Kürtçede ne yaptığını hesaplamayan, etrafa saldıran, bela arayanlar için derler ki “ gözünü kan bürümüş, xwîn rijiyaye çaven wî”
Son günlerde yaşadıklarımıza bakınca nedense bu deyim hiç yabancı gelmiyor. Birilerinin gözünü kan bürümüş hiç bir şey görmez olmuş. Gördükleri kan, yaptıkları kan, döktükleri kan…
En ilginci ise bunca kanımız dökülürken kalkıp bu kanı bizim için akıttıklarını iddia etmeleri. Timsah gözyaşlarını bile dökemiyorlar artık. İnsanlar ölüyor, ocaklar sönüyor, ciğerler yanıyor ama yaptıkları asarız, keseriz, bitiririz, yok ederiz naraları atmak. İyide birader biz kimsenin kimseyi asmasını, kesmesini, yok etmesini istemiyoruz ki? Bizim adımıza hareket ediyorsanız bir zahmet savaşmayı bırakıp biraz da sesimize kulak verin. Biz artık çatışmayı bırakıp birlikte yaşamın nasıl gerçekleşebileceği konusunda nutuk atmanızı bekliyoruz. İnce hesaplarınız, rekabetiniz, makamlarınız, mevkileriniz yine sizin olsun. Gözümüz varsa her ikisi de önümüze aksın. Siz yeter ki barış konusunda uzlaşın yeter.
Gözünüzü kan bürümüşse bile bir zahmet azıcık soluklanın. Bir şahadet kelimesi okuyun, bir sabır çekin bakın aynı lisandan aynı dizelerden gidiyorsunuz. Bin yıllık kardeşlikten bahsedip bin bomba atmak hangi mantığın ürünü olabilir ki? Birlikte yaşamdan bahsedip araçları havaya uçurmanın mantığını nasıl anlamamız gerekiyor?
Bu ülkenin yüzde elli oranında oyunu almış kendi tabiri ile ustalık dönemini yaşayan başbakanını dinlerken insanın tüyleri diken diken oluyor. Bu insan bizim tanıdığımız başbakan değil yok yok bu minareler yüzünden hapis cezası almış RTE harfleri ile patent haline gelen insan değil diyorsunuz. Bu dil, bu söylem, bu çıkışlar bir başbakanın çıkışları değil diyorsunuz. Rüya olmasını diliyorsunuz bütün olup bitenlerin ama nafile gerçekler önünüze fotoğraf karelerinden geliyor. Vücutları paramparça olmuş çocuk cesetleri. Misilleme yapılmış dağ taş bombalanmış hedefler vurulmuştu hani? Lojistik destek denilen Kürt çocuklarımı oluyor. Arabalarla kaçmaya çalıştıkları halde canlarını kurtaramayan o ailenin vebalinin kimin boynunda olduğunu sanıyorsunuz? Daha geçen gün söyledik,ortaya çıkacak haksızlığın vebalinin büyük olacağını.
Suriye’ye nutuk çeken akıl veren halkının sesini dinlemeye davet eden yönetim ve hükümet neden kendi halkının sesine de kulak vermiyor acep? Libya’ya kadar gidip muhaliflerle görüşen dışişleri bakanı neden geriye bakmıyor? Libya’yı, Suriye’yi, somaliyi, Filistini izleyip sorunlarını kendi sorunu edinen hükümet neden kendi sorununu görmezlikten geliyor? Başkasına tanklarla vurma, toplarla vurma diyen yönetimimiz neden uçaklar ve obüslerle sınır ötesine düzenlediği saldırıları görmez olmuş?
ABD’nin meşru hükümetleri nasıl terörist ilan ettiğini nasıl görmüyor. Muhaliflerin nasıl meşru temsilci durumuna getirilmeye çalışıldığını izlediği halde neden destekliyor. Güçlülerin yenilmezliği denilen kavramın yerle bir olduğunu son birkaç yılda görmedik mi?
Saddam Hüseyin nerede?
Hüsnü Mübarek nerede?
Muammer kaddefi nerede?
Yarın Beşar esad nerede olacak?
Ve asıl soruyu da soralım bunlardan sonra sıra kime gelecek dersiniz?
Ve asıl soruyu da soralım bunlardan sonra sıra kime gelecek dersiniz?
İran mı? Türkiye mi?
Yok gözler bir şey görmüyorsa diyecek bir şey kalmıyor. Bu saldırılar, bu çatışmalar hayra alamet değil bizden hatırlatılması tabi gözüne kan bürümemişlere lafımız. Çavsor konumuna gelenlerin akıbetleri pek hayırlı olmuyor, bu da bilinsin.
Next