Yılmaz Güney sineması kurulduğu günden bu yana kentimizin kültür merkezi olma özelliğini ellinde bulunduruyor. Birçok sanatsal etkinliğe ev sahipliği yaptı, yapmaya devam ediyor. Geçen gün aynı yerde saçı sakalı ağarmış bir konukla tanıştık aynı mekanda.
Yılmaz Güney adının verildiği sinemada Yılmaz Güney ile yol arkadaşlığı yapmış Batmanlı (Tımoklu) bir hemşerimizle tanışma olanağı bulduk.
Adı Suayip otuz yılı aşkındır memleketinin dışında kültür ve sanata adanmış bir yaşamın sahibi olan bir hemşerimiz. Sinema onun yaşamının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yaşamını halen yurt dışında sürdürüyor. Ancak gidip gelme konusunda artık bir sorun yaşamıyor. Araştırmalarını aralıksız sürdürüyor. Günde uykuya ayırdığı vakit 4 saatten ibaret kendi anlatısına göre.
Halen üzerinde çalıştığı birden fazla projesi var ve bu projeleri gerçekleştirmek için var gücü ile çalışıyor, çaba sarf ediyor. 54 yaşına gelmiş olmasına ve son 40 yıllık yaşamına çile ve hasreti yerleştirmesine rağmen azminden bir şey kaybetmemiş görünüyor.
Yılmaz Güney ile çalışması 1974 tarihinde ‘Arkadaş’ adlı film çalışması ile başlamış. Daha sonra bu çalışmalar Sürü, Yol, Düşman ve Bir gün Mutlaka adlı filmlerinde sürmüş. Anılarını anlatırken ilginç bir anekdot dikkatimizi çekti. Yılmaz Güney tutuklu bulunduğu cezaevinden on günlük izin aldıktan sonra çıkmış ve bir daha cezaevine dönmemiş. Kaçtığının anlaşılması üzerine yetkililer onu cezaevinde sık sık ziyaret edenleri tespit etmişler. O sırada konuğumuz Batman rafinerisinde çalışmaktadır. Polisler onu işyerinden alarak sorgulamışlar. Konu tabii ki Yılmaz Güney’in nereye kakçığıdır ve tam on beş gün boyunca gözaltında kalmış.
Yıllardır yaşamakta olduğu Fransa’da, Fransız yetkililerle oldukça iyi ilişkiler geliştirmiş. Özellikle sanatsal çalışmalar konusunda aktif olduğu anlattıklarından ortaya çıkıyor. Çalışmaları ise halen sürüyor. Bu ara bölgede yaşanan olayları anlatan bir eser üzerinde çalışıyor.
Kürtler konusundaki görüşü ise bir hayli değişik her türlü sertlikten hoşlanmadığını belirttikten sonra Kürtlerin seslerini dışarıya yeterince ulaştıramadıklarından yakınıyor. Bunun için de tanıtım ve sesin duyurulmasının önemine vurgu yapıyor.
Dışarıda kalmak veya yurt dışında yaşamak her ne kadar çekici görünse de durumun öyle olmadığını anlamak yurt dışında yaşamlarını sürdürmekte olan insanlarımızla tanışınca daha iyi anlaşılıyor. Bundan bir süre önce Almanya’da yaşayan ve geri dönüş için girişimde bulunan Ezidi hemşerilerimle tanışmış ve onları dinleme fırsatı yakalamıştık. Anlatılarından da anlaşıldığı kadar yurt dışındaki yaşam hiçbir zaman ülkedeki yaşam ile kıyaslanamayacak kadar zor geçiyor. Tabi ülkede yaşam ve özgürlük sorunlarının aşılması kaydıyla. Çünkü ülke dışında yaşayan veya yaşamak zorunda kalanların büyük bir çoğunluğu kendi isteklerinin dışında ve hayati tehlike veya özgürlüklerinin tehlikeye girmesi nedeniyle yurt dışına çıkmak durumunda kalmışlar. Bu koşulların düzelmesi durumunda geri dönüşün gerçekleşmemesi için hiçbir neden kalmayacaktır.
Yılmaz Güneyle sinema çalışmalarına başlayan ardından Fransa’ya giden orada birçok çalışmaya imza atan ve atmaya devam eden hemşerimizin 340 sayfayı bulan çalışması Kürtçe, İngilizce ve Fransızca olarak önümüzdeki yıl okurları ile buluşacak. Çalışma bölgedeki olaylara dikkat çeken bir çalışma yayınlandığında görüp değerlendirme fırsatımız olacak dileriz yararlı bir çalışma olur ve sorunun çözümüne katkı sunar.
Hemşerimiz yaşamakta olduğu Cherbourg şehrinin deniz kenarında evinde dünyayı ve doğduğu toprakların hikâyelerini izlemeye devam ediyor. Bir gün gelip aramızda yaşamaya başlaması dileğiyle çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Yılmak Güney sinemasının kafeteryasında Bir Yılmaz Güney arkadaşı ile tanışıp konuşmak bizim kadar hemşerimizin de ilginç bulduğu bir karşılaşma oldu. Suayip Adlığ 30 yılı aşkın bir süredir ilimizi ve yurdumuzu yurt dışında sinema ve sanat alanında temsil etmenin gururunu yaşarken biz de tanışmanın gururunu yaşayıp sizlerle paylaşmak istedik.