Kepenk kapatmak demokratik bir eylem biçimi. Şiddet unsuru oluşturmuyor. Duyulan bir tepkinin ekonomik ve siyasi olarak dışa vurumunun da bir göstergesi.

Bölgemizde sabah dükkânının ya da işyerinin kepenklerini açmayan bir esnafın görülmesi onun başına bir kaza ya da belanın geldiğinin göstergesi olarak anlaşılır.

Ya taziyesi vardır ya da başına hafife alınmayacak bir kaza bela gelmiştir. Kepenk açılmamışsa tanıdıkları o işyeri sahibinin yardımına koşarlar. Destek olmaya çalışırlar.

Cuma günü Batman esnafının yüzde seksen doksanlık bölümünün kepenkleri gün boyu kapalıydı. Belli ki kentte vatandaşları rahatsız eden bir olay olmuştu. Öyle bir rahatsızlık ki kentin büyük bölümü kepenk açamayacak düzeyde etkilemişti.

Ne bir sel vakası,

Ne deprem,

Ne salgın

Ne de saldırı vardı ama kepenkler kapalıydı.

Tarih 9 Ekimi gösteriyordu. 9 Ekim Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışı/çıkarılışı ile başlayan ve tutuklanması ile sonuçlanan sürecin başlangıç tarihi.

Aynı gün DTP önünde toplanan vatandaşların sanat sokağına kadar yürüyerek yaptıkları bir de basın açıklaması oldu.

Milletvekillerinin de içinde bulunduğu kortej Belediye önünden sanat sokağına kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi ve basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında Abdullah Öcalan’ karşı düzenlenen komplo kınandı.

Basın açıklamasından sonra grubun dağılması için Milletvekili tarafından da uyarıda bulunuldu. Grup dağılırken çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bir kesim tarafından yapılan taşkınlığa da polis müdahalede bulundu.

Bizim burada üzerinde duracağımız konu polisin ya da grubun davranışları değil sürecin değerlendirilmesi olacaktır.

Basın açıklaması için yürüyen grubun taşıdığı pankartta “Muhatabınız imralıdır” diyordu. Pankartın ardından yürüyen ise koca bir kent.

Koca bir kent diyorum çünkü bağımsız olarak sandıktan çıkan iki milletvekili,

Kent merkezinden yüzde altmış oy oranı ile seçilmiş bir belediye başkanlığı

Ve ilin en büyük desteğine sahip olan siyasal parti pankartla birlikte yürüyordu. Bunların tamamını yüzde seksen doksanlık bir oranla kepenklerini kapatarak destekleyen bir kentliler topluluğunu da eklemek gerekiyor.

Bir kentin büyük bir çoğunluğu 9 Ekim komplosunu protesto etmek için tavrını ortaya koydu. Bu tavır gençlerin taş atması, polisin gaz bombası veya göz yaşartıcı gaz kullanması, eylemin yasal olup olmaması ya da yapılan müdahalenin yumuşaklığı ya da sertliği tartışmaları içerisinde geçiştirilemez.

Bu tavırlar sergileniyorsa siyasal yönetimin yani hükümetin artık siyasal çözüm modelleri geliştirmesi gerekmektedir.

Bir kent,

Bir bölge,

Bir halk bu kadar tavrını net olarak ortaya koyuyorsa devlet idare edenler çözüm yolunda ilerlemek zorundadırlar.Evet 9 ekimde Kürt sorununun çözümü yönünde ilerleme kaydetmek için içişleri Bakanının bölgede olduğunun farkındayız ancak inisiyatif silahlı kanatların eline tamamen geçmeden atılacak adımların açıklanmasında büyük faydalar vardır.

Bu sorunun şiddet uygulayarak, tutuklayarak, aç bırakılarak çözüme kavuşturulamayacağı artık ortaya çıkmıştır.

Tansu Çiler-Doğan Güreş döneminde uygulanan bu yöntemin sonuç getirmediği aksine sorunu daha da ağırlaştırdığını hepimiz görmekteyiz.

Kepenkler kapanınca kentleri bir yas tutar.

Kepenkler kapanınca insanlar üzülür.

Kepenkler kapanınca kentlerin üzerinde kara bulutlar gezinir.

Kepenkler kapanınca millet hasta, devlet çaresiz kalır.

Kepenkler kapanınca muhatap varım der.

Kepenkler kapanıyor. Muhatabın kim olduğu da söyleniyor. Bu söyleyenlerin işi.

Bizim beklentimiz siyasal iktidarın ya da devleti yönetenlerin halkla devleti karşı karşıya getirme çabalarını önleyecek tedbirleri almalarıdır. Halkın da demokratik eylemliliğini ortaya koyarken adımlarını iyi hesaplamasıdır. Çünkü kontrolsüz güç güç değildir.

Unutmamalıyız ki süreç kararsız kalmayı kaldıramayacak kadar hassastır.