Fotoğraflarla petrol kentinin hikayesi (21)

**Batman’ın ‘ilçe’ olduğu dönemlerde hastane yoktu. İlk hastane şimdiki Petrolspor kulübünün bulunduğu bina olan Türkiye Petrolleri dispanseriydi.

11 Eylül 2015 Cuma 17:36
1083 Okunma
Fotoğraflarla petrol kentinin hikayesi (21)


**Batman dışındaki yerleşim birimlerinden de dispansere gelenlere sağlık hizmet verdiklerini anlatan Doğu Tuna; “Türkiye Petrollerinin doktoru o dönem Tarık Ziya Ekinci’ydi. Çok iyi uzman olan Tarık bey’in eli herkese şifaydı” diyor.

HASTANE GİBİ DİSPANSER
1957’de ilçe olan Batman’da tek sağlık kuruluşu Türkiye Petrolleri’nin dispanseriydi.  Günümüzde 6 hastanenin bulunduğu Batman’da, 55 yıl önce tek sağlık kuruluşu TPAO’nundu. Şimdiki Petrolspor kulübünün içinde olduğ binaya o dönemlerde Batman dışındaki yerleşim birimlerinden gelenler de tedavi görüyordu. Dispanserde görev yapan sağlık görevlisi Doğu Tuna, anlatıyor;
“Sağlık kuruluşunun olduğu tarafta daireler vardı. 2 katlı lojmanlar da petrolcüler kalıyordu. Bekar lojmanlarda dispanserde çalışan görevlilere de yer verildi. Gerek TPAO’nun unutulmaz Bölge Müdürü Melih Genca gerekse de dispanser doktoru Tarık Ziya Ekinci’nin ısrarlarıyla Batman dispanserinde göreve başladık. Sadece fıtık ve apandist gibi ameliyatların yapıldığı dispanserde Doktor Ziya Ekinci’nin oluruyla bir narkoz teknisyeni temin ettik. Büyük ameliyatları yaptığımızı öğrenen ve hayran olan tıp uzmanları bize övgü yağdırıyordu. TPAO bünyesindeki çalışanların yanı sıra çevredeki illerin hastaları da TPAO dispanserine yönlendirildi.  Aldığımız izinle TPAO dışındaki yurttaşları da kabul etmeye başladık. Türkiye Petrollerinin mayasında yanlız kendi kuruluşunu değil, neredeyse çalıştığı bölgenin halkına hizmet etme, destek olma anlayışı vardı.”


İŞ İSTEYEN ESKİ EŞKİYALAR
Batman’da görev yapan dönemin petrolcüleri kırsalda görev yaptıklarında çevredeki köylerinde can simidi konumundaydılar. Başsondör Ahmet Ardıç, bir eşkiyanın iş talebini anlatıyor;
“Sason ilçesinin kırsalındaydık. Sondaj sahasında bir akşam gün batımında eşkiyalar geldi. Kule sorumlusu da Tuncay Tumay’dı. Ufak-tefek bir adam gelip beni kenara çekip ‘seninle görüşmek istiyorlar’ dedi. Adamı aracıma alıp 500-600 metre ilerisinde bir ağaçlık yerde durduk. Silahlı 6 kişi bizi orada bekliyordu. Bana çok iyi davrandılar. Bir adamlarını işe almamız için ricada bulundular. Ben de onlara yetkili olmadığımı, ancak yardımcı olmaya çalışacağımı söyledim. Eşkiyaların arasından ayrıldıktan sonra Tuncay bey’e durumu telefonla bildirdim. Söyledikleri adamı işe aldılar...”

“GECE BENİ KORUDULAR”
Ahmet Ardıç, o dönemin eşkiyalarını kendisini nasıl koruduğunu anlatmadan edemiyor; “Gece yarısı onlar gittikten sonra barakamın etrafından sesler geliyordu. Etrafıma bakıyordum ama gece karanlığından kimseyi göremiyordum. Sonradan öğrendim ki; o gün bana gelenler bana bir zarar gelmesin diye sabaha kadar barakanın önünde nöbet tutmuşlar. Biz o yörenin köylerine çok yardım ederdik. Tütün ekerlerdi, depolarına su ulaşması için su pompasını  yarım saat fazla çalıştırırdık. Böylece depodan dökülen su, onların ekili alanlarına akardı. Hastaları olduğunda özel olarak araç çıkarır, onları hastaneye ulaştırırdık. Bir birimize bir aile ortamını sağlardık.”


Son Güncelleme: 11.09.2015 17:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.