Batmanlılara her yaz mevsiminde nefes aldırmayan kavurucu sıcaklar bu yıl erken başladı.

Daha çok Temmuz’da hissedilen bunaltıcı sıcakları bu yıl daha yakıcı hissediyoruz. Her yıl küresel ısınmanın başka bir boyutuna şahit olurken, yaşadığımız kentleri yönetenler bu olağan üstü durumlara ne kadar hazırlıklı bilemiyoruz doğrusu…

Kurban bayramı tatilini fırsat bilenler birkaç günlüğüne de olsa serin bölgeleri tercih etti, memlekette kalanlar ise sıcaklarla boğuştu…

Tatil süresince bir kez daha karşılaştığımız sosyal tesis ve yeşil alan yetersizliğine dikkat çekmek istiyorum.

Son yıllarda Batman Çayı kenarına yapılan İstiklal Parkı, Kıra Dağı eteğindeki Kırames ve kent merkezinde artan park sayısına rağmen vatandaşların yeşil alan ihtiyacı karşılanmıyor.

Nüfusu 650 bini bulan ve büyük şehre adım adım ilerleyen bir kentte yeşil alan yetersizliğinin elbette birçok etkeni var. Uzun yıllara dayalı bu yetersizliğin nedenlerine bu yazıda çok detaylı girmeyeceğim.

34 Yıllık kent geçmişi olan bir yerleşim biriminde 50 derece yaz sıcaklığını çekmemizin en büyük nedeni ‘yeşil fakiri’ oluşumuzdan…

İster geçmişte seçilmiş belediye yönetimleri olsun, ister son yıllardaki kayyum yönetimleri olsun, yeşil alan ve sosyal tesis açısından Batmanlıların ihtiyacını karşılamaktan uzak kaldılar.

***

Bir kez daha Kurban bayramında gördük ki Batmanlılar 5-10 derecelik serinlik için ya Bitlis-Tatvan’ın ya da Mardin-Beyazsu bölgesinin yolunu tuttu.

Neden?

Çünkü Batman kent merkezinde yararlanacakları bir alan yok. Son aylarda en çok övündüğümüz İstiklal Parkı’na 50 derece sıcakta gitmek ise yürek ister. Belki akşam 19.00’dan sonra tercih edilebilecek bir alan…

Sason-Sevek, Kozluk-Angebir ve Malabadi gibi alanlar da olmazsa insanlar neredeyse nefes alamayacak. Belirttiğimiz alanlar ise 650 binlik Batman’ın tahminimce yüzde 1’lik ihtiyacını bile karşılamıyor.

Mevcut Kırames, İstiklal Parkı ve diğer alanlar ise ihtiyaca cevap verme eksikliğinin yanı sıra bakıma muhtaç halde. Belirttiğimiz bu alanlarda lavabo-WC’lerin hijyensizliği ve banklardaki kirlilik ayrı bir tartışma konusu. Burada mevcut işletmelerin sorumlulukları elbette var ama insanlarımız da ne yazık ki bu alanları bilinçsizce kullanıyor. İki taraflı bir eksiklik söz konusu…

Burada asıl acı olan ise; binlerce yurttaşın yeşil alan ve piknik-mesire alanı yetersizliği nedeniyle başka illeri tercih ediyor olması.

Bu durum hem günü birlik piknik yapmak isteyen vatandaşlar için maliyet hem de bir şehrin yeşil alan yetersizliği ayıbı…

Her yönetim, kent merkezine onlarca park kazandırıldığını belirtiliyor ama yapılan parklar veya mesire alanları vatandaşların ihtiyacını ne denli karşılıyor?

Bu sorunun cevabını, serinliği başka şehirlerde arayanların sayısında bulabilirsiniz.

Kentin farklı mahallelerindeki parklara baktığımızda ise yaz sıcağını kıracak bir yapıya mevcut mu?

Elbette HAYIR!

Batı illerinden örnek verdiğimiz de mevcut ya da eski yönetimler hemen; “Batı illeri gibi olamayız, çünkü o illerde kaynak sıkıntısı yok”,  ya da “Batı illerine pozitif ayrımcılık var” gibi savunmalarla karşılaşabiliyoruz.

Yeşil alan zenginliği bakımından en iyi örneği Eskişehir oluşturuyor. Eskişehir’den onlarca örnek verebiliriz ama ben o kadar uzağa gitmeyeyim, 90 kilometre ötedeki Diyarbakır’ı baz alalım.

Diyarbakır; son 10 yılda özellikle şehircilik alanında Türkiye’ye örnek olmayı başardı…

İster seçilmiş başkanlar ister kayyum yönetimleri zamanında olsun, şehrin kimliğinden taviz verilmiyor. İmar alanlarına, yeşil alanlara ve diğer kentsel planlamalara sadık kalıyor bu kadim kent…

Bu örneğe birilerinin “Diyarbakır yüzölçümü açısından şanslı” savunmasını hisseder gibiyim. Ancak duruma sadece buradan bakmak sığ bir anlayış olur. Burada ortaya çıkan olguya; sadık kalınan ‘şehircilik’ anlayışı ve insanlara verilen değer olarak görülmeli.

***

Belediye ve İl Özel İdaresi gibi kurumların özellikle sosyal donatı, yeşil alanlar ve diğer tesisler için çok ciddi ödeneklerinin olduğunu biliyoruz.

34 Yıllık kent tarihi ve 650 binlik şehir potansiyeli düşünüldüğünde Batmanlıları her yaz mevsiminde 50 derecelik yaz sıcağına mahkum etmek bu kentin insanlarına haksızlık değil mi?

Valilik, Belediye, Özel İdare başta olmak üzere kentin tüm kurumlarının her yıl onlarca gencin serinleme uğruna can verdiği bir kentte daha büyük, daha radikal, ihtiyacı daha fazla karşılayacak projelere yönelmesi gerekmez mi?

Sadece nüfusun artışı ya da hizmet binalarına ‘Büyükşehir’ yazısı asmakla “büyükşehir” olamayacağımız gerçeğini ne zaman anlayacağız?

Ayrıca “siyasi” yaklaşımlarla; hangi yönetim zamanında olursa olsun, kendi anlayışından olmayan liyakat sahibi personelleri ilgisiz birimlere görevlendirme gibi gereksiz rövanşlarla vakit kaybetmeye devam mı edeceğiz?

“Yapacağız”, “Edeceğiz”, “Tamamlayacağız” söylemleri artık halkta karşılık bulmuyor, bunu zaten son seçimlerde de gördük.

Özellikle belediyecilik hizmetlerinde vatandaşlar gerçekçi söylemler ve projeler bekliyor.

Sözün özü; Dünyanın dijital çağı ve yapay zekanın doruklarını konuştuğu bir dönemde bizler, Batman gibi potansiyeli yüksek bir kentte yeşil alan yetersizliğini ve bu kentin insanlarını sırf ‘serinlik’ için başka kentlere yönlendiriyorsak, herkesin şapkasını önüne koymasında yarar var.

Acaba yeşil alanları mevcut yöneticilerimizden değil de yapay zekadan mı istesek?

İroni bir yana; üretim şehri Batman’da vizyon sahibi yöneticilerin sayısını artırmak gerek.

Bir dahaki yaz mevsimine dek gerçekçi projelerin hayta geçmesi umuduyla…

Sağlıkla kalın.

Editör: Barış Arslan