'Futbol müsabakalarının en önemli rengi hangisi' diye sorarsanız, 'taraftar' derim
Seyircinin olmadığı bir maç, yemeğin içinde tuz-baharat olmaması gibidir…
Bazı kulüpler aldıkları cezalardan dolayı seyircisiz oynamak zordunda bırakılmıştır. Seyircisiz oynanan müsabakayı televizyondan seyrettiğimde tatsız, tutsuz ve soğuk bir atmosfer hissederim. Maç sıkıcı bir hal alır, oynayan futbolcu bile olumsuz yönde etkilenir.
Bir kulübün varlığının devam etmesi için taraftar önemli bir yer tutuyor. Kulüp için taraftar demek, maddi-manevi katkı demektir.
Forma, kombine bilet satışları, sponsor ve reklam anlaşmaları, seyircinin kulübe olan yoğunluğuyla alakalıdır.
Tanık olduğum ya da bire bir yaşadığım müsabakalarda o kazanma duygusunu iki kat fazlalaştıran unsur devreye girer, futbol dünyası genelde şu adı vermiştir: 12. adam takımın yanındaydı ya da bugün sahada 12 kişi vardı… Taraftar görevini yaptı…
Deplasman maçlarına gidilirken iklim şartlarına bakılmadan onca kilometre gidilerek takımlarını destekleyen taraftarlar var.
Bu anlattıklarım hep bir pencereden baktığımdı… Bir diğer pencereden de baktığımızda taraftarın aşırı sevgisi, kontrolsüz sevgiye dönüşüyor. Bu kontrol edilemeyen duygular, takıma zarar verir. Bazı örnekler verirsek: sahaya atılan cisimler…
Küfürler ve taşkınlıkların bedelini de kulüp öder. Seyircisiz oynama, para cezaları ve saygınlık anlamında kayıplar yaşar kulüpler… Bu durum da kulübün büyümesine engel olur.
Avrupa liglerini seyrederken bizim ülkeden farklı bir şey gördüm.
Avrupa'da herkes kendi şehrinin takımını destekler. Başı da İspanya, Almanya ve Fransa gibi ülkeler çeker. Türkiye'ye baktığımızda ise Eskişehir, Bursa ve Trabzon dışında şehirler kendi yaşadığı şehrin takımından çok üç büyükleri destekler…
1200 Km. uzaklıkta olan üç büyükleri desteklemek için yolları katederler… Üç büyükleri, kendi ayaklarına getirirler. Bir de müsabakada edilen küfürler yerine beyaz mendilleri sallayarak gösterirler. Ya ada sırtlarını sahaya dönerek boykot ederler. Demek ki küfürler ve sahaya atılan yabancı cisimler isteyince sahaya atılmayabiliyormuş…
Farkındalık yaratmak için farklı olmak gerekiyor. Yazıyı bitirmeden önce bu sözlerle bitirmek isterim: taraftarsız maç, maç değildir.
Bir başka konuyla görüşmek üzere.
Sağlıcakla...