23 Haziran’ı 24’e bağlayan gece Beraat Gecesidir Beraat; ihtar anlamına geldiği gibi cezadan kurtulma anlamına da gelir. Halkın dilinde ise, Şaban ayının on beşinci gecesinde yapılan tövbe ve ibadetlere karşılık günahların af edilmesi anlamına gelir. Beraat gecesiyle ilgili Kur’an’da herhangi bir ayet bulunmamaktadır. Her ne kadar bazıları Duhan/1 ayette geçen ‘’mübarek’’ geceden maksat, beraat gecesi olduğunu söylemişlerse de, alimlerin çoğunluğu bundan maksat, kadir gecesi olduğu görüşündeler. Ancak bunun hakkında bazı sünen sahipleri tarafından rivayet edilen birkaç hadis vardır. Nafile ibadetlerde zayıf hadislerle amel edilebildiği için biz de bu hadisler ışığında konuyu aydınlatmaya çalışcağız. Beraat gecesiyle ilgili etkinlikler tahminen Hicri 4. Asırdan sonra ortaya çıkmıştır. Ancak bid’ata giren etkinliklere önem vermemek gerekir. Bunlar yerine dua, tövbe ve ferdi ibadetlere önem verilmelidir.
     Beraatla ilgili olarak Hz. Ali peygamber (sav)’ den şu hadisi rivayet etmektedir: ‘’ Şaban ayının on beşinci gecesi olunca, gecesini ihya ediniz, gününü de oruçlu geçirin. Çünkü Cenabı Allah güneşin batmasıyla birlikte dünya semasına iner ve şöyle buyurur: İstiğfarda bulunan var mıdır ki günahlarını bağışlayayım? Rızık isteyen var mıdır ki ona rızık vereyim? Belalara maruz kalan var mıdır ki ona şifa vereyim? Şu derdi bu derdi olan (var mıdır ki yerine getireyim?) Fecir sökünceye kadar bu sesleniş devam eder.’’(İbni Mace. Tac:2/93. Arapça nüshası)
       Görüldüğü gibi burada beraat gecesinde yapılacak duaların önemi belirtilmektedir. Herhangi bir etkinlik düzenlemek veya toplu olarak ibadet etmekten söz edilmemektedir. Bize düşen Resulullah’ın tavsiyelerine kulak verip uygulamaktır.
      Diğer bir hadiste de Hz. Aişe rivayet edip der ki: ‘’ Bir gece Resulüllah(sav) i yatakta bulamadım. Çıkıp onu aramaya başladım. Onu Baki (Medine) mezarlığında buldum. Ellerini yukarıya kaldırmıştı.(beni görünce) buyurdu ki:  ‘’Allah ve Resulünün sana haksızlık edeceğinden mi korkuyorsun?’’ Dedim ki: ‘’Ey Allah’ın Resulü! Senin hanımlarından birine gittiğini sanmıştım. Bunun üzerine şöyle buyurdu:’’Allah Teala, Şaban ayının onbeşinde, dünya semasına iner.Kelb kabilesi koyunlarının tüylerinin sayısından daha fazla insanın günahını bağışlar.’’ (Tirmizi, İbni Mace, İmam Ahmed. Tac: 2/93. Arapça nüshası)
      Görüldüğü gibi Resulullah (sav) gecenin bir saatinde eşini dahi uyandırmadan sessiz ve sedasız bir şekilde yatağından kalkarak Medine mezarlığına gidiyor ve ellerini semaya doğru kaldırarak cenabı Allah’a yalvarıp yakarıyor. Aynı zamanda bunu yapan bir peygamberdir. Bizim gibi gece gündüz günah işleyen birisi değildir. Çünkü Hadiste geçtiği gibi dua, ibadetin kendisidir. Çünkü Resulullah (sav) buyurur ki:. 
اَلدُّعَاءُ هُوَ اْلعِبَادَةُ .رواه أبو داود والترمذي
      “Dua ibadetin ta kendisidir.”(Ebû Dâvûd, :Vitir )
        Hz. Muhammed peygamberlerin en faziletlisidir. Ancak netice itibarıyla bir beşerdir ve Allah’ın kuludur. Allah’ın merhametine muhtaçtır. Onun için gece kalkıp ayakları şişinceye kadar Allah’a ibadet ediyordu. İşte bizler de aynen Resulullah’ın yaptığı gibi bu gibi gecelerde gösteriş ve şatafattan uzak sessiz ve sedasız bir şekilde kalkıp dua etmeliyiz. Eksiklerimizi tesbit edip bir daha tekrarlamamaya çalışmalıyız ki bu gecelerde bağışlanacakların arasına girebilelim. Dualar yapılırken bazı duahanların haşa Cenabı Allah’a komuta verircesine  bağırarak yaptıkları gibi değil, belki bağırmadan ve huşu içinde yapılmalıdır. Çünkü Cenabı Allah buyurur ki:
اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
       “Rabbinize yalvara yakara ve sessizce dua edin. Çünkü O haddi aşanları sevmez.”(A‘râf :55)
         Bu gibi gecelerde tövbelerin kabul olunabilmesi için gıybet, haset ve kul hakkı gibi günahlardan tövbe edilmeli ve sahiplerinden helallik dilenmelidir. 
      Yine konuyla ilgili olarak Ebu Musa (ra) şu hadisi rivayet etmektedir: Allah Şaban’ın onbeşinci gecesinde tecelli edip, Allah’a şirk koşan ve (Müslümanlara) düşmanlık edip kin besleyenler dışında tüm yarattıklarını bağışlar. (İbni Mace,İmam Ahmed Tac:2/93.Arapça nüshası)
     Yukarıdaki hadiste de söz konusu gecede Cenabı Allah’ın sonsuz rahmetinden söz edilmektedir. Ancak iki kişi kapsam dışı bırakılmaktadır. Bunlar da Allah’a şirk koşan ve Müslümanlarla barışık olmayanlardır. İkisi de önemli hususlardır. Çünkü Şirk bütün amelleri süpürüp götürmektedir. Müslümanlarla barışık olmamak da Müslümanların güçlerinin zayıf kalmasına, asrımızda olduğu gibi parçalanıp düşmanlarına yenik düşmelerine sebep olur. Onun için bu gibi gecelerde yapılacak en faziletli amel, Kur’an’ı Kerimde geçen ahkâm ayetleri anlamıyla birlikte okuyup tefekkür etmektir. Bilhassa, Tağut kavramlarının tefsirleri üzerinde durmak gerekir. Zira Tağut ve buna dayalı beşeri nizamlar bilinmedikçe, Kur’an ve ilahi nizam bilinmez. Çünkü Tağut sevgisiyle Allah sevgisi bir arada bulunamaz ve birbirine terstirler. Çünkü aşağıdaki ayetlerde buyrulur ki:
أَللهُ وَلِيُّ الَّذِينَ ءَامَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ أَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
        “ Allah müminlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise Şeytan ve yardakçılarıdır. Bunlar, onları aydınlıktan çıkararak karanlıklara sokarlar. Onlar, orada ebedi olarak kalmak üzere Cehennemliktirler.”(Bakara:257)
لآ إِكْرَاهَ فِى الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ اْلغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ باللهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِاْلعُرْوَةِ اْلوُثْقَى لاَ انْفِصَامَ لَهَا وَاللهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ               
      “ Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim Tağut'u, (İslam dışı otoriteleri) reddederek Allah'a inanırsa kopması söz konusu olmayan, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.”(Bakara: 256)
      Görüldüğü gibi bu gibi gecelerde Kur’an’da bulunan bu gibi ayetlerin okunup anlaşılması için ders halkaları düzenlenmeli ve Tağuta dayalı nizamların sevgi ve sempatisinden teberri edilmelidir. Çünkü beşeri nizamları ilahi nizamdan üstün veya ona deng tutan bir kimse şirke girer. Dolayısıyla da yukarıdaki hadiste ifade edildiği gibi beraat gecesinde de şirk içinde olanlar bağışlanmazlar. Ancak bu çirkin hareketten tövbe ettikten sonra bağışlanabilirler. Müslümanların safında yer almamak ve onlara dargın olmak da en tehlikeli bir günahtır. Çünkü Müslümanların Tağutlarla mücadele edebilmeleri için tek yumruk halinde tesanüt ve kaynaşmaya ihtiyaçları vardır. Beraat gecesiyle ilgili herhangi belli bir ibadet şekli bulunmamaktadır. Onun için kaynağı belli olmayan söylentilere itibar edilmemelidir.