Doğu Perinçek’i bizim kuşak 1987-1993 tarihleri arasında çıkardığı 2000’e doğru dergisinden hatırlarlar. O zamanlar üniversitede bulunuyorduk. Dergi kapaklarından sık sık Abdullah Öcalan’ın resimleri yer alırdı. Perinçek ile Bakaa vadisinden çekilmiş ve elde çiçekler olan fotoğraf hala bir çok insanın belleklerindeki yerini koruyor.
Bölgede de o dönemde bu dergiyi okuyanlar hangi meslekten olurlarsa olsunlar bölücü (!) olarak görülmekteydi. Hatta bir gün Çağdaş Gazetesinin sahibi rahmetli Enver Arslan bu dergiyi aldığı için polislerle sorun yaşamış ve tehdit edilmişti.
O dönemde Cumhuriyet meydanında miting bile düzenleyen isimlerden biriydi Doğu Perinçek kaç kişi dinledi derseniz ayrı konu ama meydanı arşınladığı hatırımızda duruyor. Basın mensubu olarak kendisini takip etmiştik.
Aradan yıllar ve yıllar geçti. 20 ocak 2016 tarihli cumhuriyet. com’da yayınlanan haberde vatan partisi Genel başkanı perinçek ile ilgili şu bilgilere yer verildi: “…Genel Başkanı Doğu Perinçek, katıldığı bir konferansta 'Muhafazakarlarla vatan cephesini kurduk' sözleri dikkat çekti.
Partisinin İstanbul Pendik’te düzenlediği konferansta konuşan Perinçek ayrıca Barış için Akademisyenleri de eleştirdi. Postmedya’da yer alan habere göre Perinçek, konuşmasının Barış için Akademisyenleri eleştirdiği bölümünde “İlericiler, bilimsel sosyalistler, cumhuriyetçiler, milliyetçiler ve muhafazakarlarla bir vatan cephesi oluşuyor” dedi. Perinçek, ayrıca AKP yanlısı kanallara çıkmasının eleştirilmesi konusuna da değinerek, bu eleştirileri önemsemediğini ve AKP'li kanallara çıkmaktan memnuniyet duyduğunu da sözlerine ekledi.”
Tam da bu noktada Yeni şafak gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’nin 18 Nisan 2013 tarihli Perinçek ve Atatürk başlıklı yazısının şu bölümünü aktarmak bilgilerimizi yenileyecektir.
“Doğu Perinçek, Atatürk"ü eleştirdi diye Atatürkçü kesilecek halim yoktur. O işi Tansel Çölaşan"a havale ettik.
Ulusalcılar, tarihte ikinci Ergenekon"u gerçekleştirmek için Silivri barikatlarını aşmaya çalışırken, bu kez onlara Oğuz Kaan Destanları"ndaki , "kök böri" yani Bozkurt değil, Maocu Doğu Perinçek öncülük ediyor. İşin garip tarafı çözüm sürecinin en namlı muhalifleri olan ulusalcı-milliyetçi kesimin liderliği de Doğu Perinçek"e kaldı. Neymiş efendim bu çözüm süreci ülkeyi bölünmeye götürürmüş.
Bunu kim savunuyor?
Tarihinde Bekaa Vadisi"ndeki PKK Kampı"nda Öcalan"a gül uzatıp, "Güç birliği" teklif eden Doğu Perinçek. Öcalan"la, Perinçek, Beka Vadisi"nde kime karşı güç birliği yapacaklardı? Mayalar"a karşı canım! Öcalan"la birlikte PKK"lıları teftiş ettikleri kampta, Perinçek, "En az bizim Kürt halkı kadar, Türk halkının da bağımsızlığı için her düzeyde bir savaşın içinde olmaya ihtiyaç var" diye işbirliği öneriyor. "Demokratik olarak kurulmuş bir Kürdistan, demokratik olarak kurulmuş bir Ortadoğu"nun nüvesidir" diyor Doğu Perinçek, Öcalan"la yaptıkları görüşmenin yayınlandığı, 9 Haziran 1991 tarihli "İkibine Doğru Dergisi"nde…
Şimdi vatan sevgisi denilince mangalda kül bırakmayan Silivri milliyetçilerine soruyorum. Vatan sevgisini koşa koşa Bekaa Vadisi"ne gidip Öcalan"a, Türkiye"ye karşı işbirliği öneren Doğu Perinçek"ten mi öğreneceğiz?
İstihbarat servisleri arasındaki kodu, "Fabrikatör"dü desinler, darbe zemininin hazırlanmasında önemli görevler üstlenmiştir diye eleştirsinler, ne derse desinler Doğu Perinçek"in hakkını teslim etmek gerekiyor. Atatürk"ün partisi CHP de, yılların anlı şanlı Atatürkçüleri de gittiler Doğu Perinçek"e sığındılar. Aydınlık Gazetesi Atatürkçülerin akıl hocası, Perinçek"in fikirleri ile yol göstericileri oldu. Oysa bir zamanlar Atatürk"e hakaretten yargılanmıştı Doğu Perinçek.
Yerel mahkeme 5816 sayılı Atatürk"ü Koruma Yasası"na muhalefetten hapis cezasına çarptırmış, Yargıtay"ın bozması üzerine kurtulmuştu.
Kendinize çimdik atıp, yok canım, bizim Doğu Perinçek"imiz öyle yapmaz. Bu olsa olsa Atatürk"e dil uzatanlara cevap vermiştir filan diye kendinizi avutmayın. Basbayağı Atatürk"e hakaret….”
Mesele bu kadarla da bitmiyor bu tartışmalarla ilgili olarak Fırat haber ajansının da 15 Eylül 1991 tarihli 2000’e doğru dergisinde yayınlandığı iddia edilen ve Perinçek’in kürt sorununun çözümüne yönelik programı olarak sunulan şu maddeler de var.
“Perinçek'in 'Kürt sorununun çözümü' programı maddelerinin bazılarının ise şöyle:
"1- Kürt milleti kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir. Eğer isterse ayrı bir devlet kurabilir. Emekçilerin çıkarı, demokratik bir halk devrimiyle tam hak eşitliği ve özgürlük temelinde, gönüllü birliği gerçekleştirmededir. Ayrılma hakkı, gönüllü birliğin her zaman vazgeçilmez koşuludur.
2- Birlikte veya ayrı yaşamak milletlerin özgür iradelerine bağlıdır. Bu özgür iradenin ortaya konabilmesi için, Kürt illerinde referandum yapılmalıdır. Referandumda, ayrılmayı savunanlar da özgürce propaganda yapabilmelidir.
3- Bugünkü tarihsel koşullarda, iki milletin emekçilerinin yararına olan çözüm, iki federe devletin eşit olarak katıldığı, demokratik, federal bir cumhuriyettir.
4- Federal Halk Meclisi iki meclisten oluştur. Temsilciler Meclisi ve Milletler Meclisi.
6- Federal Anayasa, iki milletin ortak anayasasıdır. Her iki milletin ayrı ayrı çoğunluğu tarafından referandumla kabul edilerek yürürlüğe girer. Federe devletin ayrıca kendi anayasaları vardır.
7- Federal Cumhuriyetin bayrağı ve marşı, Türklerin ve Kürtlerin ortak bayrakları ve marşladır. Ayrıca her federe devletin kendi bayrağı ve marşı vardır. Federayonun ismi tek bir millete dayandırılmaz.
8- Her milletin milli ve dini azınlıklarının dillerinin ve kültürlerinini geliştirme, siyasal çalışma ve örgütlenme hakları ve özgürlükleri güvence altındadır.
9- Resmi dil Türkçe ve Kürtçedir. Her federe cumhuriyette kendi dili esastır. Federasyonların kararları iki dilde yazılır. İlkokuldan üniversiteye kadar ve bütün kültür kurumlarında her iki dilden eğitim, araştırma, basın, yayın, radyo, televizyon ve iletişim olanakları gerçekleştirilir."Odatv.com”
Sadece bu örnek bile Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle acil olarak çözümlenmesi gerektiğini bizlere söylemiyor mu?