Darbe planları ile yatıp kalkarken asıl karşı darbeyi Anayasa Mahkemesi yaptı. Askere sivil yargı düzenlemesini iptal ederek şeffaflık ve demokrasiyi getirecek uygulamalara izin vermeyeceğini beyan yani bizleri “balyoz” lar altında ezilmeye itmiştir.
Darbe anayasasını korumaya yeminli hukukçulardan, milletin isteklerine uygun kararlar beklemek saflıktı. Bu düzenlemenin iptalini duyunca neden bazı meşhurların hastaneleri mesken tuttuğunu, zaman kazanmak için her yolu denediklerini de öğrenmiş bulunuyoruz!…
Çiçek´leri kopartmamak ve soldurtmamak için gereken neyse yapıldı. Anlaşılan o ki, kolu kanadı kırılan Şergenekon tüm şerleriyle saldırmaya devam edecek. Balyoz Eylem Planını okuyunca neden bu ismi verdiğime hak vereceksiniz. Çünkü bu eylemleri uygulamak, uygulamaya çalışmak bir yana en masumane senaryolarını yazmak bile insanı ürpertiyor.
Eylem planına göre öncelikle tutuklanacak gazeteci ve yazarları tebrik ediyorum. Zaten bu kadar samimi, demokrat, inançlı yazar ve gazetecilere ancak böyle gözünü kin ve nefret bürümüş şer odakları tutuklatıp içeri attırabilirdi.
Ya diğer listede adı geçenler. O listeye yakıştıramadığım ve yazılarıyla o safta olamayacağını belli eden gazeteciler hariç, diğer gazeteciler o listeyi görünce göğüsleri kabardı mı yoksa, utançlarından yüzleri mi kızardı?
Ne yazık ki, faydalanılacak kişilerin listesi daha kabarık. Bu da ülkemizin basın ve fikir adına kara bir lekedir. Yani darbe ortamı hazırlamak için her türlü eylem yapılacak, insanlar katledilecek ve basın mensupları olacak kişiler bunları görmeyecek, görmedikleri gibi zımnen kabullenecek ve darbecilere yaltaklanarak ses çıkarmayacak. Yazıklar olsun böyle düşünebilecek bir insana ve özellikle bu bir gazeteciyse.
Uzaktan bakıldığında basit bir anayasa maddesi değişikliği gibi görünen askere sivil yargı yolunun açılması düzenlemesi meğer ne kadar önemliymiş. Ak Parti´nin neden sevilmediği ve iktidardan uzaklaştırılması için neden bu kadar çaba gösterildiğinin nedenleri bu gibi olaylarla daha çok ortaya çıkıyor.
Karanlıklar ülkesinde yaşamaya alışmış yarasaların ışıktan rahatsız olmaları doğaldır. Faili meçhuller, banka hortumlamalar, Kürt sorunu üzerinden rantlar elde etmeler ve bu arada Kürtleri ile İslami muhalefeti bertaraf etmek için yapılan planların bozulması tabii ki hoşlarına gitmeyecekti.
Sivil dikta var diyerek Milli Şef diktasını hayata geçirmek isteyenlerin Ergenekon´un avukatlığına neden soyundukları şimdi daha iyi anlaşılmaktadır ki, söz konusu düzenlemeyi iptal ettirmek için düğüne gider gibi Anayasa Mahkemesinin kapısına koşmuşlardır.
Onlar ne Mehmet Ali Ağca´dan ne de Ogün Samast´tan rahatsız olmazlar. Çünkü onların istedikleri düzen Ağca ve Samast´ların sırtından makam devirecekleri düzendir.
Bütün bunlar göstermektedir ki, sivil ve demokratik yeni bir anayasa artık farzdır. Bu istek ertelenemez. Halkın tümünü kucaklayıcı ve kuşatıcı demokratik bir anayasa için iktidar elini daha çabuk tutmalıdır. Aksi halde kendisi gideceği gibi ülkeyi de karanlığa sevkedecektir.
Next