Yaz bitti,
Okul yolu gözüktü.
Şimdi okullu olduk,Yaşasın okulumuz!
Yeni başlayanlar ilk gün kaygılandı.
Ailelere ve çocuklara heyecan dalgası sardı.
Okulda başarı için çocuğunuzu nasıl motive ediyorsunuz?
Çünkü okul bir yıl değil, hayat boyu.
Çocuğumuzun notları düşmeye başladığında sevdiği şeyleri koşa koşa gidiyor-spor- sosyal medyaya mütemadiyen takılıyor ama ödevlerini yapmıyor diye geçiyor aklınızdan.
"Umursadığı tek şey basket takımı gibi görünüyor". her ailede yaşanabilen çatışma türü.
Ailelerin yapmaya niyetlendiği hatta yaptığı şey ise;
"Notları düzelene kadar onu takımdan çıkarmak gerektiğini düşüncesi."
Hem bir eğitimci hem de iki çocuk okutmuş ve halen iki torunu okula başlamış biri olarak, son 30-40 yıldır bu tür eylemlerin, konuşmaların benzerini duyduğum için bu içgüdüyü kesinlikle anlıyorum.
Bir çocuk zorlukla karşılaştığında, ebeveynlerin ne yapacaklarını bilemediklerini hissetmeleri yaygındır.
Tecrübelerimden bir şey söyleyebilirim,bir çocuk yetersiz kaldığında, en çok önemsediği şeyi elinden alarak cezalandırmak, onu motive etmenin yolu değildir.
Sevdiği şeyi yapmaktan mahrum etme düşüncesi çık aklımdan!
İnsan yetiştirmek kalıp şeklinde olmaz.
Yap boz şeklinde kusurlu ve tekrarlayan bir süreçtir.
Birçok aile için çocukları her daim başarılı olsun ister.
Ailelerde sürekli bir başarı kaygısı mevcut.
Mümkün mü?
Anne babaları çocuklarının hangi konularda başarılı olduklarına odaklanmak yerine, hangi konularda eksik olduklarına odaklanmaya yönlendirebilir.
Bazı ailelerin gözleri önce karnedeki en düşük nota takılırlar.
Aynı anne babalar, algıladıkları zayıflığı gidermek için ister istemez özel ders öğretmenlerini harekete geçirmeye veya yeni çalışma alışkanlıkları edinmede ısrarcı olabilirler.
Bunu, çocuğun başarısını engelleyebilecek eksiklikleri ortadan kaldırmak veya etkisiz hale getirmek için yaparlar.
Ancak pek çok araştırma, yetenekli gençler yetiştirmenin anahtarının, onların zorluklarını hedeflemek olmadığını göstermiştir.
Güçlü yönlerini fark etmek, geliştirmek ve geliştirmek…
Çocuk gelişimi uzmanlarının metafor olarak
"yeterlilik adaları" olarak adlandırdığı şeyleri belirlemek önemlidir.
Kısacası çocukların başarılı olduğu alanları/ yönleri öne çıkarmak ve desteklemek, takdir etmek hayatta başarılı olmaları için tutulacak yol gibi görünüyor.
Bazı ülkelerde eğitim müfredatlarında var.
Rehber öğretmenler yetenek avcılığına çıkarlar.
Çocukların hangi alanda başarılı olduğunu tespit edip o alana yönlendirme meselesi.
Oysa Türkiye’de maalesef eğitim sınav merkezli ve yarış atı misali yarışmacı ve eleyici bir sistem.
Her çocuk değerlidir, yeter ki yetenekli olduğu alanı tespit edelim.