Son dönemde düzenlenen operasyonlar değerlendirildiğinde işlerin iyi gitmediği yönünde yurttaşların genel kanı taşıdıkları görülmektedir. İktidardan beslenen veya özel anlaşmazlık besleyenlerin dışında hangi kesimle konuşursanız konuşun olup bitenin rahatsızlık verecek seviyeye geldiğini söylemektedir.
Yurttaş açıkçası arada ezilmekten yana değil. Aynı zamanda kendisine dayatılmaya çalışılan taraf olma baskılarından da hoşnut değil. Evet, taraf olanlar zaten taraf ve ellerinden gelen mücadelelerini yapıyorlar. İnandıkları yolda yürümeye devam ederek ancak yaşananlar gerçekten sıkıntı verici.
Son dönem AKP politikalarının ne anlama geldiğini anlamak açısından Fadime Özkan’ın Başbakan yardımcısı Prof.Dr. Beşir Atalay ile yaptığı röportaj değerlendirilmeye değer diye düşünüyoruz.
Söylediklerinin bir bölümüne katılmak mümkün değilse de bakış açısının ne olduğunu çözümlemek anlamında yararlı bir çalışma olduğu açık. Röportajdan bazı alıntılar dikkate değer. Sayın Atalay son dönem operasyonlarla devletin vatandaşı kazandığını kazanmaya çalıştığını belirtiyor. Bugün gelinin nokta konusunda şunları söylüyor;“Bugün geldiğimiz noktada benim içimdeki duygu şudur: Türkiye bu sorunu artık kökten çözecek. Ve AK Parti hükümetleri dönemi bunun için çok büyük fırsattır. Çünkü AK Parti dönemlerinde bu sorunlar derinlemesine ele alındı, çözüm için çalışıldı. Yoksa bugüne kadar olduğu gibi daha büyük açmazlar olurdu. Son dönemdeki karmaşık görüntüye rağmen toplumun her kesiminde bu konuda daha rasyonel düşünme, daha demokratik, konuları daha rahat konuşma özelliliği arttı. Artık her kesimde bu konuda pozitif değerlendirmeler oluyor. İnsanlar kim kimdir, daha iyi tanıdı, tanıyor. Şu an öyle bir noktadayız.”
Atalay aynı zamanda bugün gelinen durum karşısında sorunun çözümü noktasında umutlu olduğunu da belirtiyor.
Devlet odaklı değil insan odaklı siyaset
Sayın Atalay çalışmalarını ve partisinin bakış açısını da şöyle açıklamakta;“Ben AK Parti’nin vitrininden ziyade mutfağında çok çalıştım. Kurulurkenki programından başlayarak bütün seçim beyannamelerinin, hükümet programlarının oluşmasına yoğun katkı verdim. Oradaki her cümleyi çok önemsiyorum çünkü çok düşünüp tartışarak müzakere ederek yazdık. Türkiye’yi değiştirmek, şeffaf, açık bir ülke haline getirmek, geçmişte devletin veya devlet adına birilerinin yaptığı hukuksuzları yanlışları açığa çıkarmak, daha açık bir toplum haline getirmek, herkesin her şeyin bildiği ve geleceğe de daha umutla baktığı bir ülke haline getirmek istedik. Bu konuları bu derinlikte ele aldık.
AK Parti’nin getirdiği temel yaklaşım ise insan odaklı, devlet odaklı değil. Devlet insana hizmet için var. Esas olan insandır. Bizim temel ilkemiz net: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Osmanlı o yüzden uzun yaşamış. O yüzden burada devleti riske etmek değil bilakis devlete güveni azalmış insanlarımızın devlete güvenini sağlamak. Ve sağladık da. Haksızlıklar bittikçe, karşısında daha adil bir devlet gördükçe güveni artıyor vatandaşın.”
Güvenlik eksenli operasyonlar yürütülürken, yurtiçinde ve yurt dışında dağ taş bombalanırken Roboski de öldürelen 34 sivil yurttaşın savaş uçaklarının saldırısına uğramasını insan odaklı çalışmanın neresine koymamız gerektiği konusunu da unutmamak gerekir. İşin ilginç olan bir yanı da alınan operasyon kararları konusunda sayın bakanın eleştiriler konusunda benimsediği tavır. Sayın bakan konu ile ilgili olarak şunları belirtmekte; “17 Ağustos öncesi oturduk konuştuk ve içerde-dışarıda operasyon kararı aldık–zaten meclis yetki vermişti- . Benim yeni dönemdeki görevim Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Koordinasyonunu yürütmek. Sizin, yeni dönemde güvenlik öne geçti dediğiniz durum budur. Buraya nasıl gelindiğini görmek lazım. Türkiye burada haklı bir konumdadır. Ve bize dışarıdan ve içeriden hiçbir rahatsız edici eleştiri gelmemiştir. Sebebi çok meşru bir zeminde olmamız ve hukukun içinde olmaya çok gayret etmemizdir. Tüm güvenlik kurumlarımız, askerimiz, polisimiz bu işleri yürütürken yine insani bakış hep korundu.”
Operasyonların başladığı günden bu yana neredeyse gösteri ve açıklama yapılmayan gün kalmamışken bu yaklaşımı göstermek anlaşılır değil. Kaldi ki amaç insanların kazanılması olduğuna göre başkalarının ne dediklerinden ziyade yurttaşların ne istedikleri de önemli değil mi?
“Devlet vatandaşını kazanıyor şu anda.”diyor sayın bakan. Sağ mı ölümü diye sormak lazım?Sayın bakan ülkede göreceli olarak sağlanan olanaklar konusunda da gerçeği ortaya koyuyor;”Benim samimi kanaatim, bir kısmı fiili uygulamalarla rahatlatılmış hususlar var. Bunların hepsinin anayasa ve yasalarla güvencesini bulması lazım.”
Ne diyelim dileğimiz en kısa zamanda yasal düzenlemelerin yapılması!
Next