Geçen hafta mecliste görüşülmesi beklenen İç güven(siz)lik yasası görüşmeleri bu haftaya ertelendi. İyi ki de ertelendi en azından birkaç günlüğüne dahi olsa belki hükümetimize derdimizi anlatma fırsatı olur.
Öncelikle belirtmeliyiz ki iç güvenlik yasası olarak açıklanan yasa teklifi iç güvensizlik yasası paketi olarak önümüzde duruyor. Çünkü çok açık ki bu yasal düzenlemenin altında yatan gerçek hükümetin vatandaşlarına güvenmemesidir. İskelet böyle olunca doğal olarak vatandaşın da bir güvensizliği söz konusudur.
Yasadaki değişiklik maddelerine ve ülkemizdeki yakın geçmişte yaşanan olayların sonuçlarına baktığınızda durum biraz daha net olarak anlaşılıyor.
Çünkü;
Bu ülkede 17500 civarında faile meçhul cinayet işlendi ve halen “katiller bulunsun failler yargılansın” etkinlikleri yapılmaktadır.
Bu ülkede 50 bine yakın insan silahlı çatışmalarda yaşamını yitirdi ve halen sadece becerebildiğimiz silahların geçici olarak susturulmasıdır.
Bu ülkede yüz binlerce vatandaş cezaevine girdi lakin halen on binlerce tutuklu ve hükümle siyasi nedenlerle içerdeler
Bu ülkede 3 binin üzerinde köy boşaltıldı ancak halen sorunlar çözülebilmiş değil.
Bütün bunlar yapılırken devletin en yetkili makamlarında oturanlar bile yasa tanımamazlık konusunda tavırlarını ortaya koydular ve istenen her türlü yasal düzenlemeyi yaptılar ancak durum değişmedi.(sıkı yönetim ve OHAL yasaları)
Bu tavrın sonu hep ölüm, ölüm, ölüm, tutuklama, işkence, sürgün ve kargaşa oldu.
Yasalar düzenlenirken niyet okuyuculuğu bile yapıldı. Halen yasalarımızda var olan “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte………”şeklinde düzenlenen yasal düzenlemeler gibi. Ancak bu düzenlemelere rağmen başarı gelmedi!
Şimdi çıkarılmak istenen yeni yasalarla devlet yurttaşına güvenmediğini bir kez daha ortaya koymuş olacak.”İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığı “devleti yaşat da ne olursa olsun” mantığına dönüştürülüyor. Sesini çıkaranı, kımıldayanı, itiraz edeni vururum mantığına dönüşen bir hukuk uygulaması yaratılmak isteniyor. Bu yaklaşım yan-lış-tır!
Velev ki herkesi tutukladınız,vurdunuz, korkuttunuz,susturdunuz peki bu bir işe yarayacak mı? Sapanla taş atan çocuğa hata taş atan çocuğu yasal olmadığı halde Cizrede kurşun sıkıldığını biliyorsunuz bir polis memuru da bu nedenle gözaltına alındı peki yarın bu yasal hale gelirse ne olur?
Bu çocuklar yine taş atacak
Bu polisler yine silah kullanacak
Bu devlet yine tutuklayacak
Ve biz yasaldır deyip göz mü yumacağız?
Hadi kendimizi kandırdık diyelim dünya âleme ne diyeceğiz?
Mesela İsrail’e Davos’ta yüzünüze tükürüyoruz ama aynısını biz de mi yapıyoruz diyeceğiz! Türkiye’nin en büyük Kürt partisiyiz deyip Kürt çocuklarının öldürülmesine zemin hazırlamak bu partiye ve hükümete yakışır mı?
Devletle milleti birbirine düşman haline getiren yasal düzenlemeler yaparken iç barışı nasıl sağlayacağız? Çözüm süreci için verdiğimiz bunca emek ve çaba bir sapana, bir bilyeye kurban mı gidecek? Sapan kullandığında veya bilye taşıdığında silah kullanma cezası alanlar ya madem bu cezayı alıyorum deyip başka fikirlere yönelirse ne yapacağız?
Bizim güvensizlikten çok güvene ihtiyacımız var. Bu nedenle bu yasayı- teklifimi,yasa tasarısı mı her ne diyorsanız deyin -geri çekin.Eğer geri çekmezseniz ne ölenler,ne öldürenler,ne bu millet, bu yasası çıkaran meclisi ve hükümeti af etmeyecektir.
Bunu sadece bizler söylemiyoruz bakın Batmanda toplanan bölgenin 17 baro başkanı da aynı şeyi söylüyor ve uyarıyor; Buyurun haberi;”Bölgemizde bulunan 17 İl’in Baro başkanları adına “İç Güvenlik Paketi”yle ilgili basın açıklaması yapıldı. Batman CMUK uygulama merkezindeki basın açıklamasını okuyan Batman Barosu Başkanı Ahmet Sevim, paketle ilgili kaygılarını dile getirdi. Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, Hakkâri, Kars-Ardahan, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa, Tunceli ve Van illeri Baro başkanlarının katıldığı konuyla ilgili basın açıklamasının özeti şöyle: “İç Güvenlik Paketi’ olarak isimlendirilen düzenlemenin yasalaşması ile birlikte, birçok hak sınırlanacak ve söz konusu hakların kullanımı ağır cezalarla karşılık bulacaktır. Tasarı ile hâkim ve savcı kararı aranmaksızın polisin arama yetkisi genişletilmekte, polise yargı denetimi olmadan telefon dinleme yetkisi verilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında çıkmayan boyalı su kullanımının önü açılmakta, gaz ve boyalı sudan korunmak için yüzün kapatılması ağır bir şekilde cezalandırılmasının yolu açılmaktadır. Düzenlemenin yasalaşması ile Valilerin idari tasarrufu ile verdiği kararlara uymayanlar hakkında ceza verilebilecek, toplumsal olaylarda araçlarını Valilik emrine vermeyen belediyelerin araçları polis marifetiyle alınabilecek. Biz aşağıda imzası bulunan Doğu ve Güneydoğu Bölge Baroları olarak, iktidar partisine gerek mecliste bulunan tüm partilerin gerekse de sivil toplum örgütlerinin itirazlarına ve muhalefetine kulak vermesini ve bu düzenlemeyi meclisten bir an önce geri çekmesi çağrısını yapıyoruz”
Dilerim sağır sultan rolüne girmez ve yurttaşın sesini duyarsınız!