TOPLUMSAL MUHALEFET

Abone Ol

31 Mayısta başlayan ve günlerce süren Gezi Parkı protestoları olarak adlandırılan eylemlerin oluş ve yayılış şekline bakıldığında aslında bir toplumsal muhalefet tepkisi ile karşı karşıya olduğumuzu kabul etmemiz gerekmektedir.
Herhangi bir grup veya liderin öncülüğünde olmayan yatay bir anlaşılabilirlikle işlerini sürdüren bu yapının tepkisini ve dayanışmasını iyi analiz etmek ve ona göre sonuçlar çıkarmak lazım.
Türkiye’de etkili bir muhalefet olmadığı için iktidarın başına buyruk gittiğini ülke yönetimini yakından izleyen herkes bilir. Her ne kadar seçimler sonunda yapılan balkon konuşmalarında toplumun yaşam şeklinin korunması ve var olan özgürlüklere dokunulmayacağı mesajları verilmiş olsa da uygulamada bu açıklamalarla uyuşmayan birçok gelişmenin varlığı bilinmektedir.
Bir ülke düşünün ki ülkenin geleceği için kendini sahip ve teminat gören partisi milliyetçi olsun ve iktidarı hedefleyen bir yapısı olmasın.
Bir ülke düşünün ki ana muhalefet partisinin iktidara gelmek için ortaya koyduğu performans iktidarın kendi kendini yıpratmasına tabi olsun. Sosyal demokrasi ilkelerini savunmaktansa ulusalcı bir zihniyete bürünsün ve ülkenin demokrasinin geliştirilmesini Sağ muhafazakâr bir partinin inisiyatifine bıraksın.
Şimdiye kadar uygulanan politikalar hep din ve Kürt olguları üzerinden yürütülen rejimin elden gitmesi ve ülkenin bölünmesi argümanlarını kullanmak üzerine yürütülürdü. Gelin görün ki kaderin bir cilvesi olarak çok korkulan dinciler iktidara geldi ve bölücülükle suçlanan Kürtler ise şimdi ülkenin barış ve demokrasisinin sağlam temellere oturtulması için çaba göstermektedirler. Yani iki argümanı oluşturan etkenler de boşa çıkmış oldu. 
Olup biteni yakından izleyen ancak arı kovanına sokulan çomak olmamak için sessiz durmayı yeğleyen büyük bir kesim ise sabırla işlerin olumluya evirilmesini beklemekteydi. Ülkede dini eğilimleri ağırlıkta olanların iktidara gelmesi ile rejimin değişmediğini, Kürtlerin ise hakları verildiğinde ülkeyi bölmek gibi bir dertlerinin bulunmadığını anlamak bar kaç yıllık deneyim ve birkaç aylık pratikte anlaşılınca insanlar artık yaşamlarına müdahale olarak gördükleri girişimlere karşı tepki göstermeye başladılar.
Gezi parkı eylemlerini ve bu eyleme gösterilen desteği bu yönlü anlamak gerekir. Muhalefeti oluşturan siyasi partilerin yapamadığı muhalefeti toplum birinci elden bizatihi kendisi gerçekleştirdi. Hem iktidara “sen istediğin gibi davranamasın” dedi hem de muhalefete “görevini yapamıyorsan buyurun ben yapıyorum” dedi.
Tepkinin boyutunu ve bastırılması için ortaya konan çabayı da görmezlikten gelemeyiz. İktidar, vatandaşın ortaya koyduğu tepkiyi şiddetle bastırmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Eğer şimdi geri atılan bir adım varmış gibi görünüyorsa bunun nedeni geri adım atmaktan değil toplumsal yapıya yönelen şiddet karşısında vatandaşın ortaya koyduğu sahiplenme karşısında daha büyük bir tepkinin ortaya konmasından duyulan korkudandır.
İHD verilerine göre 31 Mayıs 7 Haziran tarihleri arasında İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin gibi illerin de arasında bulunduğu 15 ilde çıkan olaylar sonucunda oluşun tablo şu şekilde özetlenmiştir.
Yaralı sayısı           ;4824
Hastanede yatanlar;76
Gözaltı sayısı         ;2423
Serbest bırakılanlar;2008
Gözaltında kalan    ;447
Ölen                        ;4