Zengin bir kültürün şehrimizde ortaya koyduğu armoni

Bir şehri “şehir” yapan binalar, caddeler, güzergâhlar ve sokaklar değil; geçmişi, sosyal yaşamı, topyekûn değerleri ve bu değerlerin oluşturduğu kültür zenginliğidir. Bu nedenle de 85 yıl öncesinde 14 haneli bir köyden yarım milyonu aşan Batman, diğer şehirlerden çok farklı olduğu için sayfalarımızda sürekli bu şehre ait öyküleri paylaşıyoruz…

Abone Ol

İluh’la başlayıp çeşitlenerek bugüne gelen; tarım, TPAO, Altın Mikrofon yarışma birinciliği, Petrolspor, sosyal ve siyasal çeşitlilik ve gelişmişliği, 1940’lı yıllardan günümüze zenginleşerek ulaşan geleneksel ve kültürel armonisiyle bu şehrin ilginç öykülerini ortaya koydu. Bizler de bu değerleri gelecek nesillere aktarma sorumluluğuyla her fırsatta gazetemizde yer vermeye çalışıyoruz…

ŞEHRİN UNUTULMAZ ÖYKÜLERİ
Hep dile getirdiğimiz gibi; bu şehirde doğup büyüyen, gurbette olan, yurt dışına yerleşen her kim olursa olsun Batman’ı kendiyle birlikte götürüyor ve yüreğinde muhafaza ediyor.

Kültürü ve değerleriyle koca bir anıt gibi duran şehrimiz, o kadar büyük bir zenginlik barındırıyor ki bu bütünlüğü görmemek, konuşmamak, yazmamak mümkün olmuyor. Sürekli kendime sorup duruyorum; neden bizden öncekiler ya da kurum ve kuruluşlar bu şehrin dününü kayıt altına almadılar?

Bu soru kafamı meşgul ettiği için kendi payıma düşenin özeleştirisini veriyorum; geç de olsa bu şehrin dünüyle ilgili bulduğumuz, ulaştığımız ne varsa onları büyük bir sorumluluk bilinciyle kayıt altına alıyoruz.

Önümüzde İluh, Batman Ovası, kara altın, TPAO Orkestrası’nın Altın Mikrofonu, Petrolspor, Türkiye’nin ilk petrol mühendisleri, petrolcülerin ilk yerleşkesi Site, ülkenin ilk rafinerisi vb. gibi çok zengin bir kültür yelpazesinin olduğu bir şehirde ‘Batmanlılık duygusunu’ yaşatarak “şehrin hafızası”nı oluşturmak ayrı bir duygudur bizim için.

Türkiye’nin ilk yüksek petrol mühendisi Cevat Eyüp Taşman’ın yakınlarının olduğu Amerika’da bile Batman Çağdaş’ın nostalji ve belleği oluşturan köşelerinin ilgiyle takip edilmesi bizim için gururdur.

Gurur olduğu kadar mesleki sorumluluğun ağır yükünü de hatırlatıyor ve bu ağırlığı omuzlarımızda hissediyoruz.

1950’li yılların başında Ana Maria’yı Raman Dağı’na ilk gelin olarak getiren Trabzonlu Selahattin Malkoç’un eşine “Sana Raman güllük gülistanlıktır diyemem” sözü üçüncü eserimin ismi olmuştu.

Bu şehre gönülden bağlı olan eski isimlerin hayat hikâyelerini yazma gururu bize nasip oldu.

Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz.

***

ÇEVREYE DUYARLI OSB’LER
Mesleğimizin gereği bu şehrin dört bir yanında nabız tutuyoruz.

Birçok kesimin de sesi olmaya çalışıyoruz.

Son yıllarda kabuk değiştiren Batman’ın bazı bölgeleri yeni yapılaşmaya açılıyor.

Verimli arazilerin de korunmasını dileyip, Batman’ın Gaziantep’i örnek alarak OSB’lerin artması gerektiğini söylüyoruz.

1990’ların başında yapımına başlanan, 2000’li yıllarda farklı sektörlerde yatırımların başladığı mevcut OSB’nin artık bu şehrin iş dünyasının taleplerini karşılamadığını da hep hatırlattık.

Yeni OSB’ler yapılırken kimsenin verimli topraklarda yapılmasını istemediğini anımsatmayı da bir görev biliyoruz.

Çevreye duyarlı OSB’lere yatırımlar hem şehre hem de memlekete katkı sunacak.

10-15 yıl öncesinde Batman Çayı kenarında inşaat sektörlerinin hafriyatından ve bims-briket imalatlarının atölyelerine dek şehir kirlilik yayardı.

Akarsu kenarında denetimsizlik alıp başını yürümüştü.

Bugün Batman Çayı kenarında farklı projelerden söz ediliyor.

Batman’da ikisi akarsu kenarında olmak üzere toplam dört OSB’den bahsediliyor.

Batman’ın bazı bölgelerinde yeni OSB ve sanayi siteleri kurmak elbette bu şehrin istihdam kapısını açacaktır.

Çay kenarında yapılacak OSB’lerde çevre kriterleri ve doğaya uygunluk kriterlerinin mutlak surette göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Yukarıda da değindiğimiz gibi çevreye duyarlı OSB projelerine kimsenin bir şey dediği olmaz.

Batman’ın verimli topraklarını da korumak ve önümüzdeki süreçlerde gıda krizlerinde ülkenin kurtarıcısı olabilecek bir zenginliğe sahip olduğunu unutmayarak, el birliğiyle bu arazileri korumamız gerek.

Özetle; bu şehrin toprağını, havasını ve suyunu korumak hepimizin görevi.

Bu uğurda ciddi olarak çevre bilincini oluşturacak eğitim ve organizasyonlara hemen başlanması gerektiğine inanıyoruz.