6 Şubat 2023 sabahı Kahramanmaraş merkezli depremlerle on binlerce insanımızı toprağa verdik. Ama can alıcı asıl sorular; biz neyi, nasıl kaybettik ve neden bu kadar büyük yıkımı yaşadık? Bu soruların cevaplarını da içeren açıklamalar yapıldı ama bu soruların ruhuna uygun cevaplar hâlâ duyulmuş değil çünkü o yıkımın günlerinin hüznü, yaşam karmaşasının içinde azaldı.
*Her ne kadar Batman deprem üssü değilse de bu şehir de büyük bir sarsıntı geçirmişti. Ciddi çatlakların olduğu bazı yapılar, ibadet evlerinin minareleri ve kırsalda derme çatma yapılar da o depremlerde ciddi hasar görmüştü. Batman’da çıkarılan ders sonucu çok yüksek katlı yapıların yerini artık yatay mimariler aldı.
DEPREM BİR DOĞA OLAYI AMA
Deprem önlenemez bir doğa olayıdır.
Ama yaşanan yıkımı sadece doğa felaketiyle açıklamak eksik kalır.
O yıkım ve yıkıntılar, yıllarca görmezden gelinen bilimsel uyarıların, kâğıt üzerinde kalan yönetmeliklerin, “bir şey olmaz” denilerek geçmişte verilen yapı ruhsatlarının sonucuydu.
O gün enkazlar altında sadece insanlarımız değil; vicdanımız, sorumluluk bilincimiz ve adalet duygumuz da kalmıştı.
O sabahı hiç unutmuyorum…
O DEPREMDE YAŞADIKLARIMIZ
Nasıl unutabiliriz ki!
Ardında ailelerin, yaşam yuvalarının, ailece mutlu yaşamların ve şehirlerin yıkıntısı olan yıkıcı felaketi unutmak mümkün değil! Gelecek adına, en öğretici derslerin çıkarılabileceği acı gerçeği unutturmamalıyız.
“Deprem” ne kadar kolay yazılıyor değil mi?
Oysa nice hayatlar söndü o kelimenin altında, kalan hayatların üzerine de hiç hareket etmeyen kapkara hüzün bulutları bıraktı.
Depremle birlikte herkes gibi biz de kendimizi sokakta bulmuştuk.
Eski SSK Hastanesi Caddesi üzerinde yan yana iki binadaki çatlakları görünce donup kalmıştım.
Çok katlı yapılardan kaçan kaçanaydı.
Kimi paha biçilmez yapıları terk edip çevre köy ve mezraların yolunu tutmuştu, kimi de 1-2 katlı ya da konteynerlerin olduğu yapılara koşuşturuyordu.
Batman’daki taziye evlerinde yer yoktu.
Herkes başını sokabileceği tek katlı yapılara yerleşebilmenin telaşındaydı.
Ne çabuk unuttuk o günleri.
GAZETE HAZIRLADIĞIMIZ SIRADA DEPREME YAKALANMIŞTIK
Kahramanmaraş merkezli depremin ikinci sarsıntısında gazeteyi hazırladığımız sırada bulunduğumuz bina beşik gibi sallandı.
Yazı İşlerindeki arkadaşlarımızla bir anda kendimizi dışarıda bulmuştuk.
Turgut Özal Bulvarı ana baba gününe dönmüştü.
Ne yazık ki o günleri bir anda unutup gittik.
Evet, 6 Şubat sadece bir takvim yaprağında bir gün değil, bir milat olmalı.
Eğer bu acıdan ders çıkarmazsak, kaybettiklerimize ikinci kez ihanet etmiş oluruz.
Biz o depremden çok ders çıkarmak zorundayız.
Depremden sonra sıkça söylenen bir kelime var…
“Unutmayacağız”
Peki gerçekten unutmadık mı?
Aradan geçen zamanla birlikte acımız hafifledi ama hafifleyen sadece acı olmalıydı, öfke değil.
Hafızamızı diri tutamazsak aynı felaketleri tekrar tekrar yaşarız.
O deprem aslında ortak acıda birleşme ve dayanışma kültürünü de oluşturmuştu.
Herkes evindeki battaniyeden tutun da yiyeceğe kadar deprem bölgesi için seferberlik ilan etmişti.
Gecesini gündüzüne katan gönüllüler, tanımadığı insanların hayatını kurtarmak için kendi hayatını riske atmıştı.
Belki de tek tesellimiz bu.
Dayanışma kültürümüzün hâlen yaşıyor olmasına ve henüz kaybolmadığıdır.
ÇOK KATLI YAPILAR YOK ARTIK
Batman’da 6 Şubat depremi öncesinde çok bloklu yapılar revaçtaydı.
O dönemlerde belediyenin aldığı radikal kararlar da vardı.
Zemin artı 5 kat, ikinci deprem bölgesi için en ideal yapı olarak kararlaştırıldı.
Binalardaki eski asma katlar kaldırıldı, Batman’da belki de ilk kez bir binada deprem izolatörü yapıldı.
Bu sistem de 720 yatak kapasiteli hastanede uygulandı.
Eğer bu sistem hastaneye uygulanmamış olsaydı, belki de şimdi hastanenin açılışı yapılmıştı.
Keşke diğer kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binalarına da deprem izolatörü projesi uygulanabilse.
İnşaat sektörünün her mevsimde sürdüğü Batman’da yapılaşmanın yeni bölgelerine bakıldığında örnek semtler de yok değil.
Örneğin Hilal Mahallesi, Cudi’nin bir bölümü; 4-5 katlı yapılarla bu şehri biraz olsun yatay mimariyle buluşturdu.
Olması gereken de buydu.
Evet, 6 Şubat depreminin üçüncü yıl dönümü geride kaldı ama 04.17 saati bu memleketin hafızasında hep durmaya devam edecek.
Depremin merkezinden 300 kilometre uzaklıktaki Ilısu Baraj Gölü havzasının olduğu Batman-Siirt il sınırında oluşan göçükler de bizi dehşete düşürmüştü.
O göçüklerin nedenleri, ileride olabilecek herhangi bir deprem olasılığına karşı araştırıldı mı? diye merak ediyoruz.
Kamu sorumluluğumuz gereği hatırlatıyoruz.
Özetle; o depremden sonra, konusu ve sonuçları bilinen çok önemli bir ders konumuz var artık.
Umarız bu derse iyi çalışılmış ve çalışılmaya devam ediliyordur.
Başta belirttiğimiz gibi:
Deprem önlenemez bir doğa olayıdır ama yapıları güvenli hâle getirerek yaşanılır kılmak bizim elimizde.