Bir kentte yaşayan herkes kentinin daha fazla güzelleşmesini, kalkınmasını, tanınmasını, düzelmesini, gelişmesini, zenginleşmesini ister. Sadece istemekle kalmaz aynı zamanda bunların gerçekleşmesi için çaba içerisine girer.

Kent ile ilgili gelişmelerde eğer sorumluluk makamında bulunuluyorsa ister seçilmiş olsun ister atanmış sorumluluk sahibi her birey ve makam yönetimi döneminde başarılı çalışmalara imza atılması için ver gücünü ortaya koyar.

Bu nedenle bir kentin varsa Bakanı, Milletvekili, Valisi, Belediye Başkanı, Daire Müdürleri kentin kalkınması için ellerinden geldiğince yatırım programlarından kentleri ile ilgili olarak daha fazla yatırım talebinde bulunurlar.

Bunun aksini düşünmek mümkün değil. Allah korusun aksi durumda bu makam sahiplerinin başka ünvanlarla dillendirilmesi söz konusu olur.

Seçilmişler yeniden seçilmek için atanmışlar başarılı olmak için bile olsa yatırımdan yana tavır koyarlar. Kaldı ki hem seçilmiş hem de atanmış olan yöneticilerimizin bu kentte taş üstüne taş koymak için büyük çaba gösterdiklerini biliyoruz.

Eldeki kıt imkânlar, bölgedeki sorunlara rağmen herkes elinden geldiğince bir derde derman olmaya çabalıyor.

Lakin bazen bazı konularda önceliklendirmeler konusunda sıkıntıların ortaya çıktığını gözlemlemek de mümkün olabiliyor. Yer seçimi konusunda, zamanlama konusunda, işin nasıl yapılacağı hususunda, kimin konuyu ele alacağı konusunda çakışmalar yaşanabiliyor. Bu tür sorunların çıkması durumunda da yapılması gereken tarafların bir araya gelmeleri ve sorununun çözümü konusunda uzlaşmaya varmalarıdır. Kör-sağır rollerine hiç gerek yok. Kimsenin kimseyi başka yollara yöneltme gibi bir çabasının da olmaması gerekiyor.

Aslında yılda dört kez yapılan il koordinasyon toplantılarında kentteki yatırımlar için ortaya çıkan sorunların ve yatırımların durumu ile ilgili olarak gündeme getirilen konuların ve sıkıntıların çözümü konusunda biraz daha hassas davranılır ve yöneticiler gerekli işbirliği konusunda adımlar atarlarsa daha da sağlıklı sonuçlara varmak mümkün olabilir.

Şunu da hatırlatmak gerekiyor ki aslında çözümü çok basit olan birçok konu ilgili taraflara yapılan eksik veya yanlış bilgilendirmeler nedeniyle kriz haline de dönüşebiliyor. Bu nedenle sağlıklı olan yolun böylesi durumlarda ilgililerin yüz yüze sorunu çözmeye yönelik bir çaba içini girmeleridir diye düşünenlerdeniz.

Mesela ilimizde yapımı düşünülen yeni hastane meselesinde yaşadıklarımız gibi. Hastane yapımını istemeyen tek bir vatandaş ve yöneticinin bulunmadığını biliyoruz. Lakin yer seçimi konusunda yapılan tespit ve değerlendirmelerde belli ki bazı aksaklıklar yaşanmış ve görüşler aynı noktada buluşmamış. Bu sorun il koordinasyon toplantısında sayın valimiz tarafından değerlendirilmiş ve ilgili kurumlara sorunun çözümü için talimat verilmiştir. Lakin konu kamuoyuna sanki Belediye hastane yapımına izin vermemiş gibi yansıtılmıştı.

Konunun basına ve kamuoyuna yansımasından sonra yapılan değerlendirmeler sonucunda hastane yapılacak yer konusunda daha uygun ve sağlık tesisi için ayrılan alanın bulunmasına rağmen mevcut yerin talep edilmesindeki sıkıntılar ile ilgili görüş belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır. Lakin tartışmanın farklı zemine kayması ve bilgilendirme konusundaki eksiklikler nedeniyle sorunu çözüm bulunmuş hastanenin yapımının gecikmesinden ise talep edilen yerde yapılmasının daha sağlıklı olacağı değerlendirmesine varılmış olmalı ki belediye başkan vekili Hürriyet Kaytar şu açıklamalarda bulunmuş; “Batman Belediye Eş Başkan Vekili Hürriyet Kaytar; “Kentimizde 200 yataklı bir devlet hastanesi yapılması düşünülen alanla ilgili bir takım sorunlar yaşadık. Biz, Batman Belediyesi olarak yapılacak olan hastanenin değil, yer seçiminin hatalı olduğunu belirttik. Yaptığımız araştırmalar da gösteriyor ki buradaki alan gelecekte bir takım sorunlara ve kentin gelişimine engel olacaktır. Ancak bu durum bazı odaklarca halka yanlış aksettirildi. Belediyenin hastaneye karşı olduğu yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.” 
Kararı halkın talebi doğrultusunda yeniden değerlendirdiklerini de ifade eden Kaytar, şöyle devam etti: “Halkımızın da dahil olduğu tartışma süreçlerinde, özellikle anılan bölgede yaşayan halkımız tarafından, burada hastane yapılmasına izin vermemiz konusunda çok ciddi talepler bizlerle paylaşılmıştır. Bizler halkçı belediyeciliği şiar edinmiş bir siyasi geleneğin temsilcisi olarak halkımızın taleplerine duyarsız kalamayız. Bu nedenle halkımızdan gelen yoğun talepler, tarafımızdan bir daha değerlendirilmiş; bu değerlendirme sonucunda, teknik ve bilimsel anlamda, şehircilik namına barındırdığı bütün risklere rağmen halkımızın talebini dikkate almamız gerektiği yönünde bir sonuca ulaşılmıştır. Bu çerçevede ifade etmek gerekirse; daha önce de söylemiş olduğumuz bütün sıkıntılara dair görüşümüz değişmemekle birlikte halkımızın kendi belediyesinden talebi ve beklentisine karşılık olarak, imar plan değişiklik talebinin kabul edilmesine karar vermiş bulunmaktayız.”

Özetle valiliğin Belediyeden talebi olan konu böyleci çözümlenmiş oldu. Sıra hastane inşaatının bir an önce başlaması ve bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın artık kilometrelerce yol kat edip bölge hastanesine veya diğer hastanelere gelmekten kurtulmalarını sağlamaya geldi. Eminiz ki aynı duyarlılıkla işler takip edilecek ve kentimiz kısa sürede ihtiyacı olan bu hastaneye kavuşacaktır.

Bir hatırlatmadan da bulunmakta fayda buluyoruz. Böylesi yatırım projeleri tasarlanırken yer ve benzeri konularda halkın da bilgilendirilmesi durumunda kurumlar arasında sıkıntıların da başlamadan bitebileceğini bu örnek de bize göstermiştir.