Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan partisinin son grup toplantısında yaptığı konuşma, bölgemizde süren çatışmalı ortamın çözüm merkezini göstermesi açısından çok can alıcı bir öneme sahiptir. Sayın Başbakan, sorunun çözümünün “Siyaset ve diplomasidedir” belirlemesi ile askeri yöntemlerin sorunun çözümünde belirleyici olmadığını da itiraf etmekle belli bir noktaya gelmiş bulunmaktadır.

Sorunların çözüm metodunun anlaşılması beraberinde muhataplık ve çözüm konusundaki aşamaları da belirler.

Sorun siyasetle çözülür diyen birilerinin siyaseti kiminle yürüteceğini anlamak için çok da intelligent olmaya gerek yok. Siyaset siyaset sahnesinde olanlarla yürütülecektir demektir. Resmi muhatap, legal muhatap kamuoyu tarafından resmiyeti kabul edilmiş olanlardır. Yani sorunun göbeğinde bulunup çözümü konusunda kendini muhatap olarak görenlerdir. Yani Sayın Başbakan sorunun çözümünü siyaset ve diplomaside görüyorsa söylediğinin arkasında durarak parlamento içerisinde var olan muhatapları ile hemen ve önkoşulsuz olarak görüşmelere başlamalıdır.

Ülkemizin temel ve acil sorunu bir an önce silahların susturulması meselesidir. Öncelikle güç gösterisinde bulunma yerine akan kanın durdurulması gerekmektedir. Bu alanda kim kendini muhatap görüyor yada kendisinde inisiyatif görüyorsa silahların susması ve ateşkesin sağlanması için çağrıda bulunmalıdır.

Konu silahların gölgesinde değil demokrasinin hoşgörüsü çerçevesinde tartışılmaya açılmalıdır.

Gâvur dağının ötesi berisiyle ilgilenecek tartışmaları bu mecralara çekecek tartışmalardan uzak durulması bu ülkede yaşayan herkesin çıkarına olacaktır.

Kimsenin varlığını ispat etmek için can yakmasına da gerek yoktur. Bu memlekette kırk kişi yaşıyorsa kırkıda birbirini çok iyi tanımaktadır artık.

Türkiye’de sorunların çözümü konusunda politika ve inisiyatif kullanacak olan tek gücün Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olması gerekmektedir. Sevelim. Sevmeyelim vatandaşların ezici çoğunluğu ile iktidara gelmiş ve hükümeti kurmuş bir siyasal parti bulunmaktadır. Dolayısıyla muhatap hükümettir. Geri kalan kesimler ve temsilliyetler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar meşruiyetleri hükümete olan bağlılıkları ile ölçülebilmelidir.

Bu karara vardıktan sonra sayın başbakanın çözüm siyaset ve diplomasidedir dedikten sonra hemen hemen her gün sınır ötesi hava saldırıları konusunda da bir açıklama yapması gerekmez mi? Gerekçesi ne olursa olsun sınır ötesi hava saldırılır ile başka bir ülkenin egemenliğinin ihlal edildiğini göz ardı etmemek gerekmektedir.

Çözüm siyasette ise 15 günde yedi hava saldırısını sınır ötesinde yapmak ne kadar gerçekçi görünür?

Çözüm siyasette isi her gün basın yayın organlarının yayınını yasaklamak nasıl izah edilecek?

Çözüm diplomaside ise anlamsız yasaklamaların mantığını nasıl izah etmemiz gerekecek?

Çözüm siyasette ise siyasilerin elini sıkmayı koşullara bağlamanın mantığını kim izah edecek?

Çözüm siyasette ise operasyonları kim durduracak, yasak bölgeleri kim kaldıracak?

Çözüm siyasette ise lütfen birileri açıklasın bu gözünü sevdiğim siyaset parlamentoda değil de nerede yapılacak?

 Muhatap kim olacak?

 Kardeşkanının akmasını kim durduracak?

 Anaların yüreğinin yanmasını kim engelleyecek?

 Bizi gündüz cenaze merasimlerinden gece mezarlık ziyaretinden kim kurtaracak?

Doğrudur çözümün yegâne yolu ve yöntemi siyasettedir. Siyasiler bu sorunu çözüme kavuşturmak zorundadırlar. Bakın bugüne kadar açıklanan rakamlara göre 7.946 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş. Ancak çatışmalar sırasında ölenlerin sayısı 40 binlere varmış! Geride kalan 32 bin vatandaşın yarattığı acıları görmek siyasetçilerin işi değil midir?

Siyasetçilerden beklentimiz birbirleri ile sataşacaklarına ülkenin sorunlarına acil çözümler bulmalarıdır. Çözümün yerini gösterip sahadan kaçmanın bir anlamı yok değil mi?