ZORUNLU BİR ZORUNLULUK MU?

Abone Ol

Daha özgür, daha demokratik bir ülke olmak için çabalama görüntüsü içerisinde olan bir ülkeyiz. Aslında inkar ve imha politikalarımız olmasa, red etme politikalarımız olmasa, zorunlu olan işlerimiz olmasa daha çabuk yol alma kıvamına da gelmiş bir ülkeyiz. Ancak ne yazık ki bu zorunluluklar ve geleneksel alışkanlıklar devlet politikası haline getirilince yolu kat etmek de zorlaşıyor.

Zorunlu askerlik bizde
Zorunlu Din dersi bizde
Zorunlu dil dersi bizde
Zorunlu etnik köken bizde
Zorunlu sokak baskısı ve geleneksel yapı bizde
Buna benzer bir dizi zorunluluğumuz olduğu için sorunlu bir ülke konumuna geliyoruz.
Geçen hafta demokratik hak talebi ile birçok kesimin katıldığı etkinlikler düzenlendi. Anadilde eğitim, zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi bir dizi zorunluluğun kaldırılması için mitingler düzenlendi. Bu mitinge katılanlar kısa ve özet olarak daha demokratik bir yapı istediklerini dayatma ve zorunluluklarla yönlendirilmek istemediklerini ifade ettiler. Bunu da demokratik haklarını kullanarak yaptılar.
Gündemi takip edenler fark etmişlerdir. Nüfus cüzdanlarında din hanesi boş olanların çocukları da zorunlu din dersine tabi olacaklarmış. Bu zorunlu din dersi tabi ki islam. Bu dersleri almak istemeyenler varsa din hanesine Hıristiyan, Yahudi gibi dinleri yazmak zorundaymışlar! Yani deniliyor ki Müslüman olmaya bilirsin ama eğer Müslümanlığı öğrenmek istemezsen o zaman Hıristiyan veya Yahudi olmak zorundasın. Ateist olmak yasak!
Oysa dünyadaki ateistlerin sayısı Müslümanların sayısına eşit!
Ama bizim meselemiz bu değil. Eğer yurttaş veya vatandaş kendi çocuğuna islam veya başka bir dinin öğretilmesini istemiyorsa biz neden onu zorluyoruz. İstemediği bir konuda neden dayatmada bulunuyoruz bunu tartışmamız lazım. İslamın kimseye ihtiyacı yok. Eğer kendisi faydalanmak istemiyorsa neden zoraki dayatmayı hem de devlet adına yapıyoruz. Hem zorunlu eğitimi dayatıyoruz hem de bu zorunlu eğitim içinde zorunlu din derslerini. Burada yetkililerin biraz daha detaylı düşünmeleri gerekiyor. İslamda “Sizin dininiz size bizim dinimiz bize” anlayışı olduğuna göre sokağa çıkıp ben zorunlu din dersi almak istemiyorum diyene neden bu dersi zorunlu veriyoruz ki. Din dersi seçmeli olsun o zaman istemeyen almaz olur biter.
Sadece zorunlu din dersi değil zorunlu dil dersi de var. Resmi dil Türkçe olunca diğer dillerde eğitim maalesef yasak. Bu konuda verilen bunca mücadeleye rağmen gelinen aşama diğer ana dillerin seçmeli ders olması. O da belli bölgelerde ve oldukça kısıtlı imkanlarla. Oysa başta Eğitim Sen olmak üzere bu camianın içinden gelen insanlar ve yurttaşlar anadilde eğitimin hak olduğunu ve serbest olarak bu eğitimin verilmesini talep ediyorlar. Bu konuda başka sivil toplum örgütleri de çaba içinde mesele Batmanda 12 STK Batman Üniversitesi rektörü Prof.Dr.Abdulselam Uluçam'ı ziyaret ederek Yaşayan Diller Enstitüsünün açılıp Kürt dili ve Edebiyatı alanında lisan ve lisansüstü programların açılması talebinde bulundular.YÖK tarafından "Doğu dilleri bölümü"adı altında Kürtçe,Arapça,Ermenice ve Süryanice" dilleri eğitimi için bölüm açılması onayını aldıklarını ifade eden Rektör Uluçam bölümler için hocaları temin edilirse bu bölümlerim hemen açılacağını söyledi.Talepte bulunan STK'lar şunlar: Aydın Der, BEY-DER, Batman Turizm ve Tanıtım Derneği, Doğal Yaşamı Koruma Derneği, Ehmedê XANÎ Derneği, İHH(İnsan Hak ve Hürriyetleri Vakfı), Hayat boyu eğitim-derneği, Mazlum-Der, Medeniyet Gençliği Derneği,Nubihar-Der, Seyyid Bilal ve Becirmanlılar Vakfı, Özgür Eğitim-Sen gibi.
 Bu zorunluluğun da aşılmasını diliyoruz.
Zorunluluklarımız bununla bitmiyor bir de zorunlu askerlik görevimiz var. Lakin son dönemde hükümetlerimizin geniş(!) sağduyuları sayesinde parası olana verdikleri avantajlar sayesinde bu zorunluluğun zorunluluk olmaktan çıkarılması durumunda nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacağımızı da daha net olarak görme imkanı bulduk. Çünkü son olarak çıkarılan bedelli askerlik yasasındaki kriterlere rağmen 200 bin insan başvuruda bulunarak askerlik yapma yerine para ödemeye tercih etmiş bulunmakta. Konu ile ilgili konuşan Milli Savunma bakanı şu açıklamayı yapmış:"Ben buna katılanlara da verilmiş olan bu tercihi kullananlara da kullanmayanlara da teşekkür ediyorum. Kullananlar, Silahlı Kuvvetlerimize ve ülkemizin güvenlikle ilgili olan ihtiyaçları için kullanılacak Savunma Sanayii Fonuna yapmış oldukları destekler için teşekkür ediyorum. 'Ben Silahlı Kuvvetlerimize bedenen Mehmetçik olarak katılacağım ve destek vereceğim' diyenlere de teşekkür ediyorum. Ülkemizin her ikisine de ihtiyacı var.”
Aman ne güzel ihtiyaç var var olmasına da bu ihtiyacın artık başka şekilde karşılanması gerektiği de gün gibi ortada. Gün yoktur ki biri çıkıp vicdani red hakkını kullanmak için açıklama yapmasın. Yine gün yok ki askerlikle ilgili bir problem çıkmış olmasın. Yapılması gereken açık. Askerlik görevi zorunlu olmaktan çıkarılmalı ve profesyonel orduya geçilmelidir. Askerliği meslek olarak yapmak isteyenler buyursunlar yapsınlar geri kalanlar da ödedikleri vergilerle bu yüke ortak olsunlar.Bu zorunlu zorunluluktan da kurtulmuş olsunlar.