İnsanoğlunun belirlediği yaşam kuralları çerçevesinde en yüksek hayat standardının yakalandığı sistem olması hasebi ile demokrasi, çağdaş yönetim anlayışının vazgeçilmez yönetim şeklini almıştır denilebilir. Bu nedenle beklentiler sıralanırken çıta hep demokratik beklentilerle süslenmiş bu yönetim anlayışından geçiyor. Avantajları yok değil elbette. Serbest piyasa ekonomisi sayesinde de kaynakların kullanımında göz ardı edilemeyecek avantajlara sahip. Kuvvetler ayrılığı prensibi nedeniyle belli bir zümrenin göreceli üstünlüğünü de yok etmiş sayılır. İstisnalar ise kural ihlali olarak genel kabul görmekte. Yani kısacası eşitlik ve adalet adına hayal edilen en yüksek nokta, demokratik beklenti olarak beynimize yerleşmiş bulunmakta.

 

    Çoğumuz sosyal yaşamda eşitliğin, adaletin, haksızlığa karşı çıkışın tanımlamasını demokrat olmakla özdeşleştiririz. Yapılan yaptırımların adaletsizlik içerdiğini düşündüğümüzde bu davranışları anti demokratik olarak gördüğümüzü belirtir ve demokratik bir hak olarak bunu dillendirmeyi de görev sayarız.

 

    Demokrasiyi, yönetim erkini elinde bulunduranları frenleyen bir sistem,demokratlığı ise bu sisteme karşı direniş kişiliği olarak kabul ederiz. Yani haksızlığa karşı, adaletsizliğe karşı, baskıya karşı, sömürüye karşı hep demokrat kişiliğimiz ile kalkan oluruz.Taviz veremeyeceğimiz bir şey varsa o da Aslan demokratlığımızdır!

 

   Peki, gerçekten hiç demokratlığımızı hesaba çektiğimiz oluyor mu? Mesela dışarıya karşı böbürlene böbürlene sergilediğimiz demokratlığımız aile yaşantımızda ne kadar kendini gösteriyor. En aslan Demokratlarımız aile içi şiddet konusunda kendilerini kontrol ediyorlar mı? Mesela eşinize şiddetin her türlüsünü uygulamama kararını kaç tarihinde aldığınızı hatırlıyor musunuz? Yoksa bu kadar demokrat kişiliğinize rağmen hala böyle bir kararınız yok mu?

 

    Peki, aile yaşamı çok özel olduğu için oradan geçelim. Mesela arkadaşlarınız, siyasal düşüncenizin ortak olduğu gruplarınız arasında lafta mangalda kül bırakmazken hiç ayak oyunları ile kimseyi elediğiniz oldu mu? Sırf beklentilerinizi tatmin etmedi diye çevrenizdeki insanların ayaklarını kaydırmaya neden oldunuz mu? Belki bundan da öteye önünüzü, ufkunuzu açmaya çalışan insanları sizden daha iyi olduklarını düşündüğünüz ve bunu itiraf edemediğiniz için sistem dışına itmeye çalıştınız mı? Örnekleri çoğaltma mümkün ama bunları yapıyorsanız demokratlığınız kocaman bir yalandan ibarettir bilesiniz.

 

   Unutmamalıyız ki sevgili okurlar demokrat olmak demokrasiyi savunmak aynı zamanda bir sevgi gücünü, sevme iradesini de beraberinde taşımalıdır. İnsanı, doğayı, yaşamı sevmeyenler sevemeyenler demokrat falan olamazlar. İnsanı, doğayı, yaşamı sevmediği halde seviyor gibi görünenlerin maskeleri iktidara geldiklerinde düşür. Yönetim erkine karşı adalet sembolü sloganı ile ortaya çıkan bu tip demokratlar yönetim gücünü görünce en zalim diktatörlerden bile daha fazla diktatör olurlar. Geldikleri makamları kişiliklerine sinmiş olan ezikliğin intikam aracı olarak görürler. İkna güçleriyle, sevgileriyle, bilgileriyle yapamadıklarını zulüm ederek gerçekleştirmeye çalışırlar. Bunu da demokratik kişilik adı altında sinsice gerçekleştirme gayretindedirler.

 

    Demokrat olmanın göstergesi öncelikle kendi yandaşları olmak üzere insanları dinleyebilme metaneti göstermekten geçer. Güçlüyken güçsüzün yanında bulunmaktan geçer, yapabilme kudretine sahipken affetmeyi denemekten geçer, nefret edilecek durumlarda bile sevginin en büyüğünü göstermekten geçer. Demokrat olmanın da demokrasiyi savunmanında çıtası budur.

 

    Demokrasi ve demokratlık adına bir şeyler yapabilecek konumdayken bunu yapmayanların düştüklerinde yanlarında hiç kimseyi bulmamalarına şaşmamak lazım. Böyle tiplerin de kendilerini bu duruma hazırlamalarında büyük faydalar bulunmakta. İnsanlar kendi kişiliklerine ihanet edebilirler ama bununla yetinmeyip insanların inanç değeri haline getirdikleri demokratlık ve demokrasiyi de beraberlerinde kirletirlerse yanlış yaparlar. Günün birinde mutlaka şapka düşer kel görünür. Sahte demokratlardan oluşan şakşakçı takımı da kralın çıplak olduğunu kabul etmek zorunda kalır. Sahte demokratlar ise eşeğinin kuyruğuna teneke bağlanan kaymakam misali memleketi terk ederler.

 

   Son zamanlarda ne kadar de memleketin terk eden demokrat gördük değil mi sevgili okurlar!