Mahallemizin sakinlerinden biri de Bedii ağabeydi. Yıllar önce TPAO’dan emekli olmuştu. Kısa boylu saçları dökülmüştü. Geçirdiği şark çıbanı rahatsızlığı burun bölgesinde iz bırakmıştı. Yavaş yürürken kollarını sallama şekli kabadayıların yürüyüşünü andırdı. Yüksek topuklu ayakkabı giyerdi. Kahve alışkanlığı yok denecek kadar azdı. ‘Keko Hasan'ın müdavimiydi.
*
Naci adlı arkadaşta Akyürek mahallesinde bir kıraathane işletiyordu. Şehrin içinden geçen demir yolunun Akyürek mahallesine girişi olarak kabul edilen yeriydi, hemzemin geçidinin bulunduğu nokta. Eski evin sınamasının yakınında iki dükkan birleştirilerek, kıraathane haline getirilmişti. Naci arkadaş da bu işletmenin sahibiydi. Gündüzleri işyerindeki meşguliyeti nedeniyle ‘Keko Hasan'ın mekanına uğramazdı. Akşamları iş bitiminde birahaneye uğrardı.
Esmer uzun boylu güler yüzlüydü. Şaka yapmayı sever, yapılmasından rahatsız olmazdı.
*
Bedii ağabey ile Naci, bir akşam Hasan'ın mekanındalar. Ayrı masalarda oturmalarına rağmen aralarında tartışma başlamıştı. Sarhoş olan Bedii ağabey tartışmadan sonra Kekko’nun yerinden ayrılmıştı.
*
Ertesi sabah ‘Nano Musto’ olaydan haberdar olmuştu. Bedava alkol alması için eline fırsat geçmişti. Naci'yi çağırarak, plan yapılmaya başlamışlardı. Yapılan plana göre Naci, Bedii ağabey tarafından acımasızca dövülmüştür.
*
Pansuman malzemesi alınarak Naci, ‘Keko’nun mekanına götürülür. Kafası, kolları hatta bacakları sargı bezleri ile sarılır. Üzerine de tentürdiyot dökülerek, olayın vahameti ifade edilmek istenir.
*
Geç saatlerde uyanan Bedii ağabey, akşam Keko'nun mekanında bir tartışmanın yaşandığını hatırlar, ancak sonucu merak ettiği için kahveye gelmişti. Senaryoyu yazan ‘Nano Musta’ onu kahvede görünce heyecanla gidip yanına oturmuştu.
*
- Bedi ağabey sen ne yaptın, dün akşam?
- Ben bir şey yapmamışım. Bir şey yaptığımı kim söylüyor?
- Sen Naci ele kavga etmişsin dün akşam.
- Yok biz kavga etmedik. Kim söylüyorsa yalan atıyor.
- Adamı dün akşam acile almışlar, her tarafı yara, çürük içinde. Sen adamı mahvetmişsin. Senin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum.
*
Bu konuşmadan sonra Bedii ağabeyin, yüzünün rengi sararmıştı süratle ayağa kalkarak kahvehaneden çıktı. Keko'nun mekanına gitti. ‘Nano Musto’ da palanını geri kalanını uygulamak için o’nu takip etmişti.
*
Birahanenin arka tarafında sandalyede oturan Naci’yi kollu askıda başı sargılı bir ayağının sandalyede görünce ne yapacağını bilmez haldeydi. Bedii ağabey endişeliydi. Naci'nin yanına gitti eğilerek.
*
- Naci nasılsın?
- Nasılım, görmüyor musun? Sen beni perişan hale getirdin, haberin var mı?
- Ame.. Sana bunu ben mi yapmışım? Hatırlamıyorum.
- Nasıl hatırlamazsın, bana vurma diye o karar yalvardım ki!
Sen bana acımadın. Ah... her tarafım ağrıyor.
*
Tam o sırada ‘Nano Musto’ araya girdi.
-Bedii, adamın ağrılarını kesmek için içki gerekir. Bize bir 70’lik açarsan o’nu razı ederiz. Yoksa seni şikayet ederse; senin için iyi olmaz.
Bedii ağabey, ‘Nano Musto'nun teklifi kabul etmişti. Keko Hasan ve yanında çalışan genç masayı düzenleyerek, servis yapmaya başlamıştı. Bir kaç bardak alkolden sonda çakır keyif olacağını bilen ‘Nano Musto’ ekibin geri kalanını içeri davet etmişti.
*
Masadakiler, artıkça Bedii bir komplo ile karşı karşıya kaldığını anlamıştı. Ya düşündüğüm gibi değilse sorusu o’nu gelenleri uzaklaştırmaya izin vermiyordu. Bardaklar bir biri ardına fon-dip yapıldıkça masaya gelen alkol şişesi sayısı da artıyordu.
*
Gecenin geç saatleriydi. Bedii ağabey konuşmakta güçlük çekecek, kadar sarhoş olmuştu. Beklemediği sürprizi görmesi gereken zaman gelmişti. Naci üstündeki bütün bandajları açarak birahanenin çıkış kapısına doğru ilerlerken, Bedii ayağa kalkmak istedi. Beceremedi. Tekrar sandalyesine oturdu.
*
-Ulan Naci sen de mi? Nasıl bunu yapabildin hemşerine?
-Ben bir şey yapmadım her şeyi ‘Nano Musto’ planladı’ dendiğinde; masadakilerin tümü gülmeye başlamıştı.
*
Masadakiler olayın sonunu görmeden ayrılmak istemiyordu. Masaya hesap almak için gelen Keko Hasan'ın çıkardığı hesap oldukça kabarıktı. Bedii, itiraz ettikçe ‘Hasan ne demek istiyorsun sana fazla hesap mı çıkarıyorum? Buna bunu mu ima etmeye çalışıyorsun?" sözlerine, Bedii ağabeyin itirazı sürerken, masadakilerin birahaneyi terk etmesi bir olmuştu. Tek başına kalan Bedii ağabey, Keko Hasan'a itirazlarını sonlandırmıştı.
*
Bedii, hesabın ödeyebildiği kadarını ödemiş. Keko Hasan'a, geri kalanını borcun hesabına yazmasını söylemişti.
Birahaneden çıkan Bedii ; Masasında oturan şahıslardan hiçbirini etrafta görememişti.
*
Yaşanan bu olay bir hafta boyunca kahvede günün konusu yapılmıştı.
*
Rahmetli sondor haci Şehmus amcanın, evinin altındaki dükkanında terzilik yapan Sait de nezere oyunu hastasıydı. Uzun boylu armut göbekliydi, dökülen saçları esmer yüzü ile uyumluydu. Kalın kaşları siyah saçları vardı. Fırçaya benzeyen bıyıkları dikkati çekiyordu. Zayıf olmasına rağmen pantolonlarını göbek üstü yapardı. Taktığı kemeri de sıkmazdı.
*
Bir kaç oyun sonunda parti, Sait de kalışsa ‘Nano Musto’ imalı olarak "Ne oldu Sait partiler sende mi kaldı" sözleri anında tepkisini gösterirdi. Sait, gevşek olan kemerini sağa-sola hareket ettirerek, göbeğinin üzerine çekerdi. .Fırça bıyıklarını parmağı ile dişlerinin arasına alarak kemirirdi.
*
Kahvehanenin diğer müdavimleri Şaban’dı. Kısa boylu çok zayıf biriydi. Nadiren insanlar ile konuşurdu. Kahvenin en arka tarafındaki bir masada oturur, gün boyu acil ihtiyaçları dışında yerinden kalkmazdı. Diyarbakırlıydı.
*
Niyazi ağabey de alkol alanlardı. Kahvehaneye genelde Fehmi dayı ile sohbet edip, oyun oynamaya gelirdi. Beyaz tenli gür sakalları vardı. Bıyık bırakır, asla uzatmazdı. O da saçını erken dökenlerdendi.
Yandaki gür saçlarını uzatır, başındaki boş alana tarardı.
*
Müftü akşamları müşteri azalınca tezgahın altına zulaladığı alkolden içerdi. .Müşteriler gittikten sonra da Şaban ile kaldıkları yerden devam ederlerdi.
*
Tekel caddesinin sonundaki binalardan biri Ethem amcaoğlunun şahsına ait binaydı. Binanın alt katındaki dükkanlarının hepsini Tekel sigara ve içki satış müessesine kiralamıştı. Bayii olan esnaf haftanın iki günü sigara ve çay için ellerinde kesme şeker torbaları içinde alacağı ürünün miktarının yazılacağı fatura ile binanın önünde gelirlerdi.
*
Alınacakları ürünlerin kayıtlarını ve ödemelerini yapıldıktan sonra altkattaki ambarda bulunan görevlilerden talep ettikleri ürünleri alırlardı. Günün erken saatinde başlayan işlemler öğle vaktine kadar devam ederdi. Alacakları ürün çok olanlar Tekel binasının önünde bekleyen üç tekerlekli bisikletleri kiralayarak, malzemeleri işyerlerine taşıtırlardı.
*
Caddenin adı buradan gelmektedir. Uzun yıllar bu binada hizmet veren Tekel müessesi daha sonra Komando caddesindeki binasına taşınmıştı.
*
Dört bölümlük yazıda adı geçen mahalle sakinlerinin bir çoğu aramızdan ayrıldı.
*
Musto (Nano), Amcası Çavuş, Şaban, Selahattin (Müftü), Naci Tanık, Fehmi (Ana kuş), Hikmet usta, Hasan Çoksever, Enver Arslan, Şükrü Demir, Halil Demir, Sabahattin ve Naif Saygılı kardeşler. Adanalı Ali Keskin usta.
*
Ölenlerin tümüne Allah'tan rahmet diliyorum. Allah taksiratlarını affetsin?