İlimizin önemli sorunlarının başında trafik sorunu gelmektedir. Ulaşım meselesi bütün ülkede olduğu gibi ilimizde temel sorun olarak karşımızda durmaktadır.
Bu sorunun önemli bir bölümünün planlamadan kaynaklandığını kabul etmek gerekiyor. Ancak sorunu sadece planlamaya aktarıp işin içinden sıyrılmak tam anlamı ile işin ucuzuna kaçmak olur.
Son istatistikî bilgilere göre ilimiz genelinde 43 bin civarında motorlu araç bulunmaktadır. Bu araçların yaklaşık 14.500 adedi otomobil,11 binden fazlası kamyonet, 3 bin civarındaki araç ise minibüslerden oluşuyor. Geri kalanları da diğer araçlar oluşturmaktadır.
Takdir edersiniz ki bu araçların büyük bölümü de il merkezinde bulunmaktadır. Şimdi durumu biraz irdelemekte fayda var.
Günümüz itibariyle şehir içinde çalışan toplu taşıma araçlarına bir göz atalım.
Çalışan minibüs sayısı hat olarak 8 kooperatiften oluyor ve bu kooperatiflere ait 335 araçlık hat bulunmaktadır. Bu sayıya belediyeye ait olan 43 adet otobüsü eklediğinizde hatırı sayılır bir açar sayısının varlığı ortada.
Bu sayıya ek olarak ruhsatlandırılmış olan 140 adet T plakalı taksi bulunuyor. Bunların yarısından fazlası şu anda fiilen toplu taşımada kullanılmaktadır.
Mesele bunlarla bitmiyor. Sason, kozluk, Silvan, Gerçüş, Beşiri, Hasankeyf, İkiköprü, Bekirhan, Kurtalan, Siirt, Midyat, Mardin, Bitlis ve Diyarbakır yönüne yolcu taşıyan minibüslerin tamamı şehir içinden kalktıkları için kentin trafiğini önemli oranda etkiliyorlar.
Bunlar sadece toplu taşıma alanında var olan araçlar. Bunlara bir de şehir içindeki özel otomobilleri eklememiz gerekiyor. Ambulans, cenaze arabası, komşu il ve ilçelerden gelen araçları da saymaya gerek yok.
Özetlersek 400 bin nüfuslu şehrimizde her gün binlerce araç trafiğe çıkıyor. Allahın kulu adımını araçsız atmıyor. Arabası olan her vatandaş mutlaka çarşıya arabayla iniyor. Mesafe on metre olsa bile?
Bu durum doğal olarak trafik sıkışıklığına neden oluyor. Bu mesele bir de araçların park yeri sorununu ortaya çıkarıyor. Bütün vatandaşlar Diyarbakır Caddesi veya Turgut Özal Bulvarı dediğimiz ana aksı kullandıkları için de trafik bu alanda kilitleniyor.
Kent merkezinde 20 nokta veya kavşak trafik sinyalizasyon sistemi ile yönlendirilmeye çalışılıyor. Karayollarına ve Belediyeye ait bu noktalar sürekli işler halde tutuluyor. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu kentte ne yazık ki trafik ışıklarının süresine bile karışmayan ve karar vermeyen kalmıyor! Buna rağmen ciddi bir trafik sıkışıklığı olmadığı açık. Başka kentlerde 90 saniyeye beklemeye bekleme demeyen sürücülerimiz kentimizdeki 74 saniyelik beklemelerde korna sesleri ile kıyametler koparıyorlar.
Bu genel bilgilendirmeden sonra gelelim kentimizde sık sık meydana gelen trafik kazalarına.
Gün geçmiyor ki kentimizin merkezinde veya ara caddelerinde araçlar çarpışmasın ve maddi hasarlı trafik kazaları olmasın. Bu kazaların bir bölümünü yaralamalarla atlatıyoruz lakin bazıları da maalesef ölümle sonuçlanıyor. Sonu olarak Batman AVM park önünde meydana gelen ve bir genç kardeşimizin yaşamını yitirdiği kaza gibi. Aynı noktada daha sonra yaralamalı kazalar da oldu.
Kazaların nedenine baktığınızda bir kısmının önlenmesinin daha etkili tedbirlerin alınması ile mümkün olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Örneğin Turgut Özal bulvarında üç üst geçidin planlanıp yapılması durumunda yaya geçişlerinde meydana gelen kazaların önemli bir bölümünü ortadan kaldırmak mümkün olabilir. Batman AVM, Öğretmenler evi önü ve Sanat sokağı karşısına yapılacak olan yürüyen merdivenli üst geçitler kenti yaya trafiği açısından epey rahatlatacak adımlar olacaktır.
Lakin üst geçit yok diye bu kazaların olması da gerekmiyor. Çünkü yapılan incelemelerde meydana gelen kazaların yüzde 90’dan fazlasının sürücü ve yayaların trafik kurullarına uymamalarından kaynaklandığı ortaya çıkıyor.
Her hangi bir uyarı levhası olsun veya olmasın şehir içinde hız limiti azami 50 kilometredir. Bütün sürücülerin bu kuralı bilmeleri ve buna uymaları bir zorunluluktur. Oysa görmekteyiz ki meydana gelen trafik kazalarının tamamında sürücüler şehiriçi hız sınırını aştıkları için kazaya karışmışlardır. Yine kavşaklarda meydana gelen kazaları incelediğimizde görülmektedir ki sürücülerin yüzde yüzü trafik ışığı ihlali yaptıkları için ve kırmızı ışıkta geçtiklerinden kazaya sebebiyet vermişlerdir. Buna yayaların yaya geçitleri dışında yola çıkmalarına da eklemekte fayda var.
En fazla kazanın yaşandığı kent merkezindeki ana caddede neredeyse işaret levhalarından geçilmeyecek bir durum söz konusu olduğu halde. İşaretlere yazı ile uyarı yazıldığı halde, hız sınırı konusunda sık sık yatay ve dikey işaretlemeler yapıldığı halde ne yazık ki trafiğe çıkan hemşerilerimiz kural tanımamazlıkta sınır tanımıyorlar.
Bütün bu olumsuzlukları trafik cezası keserek yani cezai müeyyidelerle önlemenin imkânı bulunmamaktadır. Bütün hemşerilerimiz kurallara riayet ederlerse o zaman kazaları azaltma imkânımız olur ve kazalara kaza diyebiliriz aksi durumda mevcut durumda meydana gelen ölümlü kazaların büyük bir bölümü kazadan çok cinayetle eşdeğer olarak yorumlanabilir.