Cezaevlerindeki koşullar ve yaşam standartları tüm ülke yurttaşları tarafından bilindiği için bu konuya değinmeyeceğiz ancak bir durumu belirtmek gerekiyor. Bu koşullarda bile eğer cezaevlerinden tecavüz ve işkence iddiaları yeri göğü inletiyorsa durup biraz bakmak gerekiyor. Son günlerdeki iddialarla ilgili olarak Adalet Bakanlığınca yapılan açıklamada “Böyle bir şeyin kesinlikle olmadığı” yönündeydi. Ancak tek açıklama bu değil. İnsan Hakları Derneği ve diğer dernek ve kişilerce yapılan açıklamalarda da olayların doğruluğu yönünde kanaatler var. Bu durumun açıklığa kavuşturulması artık zorunluluk haline gelmiş bulunmakta. Eğer iddialar asılsızsa kimsenin böylesi iddialarla ortalığı bulandırmaya hakkı yok ama iddialar doğruysa kimsenin tutuklu çocuklara tecavüz hakkının da olmaması gerekir değil mi? Konu ile ilgili olarak İHD tarafından yapılan açıklamanın bir bölümü ile sizleri baş başa bırakırken yetkilileri de görev davet ediyoruz.
“Adana Pozantı’da yaşanan çocuklara cinsel istismar, işkence ve kötü muameleden sonra şimdi de İzmir Şakran ve Antalya Çocuk Cezaevi’nde çocuklara yönelik istismar, kötü muamele ve ağır işkence iddiaları basına ve kamuoyuna yansıdı. İzmir Şakran cezaevinde çocuklara işkence ve onur kırıcı muamele yapıldığı, Antalya’da cinsel taciz, işkence ve istismar yapıldığı bilgilerinin ulaşması üzerine ÇHD, İHD ve milletvekilleri konuları araştırmış ve bu şikâyetleri doğrular nitelikte bulgulara ulaşılmıştır.
Çocukların cezaevlerinde yaşadığı hak ihlallerini tek tek saymak yerine, öncelikle belirtmek gerekir ki; tüm bu yaşananların en temel sebebi ülkemizdeki çocuk yargılamasının ve çocuk ceza infaz sisteminin evrensel kriterlere uygun olmaması, Çocuk Adalet Sisteminin olmamasıdır. Yine yaşananların ilk en önemli nedenlerinde biri de tutuklamaya sıkça başvurularak, çocuk yargılamasında tutuklamanın bir tür “erken infaz” olarak uygulanıyor olmasıdır. Adalet Bakanlığı resmi istatistiklerine göre 15 Mayıs 2013 itibari ile Türkiye cezaevlerinde 1.763 çocuk mahpus olup, bunların 1.343’ü tutukludur. Bu durum tutuklu yargılama oranının yüksekliğini göstermektedir.
Pozantı’dan sonra şimdi de İzmir Şakran ve Antalya L Tipi Cezaevindeki çocukların yaşadığı cinsel istismara varıncaya kadar, dayak, taciz, hücre cezası gibi insanlık dışı muamelelerle ilgili iddiaları maalesef ki sıkça duymaktayız. Pozantı örneği ve sonrasındaki örneklerde göstermiştir ki, tutuklu çocuklarımızın etnik kökeni ve yaşadığı il, özetle mağdur çocukların büyük çoğunluğunun Kürt çocukları olmaları, maalesef ki mağduriyetlerinde belirleyici etkenlerden biri olmuştur!.. Toplumdaki nefret ve ırkçı söylemler cezaevlerindeki çocuklarımızın mağduriyetine de sebebiyet verdiğini bu vesile ile bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunarız.
Pozantı cezaevinde yaşanan olaylar nedeniyle maalesef etkili adli ve idari soruşturma yapılmamış, Adalet Bakanlığı sadece ilgili Cezaevini kapatmış, sorumlular hakkında kamuoyunu tatmin edecek tedbirleri almamıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gereği etkili soruşturma yükümlülüğü de yerine getirilmemiştir. Çocukların yaşadıkları hak ihlalleri Türkiye'nin imzaladığı BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi ve ek protokolleri ile BM İşkenceyle mücadele Sözleşmesi’nin de açıkça ihlalidir.
Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesinde şunlar vurgulanmaktadır: 1. Her şeyden önce cezaevinde de olsa, çocuğun “Çocuk olduğu” unutulmamalıdır. 2. Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmalı 3. Çocuğun yararı ve esenliği gözetilmeli 4. Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları sağlanmalı 5. İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir ceza usulü izlenmeli 6. Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmeli 7. Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulmalıdır.
Çocukların mağduriyetinin giderilmesi için: 1. Hak ihlali ve işkenceye kötü muameleye tabi tutulan tüm mağdur çocuklarımız yukarıda sayılan ilkeler sebebiyle derhal tahliye edilmeli yargılamaları tutuksuz yapılmalıdır. 2. Çocuğa yönelik her türlü ihmal ve istismar suçtur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre Devlet, çocukları üçüncü kişilerin ihmal ve istismarından koruma yükümlülüğünü yerine getirmelidir 3. Şakran ve Antalya Cezaevlerinde yaşanan olaylarda sorumluluğu olanlarla ilgili derhal adli ve idari soruşturma başlatılmalı, sorumlular hızla tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır. 4. Bir an önce evrensel standartlara uygun, çocuğa özgü bir ceza adalet sistemi oluşturulmalıdır. 5. Mağduriyet yaşayan ya da tanık olan bütün çocuklara psikolojik destek sağlanmalıdır.
İHD olarak çocuklara yönelik cinsel istismar, kötü muamele, işkence gibi her türlü hak ihlallerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel istismar, “süngerli odada dayak”, “hücre cezası” gibi her tür işkence ve kötü muamele derhal son bulmalı, sorumlular derhal yargı önüne çıkarılmalı ve çocuk tutukluluğuna son verilip cezaevlerindeki çocuk koğuşları kapatılmalıdır!”