Eş Başkanlık, Kürtlerin Türkiye siyasetine kazandırdığı bir olgudur

Batman Belediye Başkanı Serhat Temel 30 Mart Yerel seçimlerinden sonra görevi devredecek. Nejdet Atalay’ın cezaevine girmesinin ardından Başkanlık görevini yürüten Temel, sempatik ve çalışkanlığıyla kalpleri fethetmeyi başardı.

Eş Başkanlık, Kürtlerin Türkiye siyasetine kazandırdığı bir olgudur

Batman Belediye Başkanı Serhat Temel 30 Mart Yerel seçimlerinden sonra görevi devredecek. Nejdet Atalay’ın cezaevine girmesinin ardından Başkanlık görevini yürüten Temel, sempatik ve çalışkanlığıyla kalpleri fethetmeyi başardı.

10 Şubat 2014 Pazartesi 18:14
5943 Okunma
 Eş Başkanlık, Kürtlerin Türkiye siyasetine kazandırdığı bir olgudur

Batman Belediye Başkanı Serhat Temel 3o Mart Yerel seçimlerinden sonra görevi devredecek. Nejdet Atalay’ın cezaevine girmesinin ardından Başkanlık görevini yürüten Temel, sempatik ve çalışkanlığıyla kalpleri fethetmeyi başardı.

Bu söyleşi belki de Başkan Serhat Temel ile son söyleşim olacak, belki daha sonra vatandaş Serhat Temel ile söyleşi yaparım. Temel, her zamanki gibi latif ve tevazukar. Samimi düşünceleriyle söyleşiyi renkli kılan Başkan, yine söyleşide çarpıcı cümleler kullandı.

Başkan Temel, Paralel yapıyla ilgili; “Yargı içindeki paralel denen bu yapının bu ülkeye verdiği manevi zararın sorumluluğunu kim alacak” derken, merkezi hükümetin, kendinden olmayan belediyelere destek vermediğini kaydetti.

“Türkiye’deki bürokraside, hükümetin kendinden olmayan belediyelerin projelerini bekletme-engelleme çabası var” diyen Başkan Serhat Temel, yaptıklarını ve yapamadıklarını anlattı.

 

-2009-2104 yılı faaliyetleriniz nelerdir, bu süreç içerisinde neler yaptınız?

Beş yıllık bir süre insan hayatı açısından çok uzun bir süre olabilir fakat belediyecilik, bir kent söz konusu olduğunda bu süre çok da uzun bir süre olmuyor. Birkaç projeyi planlayıp hayata geçirmeye bile yetmeyebiliyor. Bu manada belediyeciliğin ömrü daha uzun tutulmalı diye düşünüyorum. Bu süreç içerisinde her mahalleye su götürmeden tutun da yol-kaldırım ve peyzaj çalışmasına kadar bir belediyenin yapması gereken ve uhdesinde olan hizmetleri vermeye çalıştık. Özellikle kültürel ve sanatsal hizmetlerimiz çok oldu. Tiyatro ve edebiyat günlerinden, sinema günlerine ve müzik festivallerine kadar sanatsal çalışmalarımızla hizmet verdik. Toplumun değişim ve dönüşümünü sağlayacak sosyal projelerimiz oldu. Kadına, çocuklara ve gençlere dönük birçok faaliyetlerde bulunduk. Bunların hepsini üst üste koyduğunuzda dolu dolu 4-5 yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim.

-2009-2014 yılları arasında yapmış olduğumuz bir kısım faaliyetler;

* Şehrin sanat yaşamına soluk katan Batman Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Batman Hasankeyf Senfoni Orkestrası kuruldu. Mobil sahne araç alındı.

*Batman Hasankeyf Kültür Sanat Festivali, Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali, Edebiyat ve Tiyatro Günleri, Uçurtma Şenliği, Yaz Spor Okulları, Nevroz Barış Turnuvası ve Yaz Şenliklerini gelenekselleştirdik.

*465.585 metrekare yani 1862 km kaldırım yapıldı. Yollarımıza 415.580 ton asfaltın 1400 Km’ye serimi yapıldı. Sanat Sokağı, 1. ve 2. Caddeler bakıma alınarak yeniden düzenlendi. Batman’da donanım ve işlevselliği ile kentin önemli bir ihtiyacını giderecek bir kültür merkezi binasının yapımı devam ediyor.

* 9.500 metre uzunluğunda olan ve şehrin güneyindeki altı büyük mahalleyi kapsayan Kuyubaşı-Toki içme suyu terfi hattı projesi 4 milyon TL maliyetle kentimizin su sorununu çözümledik.

*2009 yılında başlanan atık su artıma tesisi şehir merkezi ve merkeze bağlı köylerde günlük olarak üretilen kullanılmış suların kanalizasyon şebekesi vasıtası ile mekanik arıtma evresinden geçirilerek Batman Çayı’na zararsız dönüşü sağlanıyor.

*6.113 metre içme suyu şebekesi; 12.574 metre kanalizasyon şebekesi döşendi.

*2009-2013 yılları arasında toplamda 65 adet yeni park yapıldı. 1.498.857 metrekare park olarak yeşil alana katıldı. 68.000 metrekare alan orta refüj ve yol kenarı olarak yeşillendirildi. Toplamda 1.566.857 metrekare alanı kentimize yeşil alan olarak sunduk. 2009’dan bugüne kadar 14.350 adet fidan dikildi. Dönem içerisinde 450.000 adet kışlık ve yazlık süs bitkisi kentin farklı yerlerinde dikimi sağlanmıştır.

*2013 yılı içerisinde muhtelif mahallerde toplamda 13 adet park yapımı devam etmektedir. Kadın spor kompleksi yapıldı.

2009 yılında 141 olan araç sayısı 2013 Eylül ayı itibarı ile 205 oldu. Alınan araçların ortalama maliyeti 11 milyon TL’dir. Şehir içi otobüs işletmeciliğinde akıllı kart sistemine geçilmiştir. Otopark işletmeciliği el terminalleri ile hizmete geçmiştir. Otobüslerin içerisine televizyon alındı…

-Peki, bu süreç içersinde yapamadıklarınız nedir?

Yapmak isteyip de yapamadığımız üç önemli proje var. Bunlardan biri İluh Deresi Projesi. O bizim açımızdan, belediyecilik açısından bir hayal olarak duruyor. İluh Deresi projesi merkezi hükümetin ve devletin desteği olmadan Belediyenin tek başına yapabileceği bir çalışma değil. Belediyenin böyle bir bütçesi yok. Mevcut bütçesiyle, geliriyle, Belediye ancak 5 yıl hiçbir hizmet vermeyecek, sadece gelen parayı oraya aktaracak ancak o zaman yapabilir.

Bir de Biyolojik Arıtma Tesisi Projemiz var. İki yıl önce Ağustos ayında Bakanlığa gittik, oradaki süreçler bitti, projemiz Başbakanın onayını bekliyor. Ne yazık ki, hükümetin kendinden olmayan belediyelerin projelerini engelleme diye tabir edilen bir uygulaması var. Bu proje onunla bağlantılıdır. Batman’ın atık sularının bir yerde biriktirilip arıtıldıktan sonra Batman Çayına verilme projesiydi. Dolayısıyla biz hem Batman Çayına hem Dicle suyuna temiz su akıtmış olacaktık. Başbakan yarın da onaylarsa, bu proje başlayacak.

Önemli Üçüncü projemiz ise Katı Atık Projesi. Batman, ilçe ve belde belediyelerin hepsini dâhil eden bütün evsel atıkların dönüştürüldüğü devasa bir proje. Kasım-Aralık ayında bu projenin ihalesine çıkılması gerekiyordu. Maalesef Türkiye’deki bürokraside ve Hükümetin kendinden olmayan belediyelerin projelerini bekletme-engelleme gibi bir durumdan kaynaklı bu projemiz de maalesef hayata geçmiş durumda değil.

-Biyolojik arıtma tesisi için gerekli finansmanı nasıl sağladınız?

Alt yapı projesinde kredi aldığımız bir Alman firma vardı. Biz krediyi yine onlardan aldık. Bunun için bir süreç işletildi. Bakanlığın ve Başbakanlığın onaylaması gerekiyor. Daha önce Emin Ekmen de belirtmişti, ‘asbest borular var’ diye, işte bu projenin içinde bu boruların yenilenmesi de var. Ne yazık ki, Emin Ekmen’in üyesi bulunduğu hükümet tarafından engellenen bu projeyi bugün sanki Belediye yapmıyormuş gibi Emin Ekmen tarafından propaganda malzemesi yapılıyor.

-Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in İluh Deresi Projesine destek vereceğinden söz etmiştiniz, peki ne oldu?

İluh Deresi Projesinde bize destek olacağını söylemişti ama olmadı ve proje hala beklemektedir. Sayın Vali Ahmet Turhan bize demişti ki; “ Başkanım, bu proje Bakana ve oradan da Başbakanın önüne gidecek. Valilik bu projenin içinde görünürse daha iyi olabilir.” Biz de öyle yaptık, projeye Valiliği de dahi ettik. Çözüm önerileriyle gittik. Bakanımız projeyi güzel buldu ama destek alamadık, hala bekliyoruz.


-Barış sürecine katkılarınız oldu mu, olduysa neler oldu?

Görev ve pozisyonumdan ötürü hem yerelde hem merkezi toplantılarda hem partimizin düzenlediği toplantılarda barış sürecinin önemli olduğunu, hayati bir önem taşıdığını ve devam etmesi gerektiğini defaten vurgulamış biriyim. Süreç bunu gerektirdiği için değil, buna inandığım için de söylemiş biriyim. Savaş varken de savaşın kesinlikle çözümleyici olmadığını ve her iki tarafın da bunu bildiğini defalarca söyledik. Bir barış sürecinin başlatılması gerektiğini her platformda dile getirdik. Bir yıldan fazladır tekbir hem Türk hem Kürt gencinin anlamsız bu savaşta ölmemesi en büyük kazanımdır. Bu sorun 30-40 yıldır hatta Cumhuriyet’in kuruluşundan beri var olan bir sorun ve sorun edilmeye çalışılan bir konu olduğu için hemen çözülebilecek bir durum da değil. Zaman alacaktır. Önemli olan bu zaman içerisinde karşılıklı güven adımlarını atabilmek ve bu güveni de devam ettirebilmektir. Bu sürecin en önemli anahtarı da karşılıklı güveni test edebilmektir. Konuşarak halledilmeyecek bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Şu anda bizlere en iyi kazanımı ölümlerin olmayışıdır. Toplum, Doğusu ve Batısı ile bu anlamda rahatlamış durumda. Batıya asker cenazesi, Doğuya gerilla cenazesi gelmiyor. Bu çok önemli bir eşiktir. Bundan geriye gitmemek lazım. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı. Seçim arifesi olduğu için Hükümet belki şu anda çok fazla bir şey yapamayacak fakat seçimden sonra daha somut daha inandırıcı adımlarla Kürt tarafına “Bakın Ben sorunu çözmek istiyorum” diye mesaj vermesi gerektiğine inanıyorum. Süreç şuan da rölantide gidiyor ve hükümet buna bir ivme kazandıramazsa korkarım ki eski günlere döneriz.

-Nedir bu Eş Başkanlık modeli ve neden Eş Başkanların çoğu kadın?

Eş Başkanlık, özellikle kadın sorununu ve kadının kendini her alanda var etme konusunu biraz daha görünür kılma çabasıdır. Aslında Eş Başkanlık sistemi yeni değil. Siyası partiler yasasında olmamasına rağmen, biz siyasi partide bunu uyguluyorduk. Fiili bir durum gelişmişti ve bir süre bizim partide bu uygulandı. Başarılı olan yerler var, başarısız ve tartışmalı olan yerler var. Bu yeni bir sistem olduğu ve toplumumuz da bu sisteme biraz uzak olduğundan anlamakta da biraz güçlükler çekildi. Bu modeli anlatarak bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum. Biliyorsunuz bu son demokratikleşme paketinde Eş Başkanlık sistemine de yer veriliyor ve Siyası Partiler Kanununda da bir değişikliğe gidiliyor. Dolayısıyla Eş Başkanlık modelini, Kürtlerin Türkiye siyasetine kazandırdığı bir olgu olarak değerlendirmek gerekiyor. Diğer boyutuyla Belediyelerde Eş Başkanlık sisteminin nasıl olacağını ve nasıl yürüyeceğini doğrusu ben de bilmiyorum. Belediyeyi beş yıldır yakından tanıyan ve Belediye Kanununu bilen biri olarak bu yönüyle çok zorluklar ve engellemeler yaşacağını düşünüyorum. Çünkü Belediye Eş Başkanlığından bizim anladığımız iki başlılıksa eğer bu olduğu gibi işleyişe ve karar alma süreçlerine de yansıyacaktır. En basiti resmi bir imza çıkışına yansıyacaktır. Dolayısıyla bu anlamda bazı problemler yaşanılacağını belirtebilirim fakat ileriki zaman içerisinde bu yöntem oturtulursa başarılı olunacağını düşünüyorum. Eş Başkanlıktan toplumun anlaması gereken şudur; yönetime kadınlar da adaydır, hayatın kadın ve erkekten müteşekkil olduğu olgusunu yönetim kısmına da yansıtabilme düşüncesidir.

-Eş Başkanlık sisteminde kadın kotası kimler tarafından ve nasıl belirlendi?

Demokratik Özgür Kadın Hareketi belirliyor. Kadının nereye asil başkan, nereye Eş Başkan olması gerektiğini erkek belirleyemiyor. Buna kadınlar karar verdi. Bu seçimde Batman’a asil kadın başkan belirlenmedi, bir dahaki seçime belki asil başkan kadın olabilir.

-Uzun bir vekâlet dönemi geçirdiniz. Peki, bu nasıl bir psikoloji? 

Bu süreç içerisinde en çok zorlandığım buydu, ‘vekâlet’ etmek anlatılması zor bir psikoloji. Bana dışarıdan bakıp yöneticiliğimle, yapamadıklarımla ilgili eleştiri yapanların bence göremediği bir şey var, o da vekil olma psikolojisi... Bunu suçlama olarak söylemiyorum pekâlâ göremeyebilirler. Vekil olmak bu süreçte motivasyonumu en fazla etkileyen kısım oldu. Asil seçilmiş bir Belediye Başkanı olmanın psikolojisi, karar alma süreci ve özgüveni farklıdır. Bazı yerlerde olması gereken tavrı çok net ortaya koyamayabiliyorsunuz. Bu sadece sizle ilgili bir durum da değil, en yakınınızda çalışanlar dahi size bu misyonu yükleyebiliyor. Zaman içerisinde farkında olmadan beden diliyle dahi “Vekilsin, orada dur” diyebiliyorlar. Bu psikolojiyi biraz daha geride tutup asil başkan gibi hareket etmem gerekiyordu ama bunun da sonuçları olacaktı, asil başkan gibi davrandığımda bugün birileri bana küsmüş olurdu. Başkanın yerinde gözü var, ahde vefasızlıkla suçlanabilirdim. Bütün bunların hepsini her gün muhakeme eden bir pratikle yaşadım. Bu psikolojiyi anlatmak çok zor, arada kalma duygusunu yaşamak gerekiyor.

-“Asil başkan gibi davranırdım” demekle neyi vurgulamak istediniz?

Vekil olma durumuna kendimi daha iyi organize edebilirdim. Böylece belki biraz daha verimli ve üretken olabilirdim. Bu konularla kafamı daha fazla meşgul etmeyip işin önemli kısmına kendimi odaklayabilirdim. Bu çok hassas bir konu.  Nejdet Atalay tutuklandığında iki yıldan fazla bir süre ben makam odasını dahi kullanmadım. Dolayısıyla bu sadakati ifade ediyor. Bu sadece Benimle Nejdet Atalay arasındaki bir bağ değil aynı zamanda topluma da şu mesajı veriyorum “ Ey Batman halkı, Bakın Belediye Başkanınızı devlet haksız-hukuksuz bir şekilde cezaevine attı hiçbir şey olmamış gibi davranamam. Gidip oraya oturamam.” Fakat bunu bile zamanla farklı değerlendirdiler, ‘Emanetçi’ dediler. Bu tavrımın bu basit değerlendirmelerle geçiştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Kırka yakın belediye başkanımız buna benzer duruma maruz kaldılar, bu sadece Batman’a özgü bir durum olmadı ama Batman biraz daha spesifikti.

Ne yazık ki Batman, Belediye Başkanlığı konusunda şanssız bir şehir. 1979 yılında Edip Solmaz’ın seçilmesinin ardından daha bir ayını bile doldurmadan öldürülmesi aslında bir noktada Batman’daki şehirleşmenin de kesintiye uğramasıydı. O zaman bile Edip Solmaz öldürülmeseydi ve beş yıl görevini yapabilseydi büyük bir ihtimalle bir dönem daha yapardı ve 1989’a bu şekilde gelindiğini düşünün. Batman’ın şuanda konuştuğumuz problemlerinin birçoğu o zaman içerisinde çözülmüş olabilirdi. Batman’ın şehir olarak şanssız olduğunu ve devamlı müdahalelerle karşılaştığını, kentin gelişimi konusunda kesintiye uğradığını çok rahatlıkla ifade edebilirim. Nejdet Atalay için de bu geçerli. Batman’da Belediye Başkanı olmak ateşten gömlektir. Belediye Başkanlarının başına gelen bu durumlar bir kentin hak ettiği ve olması gerektiği bir şekil almasının da engellenmesi demektir. Bu kentin yönetimine ve bu kente yapılacak olan hizmetlere darbedir. Yapılacak hizmetlere geç kavuşması demektir.

-Yaptığınız çalışmalara bir öz eleştiri yapmanız istenirse ne söylersiniz?

Batman’ın temizlik sorunuyla ilgili bunu başarabildik dediğimiz noktaya gelemedik maalesef. Batman’ın temizliği konusunda başarılı olamadım. Belki bazı dönemler Batman’ı temiz tutabildik ama daha sonra tekrar bozuldu. Bunu daha iyi yapabilirdik. Çünkü bu imkânlarımız vardı. İkinci bir öz eleştirim ise, şehir içi ulaşımına bir düzen getirmeyi düşünüyorduk bu konuda bir sonuca varamadık. Amacımız dolmuşları ortadan kaldırıp konforlu halk otobüslerine geçmekti. Bütün kooperatifleri birleştirip bir havuzda toplamaktı fakat bu konuda da istediğimiz noktaya gelemedik, bu süreç devam edecek.

-Peki, başarı konusunda ne söyleyeceksiniz?

Başarı ölçülebilir olması gerekiyor benim nazarımda. Bunun somut olarak görülebilmesi gerekiyor. Başarılı olup olmadığımı bu kentte yaşayan insanlar söyleyecek ve bunu da zaman gösterecek. Önümüzde seçim var, adaylara henüz nasıl bir misyon yükleneceği de belli değil. Dolayısıyla ileriki zaman içerisinde bunu yine bu kentte yaşayan insanlar tahlil edecek. Belki şimdi başarılı ve ya başarısız demeyebilirler ama bir-iki yıl sonra bunu söyleyeceklerdir. Takdir halkımızındır.

-Vizyon projede son durum nedir?

Vizyon projeyi konsept olarak başarılı buluyorum. Sahada pratik uygulamada yaşanan bazı sorunlar olmasına rağmen amacına ulaşma noktasında hedefimize ulaştığımızı düşünüyorum. Hem yaya hem araç trafiğini düzenlemekten tutun da kaldırım işgallerine ve gürültü kirliliğine kadar birçok negatif durumu ortadan kaldırdık. Hedefimiz de buydu, bu projeyle uzaya çıkmayı hedeflemiyorduk. Dolayısıyla proje bu manada başarılı ve devam edecek. 3. Etapla ilgili projenin de sonlarına geldik. Adaylarımıza da bunu aktardık, önemli projelerimiz konusunda onları da bilgilendirdik.

-“Kaldırım işgallerini ortadan kaldırdık” dediniz ama Diyarbakır caddesinde hala yer yer kaldırım işgallerini görmekteyiz…

Biliyorsunuz kaldırım işgali ve kahvelerde oturmak bizim toplumda bir sosyal realitedir. Otuz yıldır Batman’da olan bir gerçek ve bu gerçeği ‘ha deyince’ kaldıramıyorsunuz. Dolayısıyla zaman içerisinde ve ikna ederek bu sorunu çözeceğimize inanıyorum ve çözülecek. Birinci ve ikinci etapta büyük bir bölümünü kaldırdık. Birde şöyle bir şey var. Biz bir yeri düzenlemeye geçtiğimizde, kaldırım ve yolu yaptığımızda hemen akabinde oranın esnafı da kendi yerini yenileme ihtiyacı duyuyor. Biz değiştirdikçe oradaki esnaflarda da bir değişim ve dönüşüm olmaktadır. Öyle tahmine diyorum ki, bir iki yıl sonra Diyarbakır caddesinde çay ve çay satarak kendini idame ettirecek bir esnaf bulamayacaksınız.

-Başkanlık süreniz dolduğunda ne yapacaksınız, siyaset var mı?

Şu anda benim ne yapacağım konusunda çok bir netlik yok. Dört buçuk yıllık zorlu bir süreçten geçtim. Batman gibi bir yerde Belediye Başkanlığını vekâleten yürüten bir insanım. Önemli deneyimlerim oldu. Hem siyasette hem siyaset sanatını icra etme noktasında hem belediyecilik hizmetleri konusunda hem de yasal mevzuat alanlarında tecrübelerim oldu. Makine Mühendisi olduğum için aynı zaman da teknik bir insanım. Bu anlamda iş ve işleyişlere katkım da oldu. Tecrübeler edindim. Dolayısıyla bundan sonra siyaset nasıl şekillenecek nasıl olacak bilmiyorum. Ayrıca bu süreç içerisinde hakkımda açılan nur topu gibi 20 davam var. Dolayısıyla nasıl bir karar alacağım konusunda biraz da bunlar belirleyici olacak ve bana şekil verecek. Öte yandan siyasetin nasıl evirileceğini de bilemiyoruz. Türkiye’de malum bir ayda çok şey değişebiliyor. Bana ihtiyaç olursa, partinin herhangi bir kademesinde görev verilirse elbette çalışırım. En nihayetinde makamlar mevkiler geçicidir. İllaki bir makama da talip değiliz. Böyle bir yaklaşımımız da yok. Süreç neyi belirlerse ona göre yol alacağım.

-Batman’da mı devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Batman’ı seviyorum ve Batman düşünüyorum. Fakat diyelim ki, Batman’da yaşama imkânım kalmazsa o zaman İstanbul’u tercih edebilirim ama İstanbul’dan dönersem yine Batman’a dönerim. Bu kentle duygusal bir bağım var ve bu kentin sokaklarını biliyorum. Bu kente hizmet ettim, çocuklar için parklar yaptım bunların hepsini görmek isterim. Ve bu kenti dolaştığımda işte bunu ben yaptım demek isterim.

-Son olarak eklemek isteğiniz bir şey var mı?

Benim temennim, umarım seçilen belediye başkanları bir daha görevlerinden alınmazlar. Mahkemelerin meşru olmadığı ve bu mahkemelerin talimatla insanların hayatlarını kararttığı, somut bir şeye dayanmadan insanların bir örgüte mensup edilip suçlandığı realitesi yeni yeni ortaya çıktı. Bugün bu işin sonu en son Hükümete dayanınca yargı paralel bir yapıya bürünmüş oldu. KCK operasyonunu yapan yargı bunlar değil miydi? O zaman söylediğimiz şeyin şimdi açığa çıkması ne yazık ki bizi çok sevindirmiyor. Çünkü onlarca hayat ve aile düzeni alt üst oldu. Yargı içindeki paralel denen bu yapının bu ülkeye verdiği manevi zararın sorumluluğunu kim alacak. Benim temennim bu ülkenin demokratik hukuk çerçevesinde belli bir sisteme ve standarda kavuşmasıdır. Kendi içindeki sorunu çözmüş olması, Kürtlerle barışmış ve bundan dolayı gençlerimizin, insanlarımızın ölmemesidir. Batman’lı hemşerilerime de çağrım şudur. Onlar her şeyin en iyisine layıklar. Bu süreç içerisinde yaptığım her faaliyette bilinçaltımda hep bu düşünce vardı. Bu coğrafyanın insanları otuz yıldır çok acı çektiler. Batman’ın birçok sokağında faili meçhul adı altında birçok insanımızın kanı akıtıldı. Bu sokaklar sıradan sokaklar değil. Dolayısıyla bunun hakkını vermek gerekiyor. Şu an hepimizin ailesinden uzak veya yakın bir kaybı var. Ben bu düşünce ve mantaliteyle hizmet ettim, layık olmaya çalıştım. Bu beklentilere layık olabildiysem ne mutlu bana.

banner90
Son Güncelleme: 10.02.2014 18:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.