İran´da 1979 tarihinde Humeyni önderliğinde gerçekleştirilen İslam devrimi emperyalizme karşı ortadoğuda yükselen bir direniş olarak görüldüğünde sempati ile izlenmişti. Ancak aradan geçen süreçte İran yönetiminin ortaya koyduğu irade şekli bırakın bu ülkenin sempatik durmasına nefretle anılmasına neden olmuştur. İran İslam cumhuriyeti artık dünya literatürüne İran idam cumhuriyeti olarak anılmaya başlanmıştır.
Son olarak Evin cezaevinde bulunan beş siyasi tutsak idam edildi. Ferzad Kemanger (33), Eli Heyderiyan, Ferhad Wekili ve kadın Şirin Elem Helu (28) ismindeki öğretmenler ile birlikte Tondar örgütü mensubu olduğu belirtilen bir kişi daha idam edildi. Halen 18 Kürt kökenli mahkûm idam edilmeyi bekliyor. Aralarında Zeynep Celaliyan´ın da bulunduğu idama mahkûm edilen tutsaklardan en az 4´ününün yattıkları cezaevlerinden alınarak başka yerlere götürülmüş olması idam edilmiş olabilecekleri ihtimalini doğurmuştur.
Af Örgütü´nün raporuna göre, İran´da 2008´de 346, 2009 da ise en az 388 kişi idam edildi.
Daha evvel İran´daki idam olayları ile ilgili olarak Zeynep Celaliyandan gelen mektubu sizlerle paylaşmıştık. Zeynep´in akıbeti şu anda bilinmemektedir. Ancak geçen Pazar günü sabaha karşı idam edilen Şirin Elem Helu´nun son mektubunu sizlerle paylaşmak gerekmektedir.
Şirin asılmadan yedi gün önce gönderdiği mektubunda şunları kaleme almış:
"Cezaevinde üçüncü yıla giriyorum, en kötü şartlarda gecen üç yıl. İlk iki yıl legal savunmadan yoksun, avukatsız bırakıldım. Davama yönelik hiçbir soruma yanıt alamadım ve en sonunda haksiz bir kararla idam cezası aldım.
Neden cezaevindeyim, neden idam cezası aldım, sucum nedir, yoksa Kürt olmak mı? Öyleyse, ben zaten Kürt doğdum!
Dilim Kürtçe, ailem, arkadaşlarım ve içinde yasadığım toplumla bu dilde anlaşıyorum. Ama simdi bunu konuşmam, okumam ve yazmam yasak. Bu dilde okula gitmem yasak. Kürt olduğumu inkar etmem isteniyor ama bu kendi mi inkar etmek olmaz mı?!
Sayın hâkim ve sorgu amirleri:
Beni sorguladığınızda dilinizi konuşamadım ve sizi anlamadım. Farsçayı son iki yıldır cezaevinde öğreniyorum ve siz beni anlamadığım bir dilde sorguladınız, yargıladınız ve ceza verdiniz, hemde bana savunma hakki bile tanımadınız!
Maruz kaldığım işkence gece kâbuslarına dönüştü, gördüğüm işkenceden sonra ağrılarım çekilmez ve sorguda başıma tutulan havadan sonra ortaya çıkan inanılmaz bas ağrılarım, ağırlaştığı zamanlarda kendimi tanımaz hala sokuyor. Gördüğüm işkenceden kalan başka bir "hediyenizse" görme yetimi kısmen yitirmem ve gittikçe
kötüleşmesidir. Bunun için gözlük başvurum hiçbir şekilde dikkate dahi alınmadı. Simsiyah saclarım üç yılda ağardı.
Bu yaptıklarınızı sadece bana değil tüm Kürtlere, Zeynab Celaliyan ve Ronak Sanarzade´ye de yaptınız. Kürt analarının gözleri yaşlı, her çalan telefonda olum haberlerimizi bekler oldular.
Bu gün 2 Mayıs 2010 beni tekrar 209 nolu bölümde sorguya aldılar. Bana işbirliği önerdiler, karşılığında bana af çıkaracaklarını ve asılmaktan kurtulabileceğimi teklif ettiler. İşbirliğinden kastlarını anlamıyorum, söylediklerimden farklı söyleyecek hiçbir şeyim yok. Kendi söyleyeceklerini tekrar etmemi istediler, red ettim.
Sorgulayanlardan biri bana, "seni gecen yıl bırakacaktık ama ailen bizimle işbirliği yapmadı" dedi. Yani ben rehin tutuluyorum ve istediklerini alıncaya kadar da beni bırakmayacaklar. Bu su anlama geliyor ya mahkûm olarak tutacaklar ya da asarak yok edecekler ama sonuçta beni asla bırakmayacaklar.”
Shirin Alam Haloo
Next