ÜNİVERSİTELER DE NE ÇEVRİLİYOR?

Abone Ol
Üniversitelerde zaman zaman öğrenci protestolarının varlığı bilinen bir durumdur. Bazen yemekhane için, bazen YÖK’ün kaldırılması için, bazen ülkedeki gelişmelerden duyulan rahatsızlıklar için, bazen görüş çatışmalarından kaynaklanan nedenlerle olaylar meydana gelir. Üniversite yönetimi polisin üniversite içerisine girmesine izin verir, arbede yaşanır ve …
Ancak bazen de bir şeyler karıştırmak isteyen gizli eller üniversitenin gençlik tepkisini başka olaylara neden olsun diye yönlendirdikleri eleştirisini de unutmamak gerekir. Ne zaman birilerini hoşuna gitmeyen bir gelişme olsa o zaman bakıyorsunuz birileri kolay lokma olarak gördükleri üniversitelerde olay çıkarmaya, öğrencileri çatıştırmaya ve tahrik etmeye yönelir.
Oysa bütün duyarlılıklarına rahman Üniversite gençliği aynı zamanda ülkenin geleceğini kuracak olan, onu yönetecek olan kadroları içerisinde barındırmaktadır. Bu nedenle hem üniversitelerin özerkliği sağlanmalı ve rahat bir öğrenim görme merkezlerine dönüştürülmeli hem de öğrenciler kafalarındaki projelerini yaşama uygulamak için eğitim ve öğrenimlerini tamamlamayı beklemelidirler.
Peki, böyle oluyor mu?
 Hayır, istesek de istemesek de zaman zaman Üniversitelerde olaylar çıkıyor. Tasvip edilmiyor ama bu gelenekselleşmiş bir durum.
Ancak bu ara üniversitelerde gelişen olaylar bir ayırımcılık ve kırılganlık yaratıyor. Sonucu yaralamalarla, ölümlerle biten tartışmalar ve kavgalar yaşanıyor. O zaman bu durumun önüne geçmek gerekiyor.
Çözüm sürecinin başlangıcından bu yana Üniversitelerde görünmez bir el yine devrede ve zıt fikirlerin çatışması gibi gösterilen ancak ortalığı karıştırmaya yönelik gizliden gizliye bir dümen çevriliyor. Bu kez pişirilen mesele sadece sağ sol kavgası değil bunun üzerine bir de Kürt- Türk kökenli öğrencilerin çatışmaları tertipleniyor.
Bunun daha önce de örneklerini biliyoruz. Antalya da çıkan olaylar, ardından Muğla’da başlayan ve Şerzan Kurt’un ölümü ile sonuçlanan olaylar gibi. Bu kez Kayseri Erciyes Üniversitesi ile başlayan Oradan Karadeniz’e sıçrayan ardından da Ege’ye geçerek Muğla’da çatışmaya dönüşen Üniversite olayları duyumları ve haberleri gelmeye başladı. Meydana gelen olaylara baktığımızda ortaya çıkan manzara içerisinde görünmeyen hangi gerekçeleri içeriyorsa içersin sonuçta kamuoyuna Kürt- Türk Öğrencilerin çatışması olarak yansımakta. Orada azınlıkta olan öğrenciler Kürt kökenli olunca da saldırıya uğrama ve mağduriyet durumu kamuoyuna aktarılıyor.
Elbette her olayın kendine has özellikleri bulunmaktadır. Ancak asıl olan olayların çıkmaması ve kimsenin bu ortamı kışkırtarak, gençleri birbirine yönelterek bir amaca ulaşmaya çalışmamasıdır. Bin bir emekle üniversiteye çocuklarını gönderen anne ve babaların çocuklarının güvenlik endişeleri ile yaşamaları ve tedirginlik içerisinde bulunmaları herkesi rahatsız eden bir durum olmalıdır. İşin endişe verici bir yanı da bu olayların zincirleme gelişme göstermesidir. Eğer bu yanlış mantık ülkenin her tarafında uygulama imkanı bulursa takdir edilmelidir ki eğitim ve öğretim güvenliği de kalmaz, huzur da kalmaz ve karıştırıcı eller amaçlarına ulaşmış olmalıdır.
Ülke sorunlarını üniversite sıralarında çözülemeyeceğini insan o üniversiteleri bitirdikten sonra daha iyi anlıyor ancak bunu anlamak için o üniversitelerden mezun olmak gerekiyor. Bu nedenle hem anne ve babalardan, hem üniversite yönetimlerinden hem de olayların çıktığı illerin yöneticilerinden beklenen bu olayların önüne geçmek için ellerinden gelen çabayı göstermeleridir.
Çözüm sürecinden rahatsız olan bazı kesimlerin ortalığı karıştırma gayretleri ve hevesleri kursaklarında bırakılmalı gençliğin bu tür çatışmalar içerisine çekilerek başka kaosların üretilmesinin önüne geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki yasal olarak her vatandaşın her üniversite de güven içerisinde okuma hakkı vardır ve bu hak değişik gerekçelerle hele hele etnik köken nedeniyle baskı altına alınamaz.