ANDIMIZI İÇMEDEN DERSE GİRERSEK BAŞARISIZ OLUR MUYUZ?
Şekilciliğimizin ve tek tipleştirme emellerimizin sonuçlarından biri de ilköğretim okullarında her sabah tek ağızdan okunan andımızdır.
Kraldan çok kralcı kesilenlerin 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk’e sundukları bu metin değişerek günümüze gelmiştir. Yeni yetişen nesillerin ideallerini beslemek, yeni cumhuriyete bağlılıklarını sözle de olsa pekiştirmek amacını güden bu metin artık günümüzün ihtiyaçlarına cevap verememektedir.
Bir türlü demokratikleşemeyen sistemin yarattığı küskünler sisteme aidiyet duygusunu geliştirememiştir. Kendilerinde kurulu düzenden bir parça bulamayanlar sisteme bazen içten bazen de açık olarak muhalefet etmeye başlamışlardır.
Nitekim andımızı sadece ilköğretim birinci kademesindeki öğrenciler istekle okumaktadırlar ki, bu yaştaki öğrenciler de andımızın anlamını bilmemektedirler. Bu yaştaki öğrenciler topluluk karşısında bir şiir okuma heyecanından dolayı okumak istemekte, diğer öğrenciler andımızı okumakta hiç de istekli davranmamaktadırlar.
Nedeni ise, andımızda geçen sözlerin içi boş birer slogandan ibaret olmasıdır. Bir ülkenin ideallerini yansıtmaktan çok ırksal çağrışımları ve önderleri putlaştırmayı ön plana çıkarmaktadır. Bir insanın toplumda sevilmemesini sağlamak isterseniz, hayatın her alanına onu sokmaya çalışmanız yeterlidir.
Atatürk, ilim ve irfanı çağdaşlık ve medeniyete ulaşmanın yegane yolu olarak gösterirken, bizler nesillerimize O’nun adını kullanarak çağdaş yobazlığı dayatmaya çalışıyoruz. Çağdaş yobazlık kişilerden medet ummak, kişilere olağanüstü özellikler yükleyerek onları ilahlaştırmaktır. Onların insan olduklarını unutarak hata yapamayacakları olgusunu zihinlere kazımaya çalışmaktır. Onları kanunlarla korumaya çalışmaktır.
Demokratikleşme açılımları bu tür dayatmacı ayinleri de kaldırmalı insanları inanmadıkları şeyleri her gün tekrarlamak zorunda bırakmamalıdır.
Gelişmiş ülkelerin hangisinde bu tür uygulamalar var merak ediyorum. Eğitimde başarı, öğrencilere başarılı olacağım diye her gün and içirmekle değil, onlara uygun eğitim ortamları, kendilerini geliştirecek spor imkânları ve hayata hazırlayacak, onları mutlu ve müreffeh kılacak eğitim programları ile sağlanır.
Yeni öğretim yılında öğrencilerimizi her gün karşılaştıkları bu işkenceden kurtaralım. Kışın soğukta ve karda, yazın sıcağında dakikalarca ayakta bekletip ayin yapar gibi onlara andımızı okutmaktan vazgeçelim.
Onları çağın gerektirdiği ilim ve irfanla donatalım. Onlara eleştirel düşünmeyi, olaylara sorgulayıcı gözle bakmayı, hür düşünmeyi öğretelim.
Next