Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Batman Bölge Müdürlüğü yaklaşık olarak 1.600 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulmuş bulunan ve 12 ünite ile Türkiye’nin Petrol üretiminin yaklaşık %76’sını üreten, 1900 civarında çalışanı ile istihdam yaratan ve kentin ekonomisine katkı sunan bir kuruluşumuz.
Batmanda petrol üretimi çalışmalarının tarihi herkesin bilgisi dâhilinde olduğu açık ancak bu süreci tekrar hatırlatmakta yarar görüyoruz. İlk Petrol aramaları 1934 yılında başlıyor. O zaman Batman yerleşim yeri olarak köy durumunda. Petrol arama çalışmaları 20 Nisan 1940 tarihine kadar sürüyor ve bu tarihte Raman 1 kuyusunda petrol bulunması ile sonuçlanıyor. Bu ülkede petrolün bulunduğunun müjdesinin verildiği tarih. Çalışmalar devam ediyor ve asıl randımanın alındığı kuyu R-8 kuyusunda Petrolun bulunması ile çalışmalar hız kazanıyor.6327 sayılı kanunla TPAO kurulunca petrol aramaları bu şirkete devrediliyor. Sene 1954. Bu çalışmalar sırasında Batmanda hızlı nüfus göçü yaşamaya başlıyor.21 Kasım 1955 tarihinde Batmanda Belediye Teşkilatı kuruluyor. Ardından 2 Eylül 1957 tarihinde Batman adıyla ilçe teşkilatı kuruluyor.
Buradan da anlaşılacağı gibi TPAO aynı zamanda Batmanın kuruluşunda ve büyümesinde çekirdek rol oynayan kurumlarımızdan birisi. TPAO Bölge Müdürlüğünün kentin hem ekonomisinin hem de sosyal yaşantısının modernleşmesi ve gelişmesine oldukça büyük katkısının bulunduğunu da belirtmemiz gerekir. Kent ekonomisinin ana dinamosu durumunda olan Müdürlük Adıyaman Bölge Müdürlüğünün kurulması ile personelin bir bölümünü Adıyaman kaydırınca istihdam ve ekonomiye katkısı da azalmaya başladı. Çalışanların sayısı hızla azalmaya başladı. 1990’lı süreçte yaşanan bu gelişmeler kent dinamikleri açısından uygulanan genel siyasi politikaların bir sonucuydu.
TPAO Bölge Müdürlüğündeki bu gelişmeler bir müddet tartışılmış daha sonra kurumun bir nevi kendini sahip olduğu duvarların arkasına gizlemesi ile gündemden düşmüştür. Dönem dönem gündemleşmesi ise Petrol İş teki seçimler münasebetiyle olmuştur. Açık söylemek gerekirse TPAO’dan iş alanlar da belli bir kesimle sınırlı kalmaya başlamış ve bu durum kentliler açısından kanıksanmış görünüyordu.
Ancak son zamanlarda TPAO Bölge Müdürlüğü’nün kentin sosyal, ekonomik ve hatta siyasal yaşamındaki yerini alma çabasında olduğu görünüyor. Bu değişikliğin nedeni de yeni bölge müdürü Süleyman Çalık. Süleyman Çalık tavırları, yönetim şekli, giyim- kuşamı ve ilişkileri ile değişik bir yönetici profili çiziyor. Bu profilin bir gereği olarak da ortaya çıkan uygulamalar da geleneksel uygulamalardan ayrışıyor. TPAO Bölge Müdürlüğü yavaş yavaş kent ile ilgili konularda kendinden söz ettirmeye başladı.
Her şey yolunda gidiyor gibi gözüküyor ancak konu TPAO’daki ihaleli işleri gelince eleştiriler artmaya başladı. Takdir edilmelidir ki sadece eleştirmek yetmiyor. Eleştirilerin yanı sıra aynı zamanda önerilerinin bulunması da gerekir. Evet, Sayın Çalık eğitimli, dinamik, gelişmelere açık ve yaptıklarını izahta net bir çizgiye sahip. Bütün bunlara rağmen her düşündüğünün yüzde yüz doğru olması beklenmemeli. Ortaya çıkan sorunlar konusunda taraf olduğunu belirtenlerin somut önerileri ile kamuoyunun önüne çıkmaları gerekir.
Son günlerdeki iki olayla yazımızı bitirmeye çalışalım. Birincisi TPAO’nun kalorifer yakıtı depolarındaki sızma nedeniyle bu artıkların İluh deresine akması ve dereyi kirletmesi konusunda yaşandı. Konunun öğrenilmesinden sonra Bölgem Müdürü yaptığı açıklamada hatanın kendilerinden kaynaklandığını ve derenin temizlenmesi için gerekli çalışmaların yapılacağını söyledi. Olan olmuşta yapılması gereken hatanın kabulü ve temizlik çalışmalarının ilgili kurum tarafından yapılması idi ve kurum bunu ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde gerçekleştirdi. Bu olumlu bir tavır bu yıl içerisinde yapılacak olan kimyasal ve biyolojik arıtma tesisleri ihalesi ile iş tamamlanınca bu riskin tamamen ortadan kalkacak olması da sevindirici bir haber.
İkinci konu TPAO da çalışan güvenlikçilerin durumu. Konu insanların geçimleri olduğu için bizce hassasiyet arz ediyor. Güvenlikçilerin yasal düzenlemelerinde yer alan şartları taşımaları bir zorunluluk. Yaş, kilo, hastalık ve benzeri nedenlerle standartların dışına çıkmış olanların durumları şartlara göre değerlendirilebilir. Ancak geriye kalanların kura sistemine tabi tutulmaları hakkaniyetle bağdaşmaz ve yöntem olarak da doğru değil. Güvenlik gibi hassas bir alanda her sene güvenlikçi değiştirmek güvenlik açısından da sakıncalı bir durum oluşturur. Ancak yeni alınacak personel için durumları uygun olanlar arasından kura çekilmesi mantığının doğru bir mantık olduğunu düşünüyoruz. Yenilikçi olmak elbette olumlu ancak yenilik yapmak adına sistemleri kökünden değiştirmeye kalkışmak her zaman fayda sağlamaz.
Düşüncesi kendisinde kalması şartı ile uygulamalarını beğendiğimiz Bölge Müdürümüzün bu konuda da gerekli araştırmaları yapıp, uygun kararı vermesini bekliyor ve diliyoruz. TPAO Bölge Müdürlüğü yeniden Batmanın bir dinamiği olmaya başladıysa bunu tartışmalara zemin hazırlamadan sürdürmek gerekir.