Bir imzanın ıslak mı kuru mu olduğunu anlamak için sekiz ay beklemek gerekiyormuş. Bu süre içerisinde nice kağıt parçaları çoktan ıslanıp kurudu bile.
Her şey o kadar açık seçik cereyan ediyor ki. Paspas edilen hukuk ve sindirilmek istenen savcı ve hakimler. Bunu yapmaya çalışanlar ise sıkılmadan makamlarını hala işgal edebiliyorlar. HSYK Başkanı Kadir Özbek, her şey normalmiş gibi davranmaya devam ederek milletin nezdinde adeta kutsallık seviyesinde değerli olan hâkimlik ve savcılık mesleğine hakaret etmektedir.
28 Şubat´ta asker brifinglerine koşturarak gidenleri çoğu bugün HSYK´nın yöneticisi durumundadır. Kendilerini milletin üstünde gören bu zevat, aynı zamanda yaptıkları hiçbir kanunsuz eylemden sorgulanmayacaklarına o kadar emin olmuşlar ki.
İşte demokrasinin ve hukuk devleti ilkelerinin yerleşmediği ülkelerin açmazları. Demokrasi ve hukuku kendilerine yontan bir anlayış. Demokrasi ve hukuk kendilerine yaradıkları sürece savunulmaları gerekir. Geniş halk kitleleri demokrasi ve hukuktan kendileriyle aynı şekilde faydalanmaya başlarlarsa, o zaman durum değişir. Gerekirse demokrasi rafa kaldırılır, olmazsa darbe yapılır. O da olmazsa ortam oluşturulur, ama yine darbe yapılır.
28 Şubat postmodern darbesi halkın gözünü bu anlamda açtı. Ama ne yazık ki, bedeli de ağır oldu. Halkımız bu kötü deneyimi yaşadı, hala da kısmen yaşamaya devam ediyor. Çünkü başörtüsü yasakları devam etmekte, başörtülüler kamuda hala esaret altında yaşamakta, dışlanmaktadır.
Bu süreçte demokratik cephe de güçlendi. Hak ve demokrasi arayışları hız kazandı. Tabular yıkılmaya başlandı. Konuşulamayanlar konuşulmaya, yazılamayanlar yazılmaya başlandı. Darbecilerden teşekkür mektubu alacak kadar kalemlerini satan gazeteciler kadar halkın gönlünde taht kuran, halkın hürriyet ve demokrasi aşkını alevlendiren yazarlar da vardır.
Görüldüğü gibi artık imzaların ıslak da olsa kuru da olsa sahipleri hesap verecek. Kapalı kapılar arkasında yazılan eylem planları da eyleme geçmeden çöpe gidebiliyor. Yeter ki, bizler hakkımızı ve özgürlüklerimizi savunmaktan vazgeçmeyelim. Ekmek ve su kadar özgürlüklerimize ve demokrasiye sahip çıkalım.
Next