Batman-Bismil arasındaki gölet, son 40 yılın en kritik seviyesini gördü. Hafta içinde gördüğüm gölde ne ördek kalmıştı ne de su. Göldeki su çekilmesi her geçen gün hızla artıyor. Vahşi sulamanın en korkunç görüntüsü işte o göldü. Bazı çiftçilerin bilinçsizce o göletten su çekmesi çok düşündürücüydü…
Batman’ın hemen yanından geçen akarsuda gördüğümüz manzara vahim tehlikenin haberini veriyordu adeta. Batman’ın bazı mahallelerinin atık suyu, Batman Çayı’nın kenarında birikmişti. O alandan şehre verilen su var. Atık suların her an içme suyuyla karışma riski bulunan videoyu bir okurumuz bize ulaştırdığında, ürpererek anında ilgili mercileri bilgilendirdik…
O GÖLDE NE ÖRDEKLER NE DE SU KALDI
Batman’dan Bismil’e doğru yol aldığınızda 20 kilometre ötede yola sıfır asırlık bir göl var.
Göl bitişiğinde Şeyh Abdurrahim türbesi bulunuyor.
O asırlık göl, belki de son 40 yılın en kritik seviyesini gördü diyebiliriz.
Gölde çekilme her geçen gün artıyor.
Gölün olduğu alanda traktörlerin gezinti yapabileceği kimin aklına gelirdi ki?
Kuraklık bir iki ay daha devam ederse, gölde artık su diye bir şey kalmayacak.
Bu yüzden de hâlen çiftçilerin vahşi sulamada ısrar etmesi son bulmalıdır.
Oysa elimizde çok büyük bir su zenginliği vardı.
O zenginliği de kaybetmek üzereyiz.
Batman Barajı elektrik üretimine açıldığından bu yana akarsuyun geçtiği bölge ne yazık ki çoraklaştı.
Son dönemlerde suyun kenarındaki toprağa artık köylüler istediği ürünü ekmeye başlamıştı.
Bu bölgelerin akarsularını kurutan sadece kuraklık değil, bilinçsiz su ve sulama yöntemleridir.
ATIK SULARIN AKARSU KENARINDA OLMASI DEHŞET VERİCİ
Batman’ın bazı semtlerindeki kanalizasyon şebekesinden sızan atık suların biriktiği Batman Çayı, S.O.S veriyor.
Son günlerde DSİ’nin Batman Çayı’na yaptığı kanallar bitti bitecek ama bu akarsularla birleşen atık suların yayıldığı alan kontrol altında tutulmalı.
Geçenlerde bir okurumuz çektiği videoyu bizlere gönderdi.
Okurumuzun gönderdiği o videoyu zaman kaybetmeden ilgili mercilere ulaştırdık.
Videoda atık suların aktığı alan, içme sularına çok yakın bölgede ve her an içme sularına karışma ihtimali var.
Bu atık suya başta DSİ olmak üzere ilgili merciler acilen önlem almalıdır.
Şehrin içme suyu bu bölgeden karşılanıyor.
Eğer bu atık sular içme suyuna karışırsa vay halimize.
DSİ başta olmak üzere ilgili merciler, söz konusu bölgede bir denetim ekibi kurmalı ve bu tehlikeye karşı gereken önlemleri almak için hemen çalışma başlatmalıdır.
Aksi takdirde bu atık sular önlenemeyecek boyutta sağlık sorunlarına neden olacaktır.
DSİ, şu günlerde kanal çalışmasını yaparken, aynı zamanda bu atık sular için de acil önlem almalı.
DSİ daha önce de 2000 yıllık Perpıra Köprüsü’nün olduğu bölgede apar topar bir çalışma gerçekleştirmek istemişti.
Şimdi bu konu öncelik taşımalı çünkü çok hassas ve önemli bir noktada.
Aman dikkat!
Tehlike bas bas bağırırcasına geliyorum diyor.
Kamu görevimiz gereği bu uyarıyı yapmanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Bizden uyarması…
ŞİMDİ EĞİTİM ZAMANI AMA…
Önümüzdeki hafta eğitim-öğretim yılı başlayacak ama şimdiden velilerin kafası karışık.
Kimi veli hâlen belirlenmeyen okul servis ücretlerinin ne olacağını düşünüyor.
Kimisi özel okul ücretlerini merak ediyor.
Kimi de kırtasiye ve çanta derdinde.
3-4 Öğrenci okutan velinin yaşadığı sıkıntı can yakıcı.
Önceki gün Batman Çağdaş’ın eteklerinde yayınlanan dikkat çekici bir haber vardı.
Bu yıl çanta fiyatlarının yüksekliğinden yakınan veliler, yüksek fiyatlar nedeniyle yenisini alamayınca eski okul çantalarını tamir ettirmekte bulmuştu çareyi.
Batman’ın Biçiciler Pasajı’nda 50 yıldır ayakkabı-çanta tamirciliği yapan Mehmet Suphi Özmen, ilginç bir ayrıntıya dikkat çekiyordu:
“Yıllardır bu işi yapıyorum. Daha önce bizler ayakkabı tamirciliği yapıyorduk. Ancak eğitim-öğretim yılı arifelerinde ayakkabıdan çok okul çantaları tamir işiyle uğraşıyoruz. Yıllar önce veliler, çocuklarına mutlaka yeni çanta alıp okula gönderirdi. Şimdi eski çantayla göndermek zorunda kalan çok veli görüyoruz.”
Okul alışverişi aileleri zorluyor artık.
En ucuz çanta 250-300 TL arası.
2000 liraya kadar yükselen çantalar da var.
Ayakkabı ustası Özmen’i dinlerken o da mesleklerinin kaybolmaya yüz tuttuğunu söylüyordu:
“Daha önce bu iş yerinde aynı aileden 5 kişi çalışıyorduk. Şimdi kimse bu işi beğenmiyor. Tek başıma çalışıyorum. Ben de günlük yevmiyemle yetinmeye çalışıyorum. Eskiden çırak yoğunluğuyla karşılaşırdık. Şimdi çalıştıracak ne bir kalfa ne de bir çırak bulamıyoruz.”
Özetle; çırak konusunu bir başka yazıda daha uzun yazacağız.
Ekonomik zorlukların yanı sıra, gereken geliri elde edememenin yarattığı rahatsızlıktan dolayı kimse işinden memnun değil.
Sağlıkla kalın.