YARGI REFORMU PAKETİ

Abone Ol
Yargı konusunda yoğunlaşan şikâyetler nedeniyle toplumun talepleri ve şikâyetleri değerlendirilerek Adalet Bakanlığı tarafından yeni bir çalışmanın hazırlıkları tamamlanarak kamuoyuyla paylaşıldı. Yansıyan haberlere göre yaklaşık yüz maddeden oluşan değişikliklerin hayata geçmesi ile biriken dosyaların hafiflemesi söz konusu olacak.
Demokrasinin üçayağından birisi olan yargı mekanizmasındaki sıkıntıların yılların biriken sorunlarından oluştuğunu kabul etmek gerekiyor. Yani dosya birikimlerinin nedeni sadece AKP hükümetleri değil ancak dosyaların bu şekilde kalması ve üzerlerine yeni dosyaların eklenmesinde hükümetlerin payının bulunmadığını iddia etmek de doğru bir yaklaşım tarzı olmayacaktır.
Bu durumu dosyadan dosya muhataplarına doğru çevirirsek daha anlaşılır olacaktır. Beğenmemekte ısrar ettiğimiz yasal düzenlemeler ve yasaların yürürlükte olduğu dönemlerde cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü oranlarının bu kadar yüksek olmamasının tek sebebi birikmiş olan dosyalar değil her halde?
AKP hükümetleri döneminde yapılan bazı yasal değişiklikler ve çıkarılan yeni yasalar sayesinde insanlar kendilerini cezaevlerinde buldular. Bu yasalar yürürlükte olduğu sürece ve iddia makamı bu iddialarla insanları hâkimlerin karşısına çıkardıkları sürece sonuç değişmeyecektir. Şu anda cezaevleri tıka basa insanla dolu ve bunun sebebi biriken dosyalarla birlikte yürürlükteki anlaşılması güç yasal düzenlemelerdir.
Her şeyin yasa çıkarmaktan ibaret olmadığını anlamamız gerekiyor. Mesele yapılan ya da çıkarılan yasaların toplumsal ilişkilerle ne kadar uyuştuğu ve toplum vicdanı ile örtüşüp örtüşmediği meselesi olarak görülebilinmelidir. Çocuklar konusunda yapılan yasal düzenlemelerin amaca hizmet etmediğini hepimiz gördük. Yasalar ihtiyacı giderecek bir anlayışla hazırlanmalıdır. Her şeyi suç kapsamına alıp cezaları artırmak sadece cezaevlerinin doluluğu konusunda yarar sağlayıcı olabilecek bir hal alır. Önemli olan çok kişiyi suçlu kategorisine sokmak değil çok kişiyi suçlu duruma düşürmekten sakınmak ve insanların suça bulaşmasını önlemektir. Bu da ceza oranlarını artırmaktan değil sosyal dengeyi iyi kurmaktan geçer.
Yargı reformları ve düzenlemeleri toplumsal uzlaşıya katkı sunan, toplum vicdanının kabul ettiği değerler üzerinden yürüyen, uluslar arası hukuk normları ile evrensel insan hakları değerlerine hizmet eden bir anlayış ile hazırlanmalıdır. Senin yargın, benim yargım diye bir ikilem ve tartışma konusu topluma yapılan en büyük haksızlıklardan biridir. Asla politikleşmemesi gereken bir yer varsa o da yargı sistemi olmalıdır. Herkesin umudu ve güvendiği yer orasıdır çünkü. Bütün baskılara karşı insanların kendilerini ifade edebilecekleri tek kale olan yargı eğer töhmet altında bırakılırsa, hâkimlerin kararlarını politik yaklaşımlara göre verdikleri genel kabul görürse yargıya olan güven kalkar ve toplumda düzensizlikler başlar.
Yargı alanında sıkıntılar yaşayan bir ülke konumunda olduğumuz doğrudur. Ancak şunu kabul etmemiz gerekir ki bu sorunu pansuman tedbirlerle geçiştirmek bizi istediğimiz noktaya vardıramayacaktır. Yargısal düzenlemeler yapılırken öncelikle demokrasinin olmazsa olmaz kuralı olan düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmakla işe başlanması gerekir. Yargı “özelleştirilemez.” Özel yetkili savcıların olduğu bir yargı sisteminde, özel yetkili mahkemelerin karar verdiği bir toplumsal düzende, özel kanuni düzenlemelerin olduğu bir ülkede yargı sorunları elbette bitmez. Bitmediği gibi cezaevleri hınca hınc insanlarla dolar ve taşar. Cezaevlerindeki insan sayısı ürkütücü olmaya başlar. İki katlı ranzaların bulunduğu koğuşların ranza aralarında da yatacak yer kalmaz.
Bu ülkenin bir yargı reformuna ihtiyacı var. Bu da politik mücadele alanları yaratılarak değil ülkenin demokratik ihtiyaçlarından kaynaklanan bir bakış açısı ile ele alınmalıdır. Tanımlamalar dahil yeni bir yasal düzenleme mantığı geliştirilmelidir. Herkesin her an “terörist” sayılabilecek bir yasal düzene sahip olduğunuzda bugünkü manzaralarla karşılaşmaktan başka çare kalmaz. Kanunlarda “herkes kanunlar önünde eşittir” deniliyorsa bunun uygulanması da gerekir. Kişilere özel uygulamalar geliştirirseniz, yargılama ve yargı sonrası uygulamalarınız da sürekli tartışılır olacaktır.