Cezaevleri suç işleyen insanların işledikleri suçun bedeli olarak özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları yerlerdir.

Yeryüzünde yaşam birinci temel öğe olarak kabul edilirse, ikincisi özgürlüktür. Hatta bazen öyle bir durum yaşanır ki özgürlük ve özgür yaşamama riskine karşılık insanlar yaşamlarından bile vazgeçebiliyorlar.

Modern çağda suç işleyenlerin bunu tekrarlamamaları için cezaevlerinde ıslah edilmeleri çalışmaları yapılmaktadır. Tabi suçun niteliklerini de birbirinden ayırmak lazım. Kader kurbanlarını, bir anlık öfkelerine yenik düşenlerini ayırırsak geriye kalanların da toplumdan tecrit edildikleri yerlerdir cezaevleri.

Her toplumun kendi yaşam normları içerisinde belirlediği bir takım cezai kurallar bulunur. Ancak bir konu vardır ki bütün toplumlarda aşağı yukarı aynı bakış açısı ile irdelenir. Bu da çocukların durumudur.

18 yaşına kadar olan insanlar çocuk sayılmaktadır. Yargılanmaları, cezaevlerine girmeleri durumunda kaldıkları ortamlar, uygulanan eğitim modelleri, korunma altına alınmaları, cezalarının çektirilmesi türü hep değişiktir.

Onların hayata sağlıklı bir şekilde adım atmalarının sağlanması için yöneticiler ellerinden gelen hassasiyeti gösterirler. Çocukların ıslah edilmesi temel kural olarak kabul edilir. Mümkün olduğu sürece çocukların cezaevlerinde tutulmamaları esas olarak kabul görür.

Ülkemizde, verilen soru önergelerine verilen cevaplardan anlıyoruz ki, 2000-2007 yılları arasında 12 bin 599 çocuğun suç işlemiş. Bakan´ın yıllara göre verdiği rakamlar, 2006 ve 2007 yıllarında cezaevine giren çocukların sayısının diğer yıllardan daha fazla olduğunu, 2007 yılının 2 bin 687 çocukla bu anlamda en kötü geçen yıl olduğunu göstermekte.

Dönemin Adalet bakanı Mehmet Ali Şahin´in bir soru önergesine verdiği cevaba göre, TMK ve TCK´deki terör suçlarından 2006 ve 2007´de 1 572 çocuk hakkında dava açıldı; 92´si Diyarbakır´da 174 çocuk mahkûm oldu. Hak savunucuları Aralık 2008´den bu yana bir araya gelerek çocukların davalarını takip etmeye başladı.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi´nin hazırladığı raporda TMK mağduru çocuklar hakkında önemli bilgiler veriyor. Rapora göre geçen yıl Diyarbakır´da 12-18 yaş arası 267 çocuk yargılandı. Bu çocuklardan tutuklanan 78´i için 240 yıldan 688 yıla kadar hapis cezası istendi.

Rapora göre 175 yıl hapis cezasına çarptırılan çocukların yaşları ve duruşmalardaki iyi halleri göz önüne alınarak yapılan indirimler sonucunda 41 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

Çocuklar için adalet girişimi Diyarbakır Koordinatörü Avukat Kezban Yılmaz, Diyarbakır Cezaevi´nde halen 85 tutuklu çocuğun bulunduğunu belirtmektedir.

Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar, acilen yasal değişikliğe ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Toplumun adalet duygusunu rencide edecek kararlardan kaçınılmalıdır. Bu çocuklar cezaevinden girdikleri gibi çıkmıyor. Siyasallaşıyor. Toplum içine farklı kimlikle çıkma eğilimi başlıyor, çocuk olma niteliği kayboluyor. Çocuklukları çalınıyor” diyor.

Bütün bunları ard arda sıraladığımızda ve çocuklar ile ilgili uluslar arası sözleşmeleri incelediğimizde Çocukların özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmalarının uluslar arası hukuk normları ile bağdaşmadığını belirtmemiz gerekmektedir.

Hele hele çocukların tutuklanarak cezaevlerine gönderilmesinin suçu önlediğini iddia etmek çok da gerçekçi bir yaklaşımı izah etmiyor. Asıl olan çocukların özgürlüklerinin kısıtlanmamasıdır. Tutuklanıp yıllarca cezaevi koşullarında kalan çocukların çıktıklarında eylemlere girip girmediklerini nasıl belirleyeceğiz. Kendisine yöneltilen suçlamaların ne olduğunu dahi bilmeyen Berivan S. cezaevinde yıllarca kaldıktan sonra dışarı çıktığında hangimiz onu eylemlerden alıkoymayı becereceğiz? Ona anlatacaklarımız eylemlere katılmaması için yeterli ikna ediciliğe sahip olacak mı? Adalete olan güvenini nasıl sağlayacağız?

Terli olduğu için, elleri kirli olduğu için tutuklanıp yıllarca ceza alan çocuklara toplum sevgisini nasıl aşılayacağız? Bunu cezaevi koşullarında gerçekleştirmek mümkün müdür?

300 kişilik kapasiteye sahip cezaevinde 590 kişi kalıyor dediğimizde koşulların ıslah edicilik özelliğinden söz etmek mümkün müdür? Cezaevine girmek yeterli caydırıcılığı sağlıyorsa neden doluluk oranları kapasitelerin iki katıdır? Yasalarımız suç sınırlarını çok mu geniş tutuyor yoksa insanlarımız mı çok suç işleme gayretinde?

Kısaca belirtmeliyiz ki mızrak çuvala sığmıyor. Çocukların Ağır ceza mahkemelerinde yargılanıp yıllarca ceza almaları adalet duygusunu zedeliyor.