2000 Yıllık Perpıra Köprüsü’nü, 1989 yılında gün yüzüne çıkaran arkeolog, ünlü ABD’li Michael Rosenberg’ti. 50 Ayağından 10’u su yüzeyinde olan köprü, 6 yıl önce restorasyon çalışmaları kapsamına alındığında çok umutlanmıştık. Ancak DSİ’nin kanal projesini şimdi de 2000 yıllık köprünün alanından geçirmek istemesi tartışma konusu oldu…
BU KÖPRÜYÜ KAYBETMEYELİM
2000 Yıllık köprünün sahipliğinden yoksun kalmak…
Perpıra Köprüsü’nden söz ettiğimizi anlamışsınızdır.
Bu köprü, Roma döneminin, Sırbistan’daki Trajan Köprüsü’nden sonra en uzun ikinci köprüsüdür. Çok değerli arkeolog ABD’li Micheal Rosemberg’in gün yüzüne çıkardığı bu eşsiz eserin, 21. yüzyılda tekrar sulara gömülmesi tarihin utanç sayfalarında yerini alacağına inanıyoruz.
Trajan Köprüsü’nün sadece iki ayağı günümüze gelmiş, Sırplar o iki ayağı aslına uygun restore ederek turizme kazandırmışlar.
Bizdeyse 10 ayak gözümüzün önünde.
Bu köprünün turizme katkısından ziyade Batman’ın böylesi tarihsel bir değere sahip olması bulunmaz bir şanstır.
Bizim Sırplardan her bakımdan fazlamız vardır!
Bizim köprümüz, 1137 metre olan Trajan Köprüsü’nden 137 metre eksiktir.
NEREDE O YEŞİL ÖRTÜLÜ BATMAN ÇAYI
2000 Yıllık Perpıra Köprüsü’nün son halini görmek için Batman Çayı kıyısındaydık.
Gördüğümüz manzara ürkütücüydü.
Çay yatağında kum ocaklarının çektikleri kum, neredeyse 2000 yıllık tarihi Gıremigro Höyüğü yüksekliği kadardı.
Birkaç yıl öncesine kadar Bıçakçı-Kerike köyü ve çevresi yemyeşildi.
Gümüşi renkte akan Batman Çayı’nda balıkçılar, akşam serinliğinde ağlarını atarlardı.
Ağlara takılan o alabalıkların lezzeti bir başkaydı.
Yaz mevsiminin en güzel dinlenme yeri Batman Çayı kenarıydı.
Batman Çayı, çevresindeki yerleşim birimlerine can suyu olurdu.
Birkaç yıl öncesine kadar suyun bolluğundan dolayı akarsu çevresindeki köylülerin topraklarında arı gibi çalışmasına herkes imrenirdi.
Peki ne oldu da her şey tersine döndü?
Şehrin yanı başından akan o akarsuyun eski manzarası yok artık maalesef.
Yazmaya nereden başlayacağımızı bilemiyoruz ama gördüğümüz manzaranın içler acısı olduğunu belirtmeliyiz.
Roma döneminde yapılan, daha sonra Artukluların onardığı Perpıra Köprüsü’nü turizme kazandırmak için 6 yıl önce başlatılan çalışmalar, Batman için bir umut olmuştu.
Dönemin Batman Valisi ve Belediye Başkanvekili Hulusi Şahin, Perpıra Köprüsü’nün turizme kazandırılmasına yönelik başlatılan ilk restorasyon çalışmaları için umutlu konuşmuştu.
Tıpkı Beşiri-Kıra Dağı eteğindeki Mor Kiryakus Manastırı gibi bir tarih yeniden ayağa kaldırılacaktı.
Tarihi Perpıra Köprüsü de turizme giden yolun iyi bir adımı olmuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün başlattığı Perpıra Köprüsü restorasyonunda, 10 ayağı su üstünde olan köprüde ayak restorasyonu çalışmalarının büyük bölümü tamamlanmıştı.
Sıra geride kalan 40 ayağa gelmişti.
KÖPRÜYÜ TEHDİT EDEN KANAL
Batman Çayı’nda bir süre ıslah çalışmaları kapsamında sulama kanalları yapılıyor ama DSİ bu çalışmayı yaparken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tescil ettiği tarihi köprüyü umursamadan çalışmalarına devam etmesi herkesi şaşırttı.
6 Yıl önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün başlattığı Perpıra Köprüsü restorasyon projesini DSİ görmezden geliyor.
Şimdi de o kanalları tarihi köprünün dibine kadar götüren DSİ’ye çevreciler ve tarih gönüllüleri “Ne oluyor?” diye soru yöneltiyor.
Evet, 6 yıl önce Batman Çayı’ndaki Perpıra Köprüsü’nü turizme kazandırmayı amaçlayan restorasyon çalışmaları bundan sonra nasıl devam edecek?
Batman-Bıçakçı köyü ile akarsuyun karşı yakasındaki Diyarbakır-Pilekan Mahallesi arasında 1 kilometreye yakın güzergahta bu köprünün 50 gözünün içinden mi geçecek acaba DSİ’nin bu kanalı?
Bu önemli projeye nasıl bir alternatif bulunacak, bunu tabii Kültür Varlıkları Koruma Kurulu biliyor.
Bunu da önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde öğrenmiş olacağız.
Ancak bir başka önemli ayrıntıya değinmek istiyoruz:
Köylülerin bir tepkisi de kum ocaklarınaydı.
ÖNEMLİ BİR AYRINTI
Batman Çayı’nın yatağı, kum ocakları nedeniyle iyice derinleşmiş ve yaz aylarında su debisinin nasıl azaldığını çektiğimiz fotoğraf kareleriyle bir yerde belgeledik.
Bu tablo, çevredeki tarım arazilerinin taban sularının çekilmesine de yol açıyor.
Batman Çayı’nın suyu gittikçe azalıyor ve bu suyun artık tarım alanlarına yeterli gelmediğini çiftçiler de söylüyor.
Bu konu çok ama çok önemli.
Bir zamanlar burada dönüm başına alınan mısır verimi, bölgenin hiçbir yerinde yoktu.
Ama susuzluktan artık bu ürün de nasibini alıyor.
Dibi görünen Batman Çayı’nın bu manzarası, ovamızda su sıkıntısının baş gösterdiğini gözler önüne seriyor.
Evet, amacımız bu şehre en yakın olan akarsuda su debisinin bu denli azaldığını hatırlatmak.
Bir de bir zamanlar Ortadoğu’ya açılan Perpıra Köprüsü’nün, DSİ’nin sulama kanalına feda edilmemesi gerektiğini anımsatmayı bir görev biliyoruz.
Bir an önce kurumlar arası ortak bir çalışmanın yapılması umudumuzun artmasına neden olabileceğine inanıyoruz.
Aksi takdirde hem Batman Çayı için hem de Perpıra Köprüsü için çok geç kalınmış olacak…