Dün anneler günüydü. Dünyada ve yurdumuzda annelerine kavuşma şansına sahip olanlar istekleri durumunda annelerinin ellerini öpme huzuruna eriştiler. Ancak dünyanın değişik yerlerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de istedikleri halde, can attıkları halde, annelerinin ellerini öpemeyenler, seslerini duyamayanlar, kokusunu çekemeyenler, hasretleri ile yanıp tutuşan yürekler de var…

Annelik içgüdüsü bütün canlılarda gelişkindir. Annelik sevgisi bütün canlılarda cansiperanedir. Bütün yaratılmışlar eğer anne iseler yavruları için gözlerini kırpmadan en büyük tehlikelere atlar ve canlarını göz kırpmadan feda ederler. Bu yüce sevgi, şefkat ve fedakârlığın bir bedeli olarak anneler; “cennet annelerini ayakları altındadır” övgüsüne layık görülmüşlerdir.

Dün televizyonlarda, gazetelerde, alışveriş merkezlerinde anneler gününde annelerini sevindirmek için hediye almaya çalışan insanlar gördüm. Onlar adına onların anneleri için sevindim. Bu şansa sahip olmanın ne demek olduğunun kıymetine bilseler de bilmeseler de onlar şanslıydılar.

Dün Gülistan caddesinde, Atatürk parkında da anneler gördüm. Evlatlar gördüm onlar diğerleri kadar şanslı değillerdi. Kimisi eşini, kimisi çocuğunu, kimisi annesini, kimisi babasını kaybetmişti. Mezar arıyorlardı, ölülerinin kemiklerini arıyorlardı. Katillerin dilinden yakınlarının nasıl kaybedildiklerini, nasıl helikopterlerden atıldıklarını, nasıl kazan dairelerinde yakıldıklarını dostlarının anlatımları ile dinliyorlardı. Diri diri toprağa gömülmenin bile yakınları için lüks görüldüğünü işitiyorlardı.

Diğer bölüm ise açlık grevine yönelmişti. Hükümete, devlete, seslerini kime duyurabileceklerse onlara duyurmaya çabalıyorlardı.” Bizi değil silahları susturun” diyorlardı. Onları bir DTP anlıyor olmalıydı ki oranın çatısına sığınmış onlardan destek ve yardım alarak onlarla birlikte “BARIŞ” istiyorlardı. Onlar da anneydi. Onlarda evlat hasreti yaşıyorlardı. Onlar da çocukları dağda bayırda birbirlerini vurmasınlar. Birbirlerini öldürmesinler istiyorlardı. Onun için ellerindeki son kozları olan varlıklarına yönelmişlerdi. Kendilerini aç bırakmak suretiyle seslerini yetkililere duyurmaya çabalıyorlardı.

Dün başka anneler de gördüm. Taziye çadırlarının kapısında, başlarına sardıkları renga renk tülbentlerle içleri kan ağlaya ağlaya evlatlarının resimlerini seyreden anneler. Serdar’dılar evlatları, Mazlum’dular evlatları ama yan yana duran resimlerde yaşıyorlardı artık. Taziye çadırının başköşesine kurulmuş süsler içinde gelenleri selamlarcasına bakan o mağrur bakışlarla. Anneler gününde annelerine cansız bedenlerini sunarak.

Sevineni de, üzüleni de, güleni de ağlayanı da anneydi. Evlatları için her an ölmeye hazır anneler.

Bizden, yöneticilerden, idarecilerden, devletten, milletten, askerden, polisten, dağdakinden, şehirdekinden, komşudan ıraktakinden tek bir beklentileri var onların.”Çocuklarına zarar verilmemesi”

Hiç kimse ama hiç kimse anneler kadar barışçı olamaz. Hiç bir şey ama hiçbir şey anneler için evlat acısından daha büyük olamaz. Hiçbir şeyin yeryüzünde “Ana gibi yar” olamaması bu yüzdendir.

Anneler gününde amaç anneleri sevindirmek ise bizim bu ülke topraklarında annelerimize vereceğimiz en iyi sevindirici haber şüphesiz Barış haberidir. Bu ülkede annelerin evlatları hangi cephede olurlarsa olsunlar öldükleri, öldürüldükleri, birbirlerini vurdukları sürece anneler üzüntü içerisinde olacaklardır.

Bu ülkenin kardeş evlatları hangi üniformanın altında bulunurlarsa bulunsunlar bu statüleri onları evlat olmaktan, anne sevgisine muhatap olmaktan kurtarmaz.

Bu ülkede hangi yerleşim bölgesine gelirse gelsin evlat tabutları geldiği sürece anneler mutlu olamazlar. Gözleri yollarda, akılları evlatlarından uzakta olamaz.

Bu ülkenin annelerine bir hediye vermek istiyorsak onlara evlatlarını geri vermenin yollarını aramalıyız. Annelerimiz bizden hediye paketleri değil mutlu olmamızı, yaşamamızı istiyorlar. Onları için en iyi paket onları ellerinden öpmemizdir.

Bu ülkede annelere hediye paketleri yerine tabut gönderdiğimiz sürece, hediye paketleri yerine tabutların gönderilmesini durdurmadığımız sürece bu annelerin hakkını ödemiş olamayız.

Bu nedenle anneler barış sever diyoruz. Anneler yaşam sever. Anneler silahların susmasını sever. Annelere artık bunları verelim olmaz mı? ANNELİRE DEĞİL SİLAHLARI SUSTURALIM.