1128 Akademisyen bir şekilde bir adaya gelerek ortak bir bildiri yayınlayarak “Bu suça ortak olmayacağız” demişti.
Bu bildiriden sonra adeta kıyamet koptu.
En yüksek tepeden başlayarak eleştiri yağmuru başladı.
Ne” karanlıkları kaldı, ne alçaklıkları!”
Üstelik hem siyasal iktidar tarafından,
Hem YÖK tarafından
Hem de üniversiteleri tarafından tehdit ve soruşturmalara tabi tutuldular.
Savcılarımız soruşturma, polislerimiz gözaltıları gerçekleştirdiler.
Bu kadarla da yetinilmedi Üniversitelerdeki odalarının kapılarına ve duvarlarına tehdit yazıları yazıldı ve asıldı. Ülkenin çete lideri tarafından öldürülmek ve kanlarıyla duş almakla tehdit edildiler.
Kısaca cadı avı başlatıldı ülkemiz akademisyenlerine…
Bundan sonra da ülkede vicdan sahibi insanlar bildirinin içeriğine katılıp katılmamaya bakmaksızın sadece ifade özgürlüğüne bu denli bir yönelimin adil olmadığı gerekçesi ile itirazlarını yüksek perdeden dile getirdiler.
Bu kadar ağır yüklenenlerin bir eleştirisi vardı. Deniliyordu ki; bildiri tek taraflı hazırlanmış ve bu nedenle de kabul edilemez.
Bu durum karşısında Akademisyenler tarafından yeni bir bildiri daha kaleme alındı. Dört maddelik bildiri şöyle;
“1. Erdoğan rejimi bizzat yarattığı kargaşayı bahane ederek resmi ideoloji dışındaki farklı düşüncelerini ifade eden akademisyenler başta olmak üzere Türk halkına 12 Eylül'ü aratacak bir baskıyı asla uygulayamaz.
2. Hendekler ve barikatlar denilen olay bugünkü kargaşanın sebebi değildir. Kürtlere 1919'dan bu yana verilip tutulmayan sözlerin, son olarak da müzakere masasının devrilmesinin yarattığı hayal kırıklığının ve Kürtlere uygulana gelmiş boğucu baskının günümüzdeki koşulları sonucudur.
3. Erdoğan rejimi bunları bahane yaparak kendi Kürt vatandaşlarını öldüremez, zulmedemez, onurlarını ayaklar altına alamaz, cenazelerini zırhlı araçlar arkasında sürükleyemez, kentlerini harabeye çeviremez.
4. PKK ise Kürtlerin imha edilmesi politikası ile mücadele ederken kör teröre kayarak sivillere zarar veremez, kendi halkını çaresiz bırakamaz, iktidara daha büyük baskı uygulama fırsatı yaratamaz.”
Bildiri kısaca şunları söylemektedir; Bugün içinde bulunduğumuz kargaşanın nedeni Kürt sorununun siyaset tarafından çözümlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Kurtuluş savaşından bu yana var olan bu sorunun muhatapları siyasetçilerdir ve bu sorunu çözmek zorundadırlar.
Çözümsüzlükte ısrar ettikleri için ortaya çıkan olumsuzlukların hesabı vatandaşlara çıkarılamaz. Bu nedenle vatandaş öldürülemez. Bu çözümsüzlükten kaynaklanan sorunlar da mevcut politikaları haklı gösteremez. Bu nedenle ne devletin yaptıkları ne de PKK’nin yaptıkları meşru ve haklı kabul edilemez…
Bu dört maddelik bildiri aslında bütün gerçeği şap diye ortaya koyuyor. Ve muhataplara diyor ki sorunu siz çıkarmamış olsanız bile siz sorunu çözme gücüne sahipsiniz. Bu nedenle sorunu bahane ederek vatandaşların ölümüne neden olan politikalar yerine uzlaşıcı politikalar uygulayın ve bu nedenle kimseyi suçlamaya kalkmayın.
BARIŞ İNİSİYATİFİ
Son zamanlarda barış istemek de ülkede sorun haline gelmeye başladı. Eğer istemiş olduğunuz barış veya çaba çatışan tarafların barış ve çözüm istemleri ile aynı değilse o zaman sizin barış isteme girişimleriniz de tehlikeli olmaya başlıyor.
Eleştirileri de bir şahane!
Barış kendi başına bir politik söylem ve siz barış derken aslında bir tarafı seçmiş oluyorsunuz.
Peki, bu bilmeden ve istemeden olunan taraf ne?
Barıştan söz eden hep demokratik çevreler olduğuna göre siz de oraya meyil göstermiş olurmuşsunuz.
Fesuphanallah!
Üstelik barış veya inisiyatif geliştirmek ise herkesin görevi değil. İsteyen ortaya çıkıp istediği gibi de davranamaz!
Peki, öyle olsun o zaman çatışma istemeyen kesimler ne yapmalı?
Bir yandan ölümler gelişiyor ocaklar sönüyor öte tarafta çatışanlar bu tavırlarında ısrar ediyorlarsa bunu istemeyen kesimler ne yapmalı?
İlimizde de ülkemizde de sorunların çatışma ve ölüm olmadan çözümlenmesini isteyen büyük bir çoğunluk var. İdeolojik fikirlerinden azada olarak farklı düşünseler de, insanların bir araya gelmesini ve ortak tavır belirlemesini talep ediyorlar. Bunun için de zemin arayışı sergiliyorlar. Buna katkı sunulmayacaksa bari karşı çıkılmasın.
Çünkü istenen barış ve diyalog ortamı emin olun ki herkese lazım.
Next