Yarı kırgın, yarı hüzünlü ama başı hep dik…

Abone Ol

Batman’ın zengin kültür hazinelerinden olan ve uzun süredir sessiz kalan bir yer vardı; o da Ortaçağ’dan kalan Erzen bölgesinin kale şehri idi. 1085’te başkent olan o kale şehrini görmezden gelmişiz ya da diğer faktörler önceliği aldığı için görünmez olmuş. Oysa Garzan Çayı’na hâkim üç tepedeki o gizemli yer bir zamanlar Dilmaçoğulları Beyliği’nin başkentiydi.

Bitlis-Mutki dağlarından yayılıp sessiz ve derin akan Garzan Çayı’nın paralelinde uzanan akarsuyun geçtiği şehir, bir zamanlar Erzen Kalesi’nin kurulduğu üç tepenin ortasındaki kale şehrin kalıntılarının olduğu devasa duvarlarla, her şeye rağmen yıllara meydan okuyor...

SESSİZ KALAN KALE ŞEHİR

Dağ başlarında yalnız bıraktığımız kale şehir, sessizliğiyle en sarsıcı ve en acıklı feryadını haykırıyor.

Kale tipi şehir korumalar tarih oldu ama bu tarihi yapıları, bizi bugünümüzde daha güçlü hissetmemiz için ayağa kaldırmamız gerektiği herkesin malumu.

Kaldı ki kale tipi şehirler, surlar; 21. yüzyılda olmamıza rağmen orada, o dönemlerde yaşananlar masallara, destanlara, roman ve şiirlere konu oluyor, bizlere ulaşıyor.

Tarihsel geçmişi ve yapıtları olan şehirler zengin ve şanslı şehirlerdir; çünkü onların her zaman anlatılacak hikâyeleri vardır.

Batman’da, şehrimizde bizi şanslı kılan birçok yapıtımız var.

Kimisi dağ başlarında, doğa koşullarına dayanamayıp kısmen yıkıma uğramış olsalar bile, başı dik insanlar gibi hâlâ ayaktadır.

Son yıllarda tarihsel ve kültürel mirasları sahiplenip gerekli restorasyon ve yenileme çalışmalarının yapılması takdire şayan.

Bu uğurda çaba gösteren herkese basın olarak sonsuz teşekkür ediyoruz.

ZENGİN COĞRAFYADA YAŞAMAK

Tarihin sayfalarında Ortaçağ’ın en zengin kalelerinden biri de Garzan Çayı’na hâkim bir tepeye kurulmuş ‘kale şehir’dir.

Tarihi dokunun zengin haritasında Batman il sınırlarında uzun süredir sessiz kalan bir yer vardı; o da Dilmaçoğulları Beyliği’nin başkentiydi.

Ortaçağ’da Büyük Selçuklu Devleti himayesine giren önemli bir yerleşim yeri, Garzan Çayı’nın paraleline uzanan menzil yolunun içinden geçtiği bu şehirdi ve 1085’te burası başkentti.

Şaheser tepenin zirvesindeki kale, Diyarbakır’ın surları gibi etrafını sarmış o eski başkentin kalıntılarını saklıyor.

Tarihin sayfalarında Erzen şehri, üç tepenin hâkim olduğu yer olarak geçer.

Garzan’ın çevresinde ova ve yolun kontrolünü elinde bulunduran o önemli başkentte kendine özgü para basımı da yapılmış.

Dilmaçoğulları Beyliği’nin başkentinde neler varmış neler… Bilmediğimiz o kadar önemli eserlerin olduğu kale şehirde bakır ve korozyonlu sikkelerin efsanesi hâlen konuşuluyor.

Farklı mimari kalıntıların olduğu dev duvarlar 1000 yıldır ayakta.

Geçmişte arkeologların kazılarda belki de yüzey çalışmalarının çok azını yaptıkları kale şehir, ne yazık ki kaderine terk edilmiş.

Son dönemlerde definecilerin delik deşik ettiği o kaleye uzaktan baktığımızda çevresindeki surlar “Size ben bir zamanlar başkenttim” diyor; yarı kırgın, yarı hüzünlü ama başı hep dik, onarılmayı bekliyor.

BU KALE BAŞKA YERLERDE OLSAYDI

Batman’ın tarihten günümüze çok zengin yerleri var.

Kuşkusuz 12 bin yıllık Hasankeyf’ten 1600 yıllık Mor Kiryakus Manastırı’na, yine 2000 yıllık Perpıra Köprüsü’nden Sason’un Komk Manastırı’na kadar birçok zengin tarihi eseri var.

Batman il sınırları içinde tabiri caizse kültür ve tarih fışkırıyor ama biz bu eserlerin hangilerini koruyabiliyoruz?

Bakın, komşu Diyarbakır’da bir Zerzevan Kalesi var; hemen her gün bu kaleyle ilgili bir dizi etkinlik gündemde.

Bize göre Erzen Kalesi daha heybetli duruyor.

Bizim her fırsatta üzerinde durduğumuz ve anlattığımız bazı marka şehirler var. Gaziantep, Malatya, Elazığ ve Mardin gibi kentler tarihi eserleriyle hep ön plana çıkıyor. Oysa Batman’ın da kültürel değerlerini yansıtan çok önemli kaleleri ve eserleri var.

Şimdi sıra bizde diyerek ilk adımı başlatmaya ne dersiniz?

Bu sorumuz önce yetkililere, sonra bize ve katkı yapacak herkese diyerek ilk adımı bu soruyla biz atmış olalım.

Ne yazık ki o gizemli, kültürel ve tarihsel yerleri hep ikinci planda tutmuşuz.

Son yıllarda Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün bu şehrin kültürel dokusunu İstanbul başta olmak üzere birçok yerde gündemde tuttuğunu biliyoruz; ama bu şehrin tüm kurum ve kuruluşları da harekete geçmeli diyoruz.

Bu şehrin tarihi dokusu nasıl anlatılmalı, nasıl tanıtılmalı diye özellikle uzmanların fikirleri alınmalı.

Geçenlerde gittiğimiz o kale şehrini uzaktan görünce “Biz nasıl bu şaheser kaleyi atlamışız?” diye kendi kendimize biraz da öz eleştiride bulunduk.

Evet, zengin bir coğrafyadayız.

Kozluk kaleler diyarı, Sason ilçesi manastırların, Hasankeyf ise tam dört medeniyete beşiklik yapan Artukluların başkentiydi.

Bir başkentte, Ortaçağ döneminde Dilmaçoğulları Beyliği’nin başkenti Erzen Kalesi idi.

Tarihi dokusu bu kadar zengin olan bu şehrin eserlerinin, kuşkusuz geleceğin turizm ivmesinin yükselmesine ve şehrimize kültür ile turizm yoluyla ekonomik katkısının büyük olacağını unutmamak gerekir.

GENÇLERİN İSTEĞİ

Geçen hafta sonu yolumuzun düştüğü Batman’ın büyük ilçesi Kozluk’ta “Şehr-i Zor Doğa, Kültür ve Turizm Festivali” vardı.

Festival eski canlılığını korumasa da aslında ilçe sakinlerini bir arada buluşturmuştu.

Yolda konuğu olduğumuz bir mekânda gençler etrafımızı sardı.

Onları dinledik; haklı yanları vardı.

Ünal, Harun, Güven ve Emin Balcı, özellikle son aylarda Kozluk’un tütününü alan İzmir’deki özel sektör firma temsilcilerine sesleniyorlardı:

“Ovamızda Ege’nin tütün kalitesinde üretim yapılıyor. Ürünümüze İzmir’in yanı sıra Adıyaman’daki tüccarlar da ilgi göstermeye başladı. Kozluk’ta gençler yaz mevsimi geldi mi çalışmak için Antalya, Aydın, Marmaris ve Ordu yolunu tutuyor. Sonbahar mevsimi geldiğinde hemen herkes memleketine dönüş yapıyor. Köyleriyle birlikte Kozluk’un nüfusu 60 bini aşkın. Özellikle tütün firmalarından talebimiz var: Belediye’nin yeşil alan sayısını artırmaya yönelik projeleri var ama kısıtlı bütçesi olduğu için de daha fazla park ve sosyal donatı alanı yapamıyor. Bu nedenle tütünümüzden gelir elde eden firmaların biraz da Kozluk’a yeşil alan ve sosyal donatı alanı kazandırmalarını istiyoruz.”

Eminiz bu firmalar, gençlerin bu haklı ve masum istek ve çağrısına gönülden destek vereceklerdir.

Biz de Kozluklu gençlerin çağrısına destek olmak adına buradan ilgililere seslenmiş olalım.

Umarız en kısa zamanda bu istek yerine getirilir ve gençlerimiz kahve köşelerinde oturmak yerine doğayla baş başa zaman geçirirler.

Gençleri dinleyelim.

Biz onları dinlersek, her yer canlanır.

Sağlıkla kalın.