884 Rakımlı Beşiri-Kıra Dağı doruğundan, 17 asırlık manastıra bakıldığında etrafının betonla kuşatılmış olduğu görülür. Oysa inanç turizmi ilkeleri doğrultusunda manastırın çevresi asla betonlaştırılmamalıydı. 15 Temmuz günü Süryani kilise takviminde “Mor Kiryakus ve Annesi Yuliti Günü” olarak kutlanır. Mor Kiryakus’un adının verildiği bu şaheser manastır, yaşam tarzlarının Mısır stilinde olduğunu tarih kitaplarından öğreniyoruz…
Bu şehrin sanayileşme gücü kadar, tarihi, kültürel zenginlik ve çeşitliliğiyle ülkemizin en güzel şehirlerinden biri olduğunu iddia ediyor, bu potansiyelin birçok şehirde olmadığını da biliyoruz. Batman’ın eşsiz kültürel zenginliği arasında bu manastır büyük bir inanç merkezi ve inanç turizmi açısından da çok büyük avantajdır…
15 TEMMUZ’DA MOR KİRYAKUS
15 Temmuz tarihi Süryani kilise takviminde önemli bir gündür.
Sait Şirazi, kilise takviminde yer alan Mor Kiryakus’un öyküsünü İdem Dergisi’ne değerlendirmiş.
Birçok kişinin bilmediği bu günün anlamını dergide yazılan şu alıntıyla aktaralım:
“15 Temmuz, Mor Kiryakus ve annesi Yuliti’nin günü olarak kutlanmaktadır. Mor Kiryakus’un babası orduda general, annesi ise kraliyet sarayında olan varlıklı bir aileye mensuptu. Mor Kiryakus henüz 3 yaşındayken babasını kaybeder. Kral, putlara tapmayı reddedenleri öldüreceğini ilan edince, Mor Kiryakus’un annesi Yuliti, putlara tapmayı reddedince oğlunu ve iki hizmetçisini alarak Konya’ya kaçar. Orada da durumun tehlikeli olduğunu görünce Tarsus’a gider.
Fakat burada ihbar edilmesi üzerine Vali Alexander’ın huzuruna getirilir. Vali, ona kim olduğunu sorunca Hıristiyan olduğunu ve kraliyet soyundan geldiğini söyler. Vali, ilk önce onu putlara tapma konusunda ikna etmeye çalışır. Onun kararlılığını görünce kucağındaki çocuğu, Mor Kiryakus’u elinden alıp yere fırlatır. Vali, anne Yuliti’nin önce kırbaçlanmasını, daha sonra da başının kesilmesini emreder. Mor Kiryakus ve annesi Yuliti, İ.S. 304 yılında şehit edilirler. Hizmetçileri cansız bedenlerini Tarsus’un dışında bir mağaraya götürür. Daha sonra hayatta kalan bir hizmetçileri, Hıristiyan cemaate mezarlarının yerini gösterir ve burada bir kilise inşa edilir. Bu yer, şimdi şehrimizin Kıra Dağı eteğinde restorasyonu bitip halka açılan Mor Kiryakus Manastırı’dır.”
İşte asırlardır tarihe meydan okuyan o manastırın öyküsü de böyle.
Günümüzde hiçbir dönemde yapılmayan manastır restorasyonu, son 20 yılda hızlandırıldı.
Süryani takviminde önemli yer edinen; 15 Temmuz gününde böylesi bir eser, Batman Ovası’na hâkim yerde herkesi konaklamaya hazır.
Ne yazık ki, kimse bu kilisenin ismini aldığı Mor Kiryakus’un hayat hikâyesini ve mezar yerinin bu manastır olduğunu bilmiyor.
TARİHİMİZİ VE ŞEHRİMİZİ GÜÇLENDİRECEK BİR ESER
Şu günlerde Batman, haklı olarak yeni OSB’leri, tarımı ve sanayi şehrine giden bir başarı hikâyesini konuşuyor.
Turizm sektöründe de seferberliği başlatacak ekonomik bir kalkınma hamlesinin ilk durağı da Mor Kiryakus Manastırı olacağına inanıyoruz.
Evet, Batman birçok alanda marka şehir olabilmek için uğraşıyor.
Çeşitli kampanyalar düzenliyor.
Kuşkusuz bu şehrin bir turizm markası haline gelebilmesi için de yukarıda Mor Kiryakus’u anlatan hikâyelere ihtiyaç var.
Batman’da her zaman 5 yıldızlı bir otele ihtiyaç duyulduğunu söylüyoruz.
Mevcut otellerimizin de hijyen, hizmet ve konfor kriterlerine göre kalitesi artırılmalı.
Tarihi ilçe Hasankeyf’te de 5 yıldızlı otel projeleri hayata geçirilmeli.
Sahil yolu projesi, yapay plaj ve karavan turizmi gibi turizm rotaları da oluşturulmalı.
BU GASTRONOMİ HİÇBİR YERDE YOK
İddia ediyoruz; ,Bu gastronomi ve gastronomik çeşitlilik hiçbir yerde yoktur.
Doğu ve Güneydoğu’da Batman gastronomisi kadar zengin bir şehir yok.
Bahar mevsiminde başlayan tur operatörleriyle bölgeye çıkarma yapan yerli-yabancı konukları dinlediğimizde, Batman’ın mutfağı ve birçok lezzetiyle bir cazibe merkezi olabileceğini söylemişlerdi.
Bu şehrin mutfağı çok iyi bir referans.
Tabii, uygun fiyat düzenlemesi turistleri daha çok cezp edebilir; bunu da unutmayalım.
Batman lokantaları, gastronomi festivalleri için iyi bir altyapıya sahip.
Köy pazarındaki yerel ürünler, yerli ve yabancı konukların da ilgisini çekebilir.
Tarihi Malabadi Köprüsü ve 51 ayaklı Perpıra Köprüsü’ndeki ayakların restorasyonu bir an önce tamamlanarak, önemli bir turizm güzergâhına dönüştürülebilir.
Özetle; Turizm seferberliği, sadece kurum ve kuruluşların değil; STK’ların, halkın ve özel sektörün de dahil olduğu bir hareket olmalı.
Batman, sadece tarım ve sanayide değil, turizmde de bölgede söz sahibi olabilir.
Olmalıdır da!
Çünkü çevredeki hiçbir il, Batman kadar dinamik değil ve onların bu dinamizmle rekabet etmesi mümkün değildir…
Sağlıkla kalın.