olduğu bu son saldırılardan sonra da net olarak ortaya çıkmıştır.Kazılan hendeklerin yanlış yerlere kazıldığı da bir daha net olarak ortaya çıkmıştır. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığının Kürt ve Ortadoğu coğrafyasında geçerli olmadığı bir kez daha test edilmiştir. Kürtlerin birbirlerine sahip çıkmaktan başka şanslarının olmadığı da netleşmiştir. O halde yapılması gereken Kürt liderlerin yan yana gelmesi ve uzlaşılan konularda kararlar almasıdır. Farklılıklardan önce uzlaşılan konularda ortak kararlar almaya başlanırsa o zaman parlak bir gelecek için umutların devam etmesi de söz konusu olacaktır.
Tarih her zaman aynı fırsatları vermez. Kürtler için kendi haklarını ve onurlarını koruyarak birlikte yaşamak için de bağımsız yaşamak için de koşullar olgunlaşmaktadır. Bu sürecin heba olmaması birlikte davranılması gerekiyor. Evet, Kürtler kimseyle düşman değil ve düşmanlık yaparak yaşayamazlar. Ama bu kendilerine de düşmanlık etmemelerini gerektiriyor.
Next