Halkların Demokrasi Partisi 7 Haziran 2015 Genel seçimlerine parti olarak katılma kararı aldı. Aslında bu çok sıradan tartışılmaya bile gerek olmayan normal bir konu hatta Türkiye’deki şartları bilmeyen birisine bir siyasal partinin siyasal parti olarak seçime girme konusunu aktarsanız belki güler geçer ama maalesef bizde konu farklı.
Neden farklı?
Çünkü antidemokratik bir baraj meselesi var. 12 Eylül askeri rejiminin yürütmeyi güçlendirmek için ortaya koyduğu ve gelen her iktidarın gelmeden karşı olduğu, geldiğinde de koruduğu bir sistemimiz var.Türkiye genelinde %10 oranında oy alamayan siyasal partiler parlamentoya giremiyor.
Hal böyle olunca da tabanının neredeyse tamamına yakını Kürt seçmenden oluşan ve Türkiye’de demokrasi ve hak arayışında bulunan HDP ve diğer siyasal partiler bu barajın altında kalıyorlar. Bu partilerden birisi olan HEP geleneğinden gelen ve son olarak HDP olarak ismini değiştiren siyasal anlayış ve partisi bu çıkmazdan kurtulmak ve başta Kürt sorunu olmak üzere ülke sorunlarını meclise taşımak için farklı bir yol denedi. Seçimlere bağımsız adaya olarak girdi ve kazandığı milletvekillerini mecliste kendi çatısı altında birleştirerek grup kurdu. Yani baraja arkadan dolanarak bir gol attı.
Beklenmekteydi ki bu durumdan sonra baraj düşürülsün veya en azından makul bir ölçüye getirilsin ve kimse böyle dolambaçlı yollara girmesin ama yine olmadı. Olmayınca da milletvekili seçilme pozisyonunu riske atarak seçimlere parti olarak girme kararı alan HDP’nin durumu tartışma konusu oldu.
Öyle ya eğer seçimlerde baraj aşılmazsa ne olacak?
Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. Baraj üzerinde tartışılmayacak kadar açık bir şekilde hak ihlali ve antidemokratik bir durum ama var!
Bir siyasal parti eğer bir ülkede politika yapıyorsa eninde sonunda bütün barajlarla mücadele etmek zorunda. Baraj korkunuz sürdükçe başka sorunlarla karşı karşıya kalırsınız. Ve dünyada bağımsız milletvekilleri ile iktidara gelen bir siyasal parti göremezsiniz. Eğer derdiniz sadece belirlediğiniz isimleri meclise göndermek ise bu farklı ama derdiniz bu değil de sorunlara çözüm bulmakta ise o zaman siyasal parti olarak seçime girmek zorundasınız.
Gelelim barajın aşılması sorununu. %10’luk baraj meselesi artık alınan bu kararla HDP’den çok diğer siyasal partilerin ve hükümetin sorunu. Çünkü hak, demokrasi ve Kürt meselesinde Kürt siyasal hareketinin meclis dışında kalması sadece bu hareketin sorunu değil. Sorunu meclis çatısı altında çözmek isteyen herkesin sorunu. Bu partinin meclise girmek gibi çok da zorunlu bir sorunu yok. Meclis dışında kalarak da faaliyetlerini sürdürüyor. Mecliste olması kişisel olarak milletvekilli dokunulmazlığı ve alınan maaştır ki bu iki konunun de HDP milletvekilleri için sorun olmadığını biliyoruz. Zaten her toplumsal olayda saldırıya uğruyorlar ve yaralanıyorlar ya da itilip kalkılıyorlar. Maaş meselesi de zaten tartışma konusu olmuyor.
Buna rağmen olumlu adımların atıldığını da görmek gerekiyor. HDP gözünü Büyükşehirlerdeki oylara dikmiş durumda. Aslında Türkiye konjektörü bu partinin ana muhalefet durumuna gelmesine müsait ancak ona yüklenenler o kadar haksız ithamlarda bulundular ki şimdi geri adım atsalar olmayacak atmasalar söyledikleri başlarına bela oldu. Eğer legal siyasal bir partiyi neredeyse teröristlikle suçlarsanız sonuçta böyle bir tablo ile karşı karşıya kalırsınız!
Geçen Pazar günü Kadıköyde  ALEVİ Dernekleri ve Eğitim-Sen, "Laik, bilimsel, anadilinde eğitim ve demokratik yaşam için dayanışma ve birlik mitingi" düzenledi. HDP’nin de katıldığı miting meydanında hem Atatürk hem Öcalan posterleri vardı. Bu mitinge HDP, EMEP, Birleşik Haziran Hareketi, DİSK, KESK, TTB, TMMOB gibi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının destek verdi. Bu desteğe sahip olan etkinliğe binlerce yurttaş katıldı.
Bu resim artık ötekileştirilmiş kesimlerin yavaş da olsa bir araya gelmeye başladığını göstermektedir. Alanlarda bir araya gelenler sandıkta da aynı birlikteliği sergilerlerse HDP’nin baraj sorunu kalmayacak. Kaldı ki HDP sadece bu kesimlerden değil diğer siyasal partilere oy veren Kürt, alevi ve ötekileştirilmiş diğer kesimlerden de oy istiyor. Bu da istenin hedefi yakalamada fırsat doğuran bir durum. Bütün bunlara rağmen farz edelim ki baraj aşılmadı o zaman kıyamet mi kopacak?
Elbette hayır.
Bu barajı yerle bir etmek için mücadeleye devam edilecek o kadar.