Ülkeler sorunlarını iki türlü çözme imkânına sahipler ya diyalog geliştirerek oturup konuşarak ne yapacaklarına dair tartışır, bu tartışmalardan sonuçlar çıkarır ve sorunun çözümüne yönelir ya da bunlardan hiçbirini yapmaz güçlü olan oturup tek başına bir karar verir, bu kararı tartışmaz ve tartıştırmaz ve gücünün etkinliği ile kararını uygular.
Yani ya söz konuşur sorunu çözmeye çalışır ya da zor konuşur sorunu değil ama sorunun gerekçelerini veya sahibini yok eder susturur.
Böylece sorun ortada kalır dillendirenler yok olur?
Ülkemizde yıllarca zor konuştu ve Kürt sorunu konusunda kendi mantığını dayatmaya çalıştı. Bu yol ve yöntem defalarca tekrarlandığı halde sonuç bulmadı.
PKK hareketi Kürt meselesi konusundaki 29. girişim olarak kayıtlarda yer alıyor. 28 kez zorla bastırıldığı halde bir sonrakinde daha farklı daha şiddetli olarak ortaya çıkmaya başlıyor demek ki zor kullanarak susturmak sağlıklı bir çözüm değil.
Diğer yakadan bakalım 28 kez ele silah alıp direniş gösterildiği halde bir türlü sonuca ulaşılamamıştır demek ki duruşta ya da yöntemde bir eksiklik aksaklık bulunmakta yada kazanım evirilememektedir.
Dememiz odur ki zor her türlü yapısı ile ortaya konulmuş ve sonuçsuz kalmıştır.
Son otuz yıllık süreçte bu coğrafyada yaşayan insanların durumuna bir bakalım.
Bunca çatışma,
Bunca ölüm,
Bunca sürgün,
Bunca eziyet,
Bunca yokluk,
Bunca kin,
Bunca öfke,
Bunca acı sorunun çözümünü neden sağlayamadı sizce?
Dile kolay bu çatışmalarda kırk binden fazla insan öldürüldü. Kimden hangi taraftan olmasından ziyade onlar insandılar. Bunca insanın ölümü hiç mi vicdanlara acı vermiyor?
Biz bu nedenle
Hep barış
Hep diyalog
Hep söz demekteyiz.
Biz söz, konuşma, diyalog dedikçe sanki birileri aksi tarzda gaz alıyor ve hızlanıyor. Sayın başbakan bile artık “söz bitmiştir, bıçak kemiğe dayanmıştır, konuşmayacağız yapacağız” diyor. Çok korkunç bir davranış ve söylem tarzı. Sözün bittiğinin, konuşmayacağız yapacağız tavrının etkisi uzun sürmedi. Savaş uçakları savaş başlattı. Dağı taşı bombalamaya başladılar. Sınır ötesinde savaş ilan ettiler. Karadan ve havadan operasyonları yoğunlaştırdılar. Öyle anlaşılıyor ki dağ taş silah kaynayacak.
Peki, sonuçta ne olacak?
Tabi ki insanlar yaşamlarını yitirecekler. Bir sürü can ve mal kaybına uğrayacağız. “Söz kes” emri verildiği için belki konuşmamıza bile izin vermeyecek silahlı güçlerimiz!
Zora karşı bir gücümüz yok elbet. Ama biz barış istiyoruz.
Silahımız,
Topumuz,
Tankımız,
Uçağımız,
Keleşimiz,
Bombamız,
Mayınımız,
Silahlı elemanlarımız yok.
Kalemimiz ve sözcüklerimiz var. Ama silahları olanlar güçleri olanlar “Söz bitti” diyorlar. Bizim de yapacağımız fazla bir şeyimiz kalmıyor. Söz biterse biz de biteriz. Tek varlığımız sözlerdir çünkü!
Barışseverlere önerim yeni bir girişim. Bu girişim tek bir sözcükten oluşacak. O da “BEYAZ” dır. Beyaz; temizliği, sağlığı, barışı ifade ediyor. Beyaz dediğimizde barış anlamını bulsun. Barış diyemeyeceksek, söz bitecekse kodumuz beyaz olsun. Beyaz diyenler barış isteyenler olsun. Beyaz kâğıtlardan beyaz uçaklar yollayalım bir birimize, dileğimiz beyaz olsun. Bombalar olmasın, ölümler olmasın, canlar ölmesin diye bizler “BEYAZ” diyelim..
Sözün başlamak zorunda olduğunu yöneticilerimiz anlayana kadar!