Cumhuriyet bayramını kutluyoruz. Belkide anlamını ve önemini tam olarak kavramamış olarak, kıymetini tam olarak bilmeden hatta bizi neden topladıklarının önemini bile benimsemeden.
Oysa cumhuriyetin ne kadar büyük bir erdem olduğunu kavramış olsak, belki de canımız kadar korumamız gereken bir yönetim şekli olduğunun da farkına varırız. Cumhuriyetin ne kadar güzel bir yönetim mantığını içerdiğini bilsek ona ve değerlerine olan inancımız da o kadar perçinleşecek.
Bakmayın birilerinin eskiye olan özentisine, ülkelerin, milletlerin halkların geçmişlerine bakıp dersler almasına elbette önem vermekteyiz. Tarihine sahip çıkmayanları desteklemek elbette benimsenemez ama yönetim modeli olarak geçmişe takılmak, geçmişin eksikliklerini görmemek yanlışta ısrar olarak algılanmalıdır.
Cumhuriyetle birlikte tam 85 yıl geçirdik. Cumhuriyet nesli, artık torunları ile temsil sahalarında bulunuyor.
Cumhuriyeti öylesine benimsedik ki bayramını bile kanıksadık.
Cumhuriyet ve onun rejimi olan demokrasi artık bizler için vazgeçilmez temel unsurlar olmuştur. Kim isterse istesin, ne adına olursa olsun bu değerlerin sahiplenmesi ve korunması herkes için vazgeçilmez temel unsur olmalıdır. Bu ülkede cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi sahiplenmek çağdaşlık yolunda gözü olan her vatandaşın temel görevidir. Cumhuriyet ve demokrasiyi hiç kimse için değil, kendimiz ve geleceğimiz olan çocuklarımız için sahiplenmeliyiz.
Çünkü cumhuriyet ve demokrasi hür düşünmek demektir, hesap sorabilmek demektir, sorgulayabilmek, adaleti ve eşitliği isteyebilecek rejim demektir. Yasanın üstünlüğü, milletin egemenliği demektir bu nedenle bu temel unsurlardan vazgeçilmez.
Cumhuriyetimizi ileri götürme ve demokrasimizi geliştirme notlarında yaşanan eksiklikler elbette eleştirilebilir ve eleştirilmektedir. Belki de kendi alanında bu konuda en fazla hassasiyet gösterenlerdeniz. Ama bunu yaparken kesinlikle bindiğimiz dalın altına dinamit koyma anlayışımız olmaz, olamaz, olmamalıdır.
İnsan hak ve hukukunun en az eksikle korunduğu, doğanın yaşatıldığı, kaynakların adil dağılımının sağlandığı, şeffaflığın erdem olarak görüldüğü bir cumhuriyeti ve demokratik yönetimini arzulanan ve uğrunda mücadele verilmesi gereken unsur olarak kabul etmek gerekir.
Bunu yapmanın yolu ise demokrasinin dili olan siyaseti ve diplomasiyi kullanma becerisi göstermektir.85 yılını doldurduğumuz cumhuriyetimizi ve demokrasimizi kafatasçı bir zihniyetle, şabloncu bir zihniyetle ileriye taşımamız mümkün değildir. Demokrasimizi ve cumhuriyetimizi silahlı mücadele ile geliştiremeyeceğimiz gibi silahlı baskı ile de geliştiremeyiz, ilerletemeyiz.
Cumhuriyette ve onun yönetim şekli olan demokraside asıl olan sevgidir, barıştır. Sevgi ve barışta, kardeşlikte ve birlikte yaşamda ısrar etmek gerekiyor. İnatçılık bu konularda olmalıdır. Kin ve nefrette, savaşta, yakıp yıkmakta, çatışmakta ısrar yanlışta ısrardır. Sonucu hepimize ilkokulda öğretilen iki inatçı keçi hikâyesinin sonu ile benzerdir.
Bu cumhuriyetin ve demokrasinin kurulup geliştirilmesi için akan kanları hatırlarsak bu bedellerin inatlaşalım,birbirimizi yiyelim diye ödenmediğini de anlamamız gerekir.Yöneticilerimizden ve bu ülkeyi barış içerisinde görmek isteyenlerden ricamız kendilerinden beklenen olgunluğu göstermeleridir.Cumhuriyeti kutluyor ve nice yüzyıllara diyoruz.Daha güzel günlere ulaşmak dileğiyle…
Next