"….tanıksam!
bu coğrafyanın kimliksiz gülüşlerine
çocukların atlı karınca düşlerine
sevgililerin hayalperest öpüşmelerine
sessizlikle örülen çığlıkların donuk gözlerine
ve kardeşliğin kahreden küfrüne
bilir misin
bilmez misin
….burası
medeniyetlerin beşiği
kadim aşkların toprağı
barışın fidelendiği yer
burada hiç bir savaş kazanmadı
dudaklarında kızıl saçlı kızların güvercinler sevişti
….sen öyle
uzaktan ahkâm kesmenle
“kıldan ince kılıçtan keskince”
hiç yaşadın mı benim gibi
acıyla beslenerek binlerce yıl
yeniden doğurdun mu kendini
insanlığın tarihi aşkına
oralarda biraz dur!
tanıktır toprak.
önce dinle!
sonra
beni vur!
… tepeden tırnağa ihanetle kurulan…
ne cumhuriyetler görmüştük…
darağaçlarında kuruldu halkalı salıncak…
“iyi çocuk”lar adam asmaca oynayacak…
çizmelerinin tozları silinse kan fışkıracak…
en alaycı yalanlarla demokrasi kurulacak…
söz senet değildi…
kedi ile farenin ortak stratejisi olur mu
ben zembilsiz göklerden düşmüştüm
kurşun potalarda eritildim
sesime inkâr çivisi çakıldı
ses düzeneği olmayan bir dil yüzünden…
bakışlar yepyeni bir çığlıktı
sessizlikle örülmüştü dilim
bakışları aşk duyumunun ilk kıvılcımı sanırdım
duyguları da ateşli bir sevişmenin tutuşan fitili
ayrılığı da direnişin acılı kaderi yar…
dil oldu cehennemlerde öğrendin mi?
hangi tanrının adaletiyse…
üç dil biliyorum yarım yamalak üç dil ile
….tanımsız bir cinnet…yaşıyorum
türkçe’nin öz türkçe’sinde
kürtçe’nin kardeşlik türkçe’sinde ...
türkçe’nin dağlı Kürtçesinde
yadsımanın
………….açıklaması
…………………….hangisinde?
…burası pimi çekilen coğrafya
havar (imdat) sesleri ile ağlıyor duvarlar
doruk duyumla coşuyor copçular
ne şarkılar besteliyor popçular
…çatalın imgesel ırkçılığında
bıçağın savrulan linçinde
nefretin öldüren kininde
insanlığın en son dininde
çatladı ahmet kayalar…
sorgunda sorgusuz yakılmalı oruspular…
fetvalar…yeni fetvalara fetvalar çıkarmakta
fetvalar…yeni fetvalara fetvalar
fetvalar…yeni
fetvalar…
fetva....
ah usta dilimiz sevişmekte
yaşatılmayan çocukluğumun
kahreden cehenneminde
madımaklar da hiç benim gibi…yakıldın mı?
alev alev tutuştun mu meşalelerde ...
öldürülen iklimlerin ekolojisine inatla
dillerde dönmeyen sözcükler de…
suskun
yok olan bir erimeyle
isimsiz varlıkların bilimsel kısırlığında
statikleşen devinimde de
antagonizmalar
milyonlarca..
...suya dökülen hayallerdeki mesnetsiz yalanla ….
…küreselleşen talanla…hey
havanda su dövülür mü
şimdi söylesene
-ölü serçelerin tüyleri yolunur mu
-yâda kesilir mi kulakları bir ölünün
…. onursuzluğun tüm savaşlarında
kural ayakların altına serilen muz kabuğu gibi kaygan ...
sanki insanlığından utanmayan bir hayvan
tenimde kül izleri… ahh… jeriko
küllendirildi vatan…
insan insanlaşabilir mi
sokaklarda başı boş dolaşan mayına döndü yaşam
böylesine tezat bir aşk…olur mu
sanki aslına dönüyor insan
ihanet kaldırımlarda apaçık sevişmekte
kafatasından fırlayan solcurkçılar devşirmekte
yasadışı yollarla kulaçlama yüzdün mü havuzlarda
gizli çete kurmaktan sorgulanarak…karanlıklarda
her gün örgütler derinlemesine örgütlenmekte
örgütçüklerin örgütünü kurdun mu
köleci roma’ya baş eğmeyen
kommagene krallığının evrensel dininde
güneşin doğuşunu gördün mü…?
mezopotamya’dan anadolu’ya ışık salmakta
unutma!
….utanmazlığın kitapsızlığında kıyın
karga kanatlarıyla şahince havalanmakta
süzülerek büzülerek gökyüzünden
martı taktiğiyle balığa dalışı gibi yani ...
derinlemesine dalarak…
özgürlük mavisine …
en derinden kükreyen sırıtmaya inatla
tek göğüslü savaşçıların öpülesi göğüsleri aşkına…
eytişim demokrasilerin sarhoşluğunda …şaşkın
….
kafanı kıyak tutarak…nar mayhoşluğunda
kibrit olup tutuşarak
…
bülbüle dikensiz gül dalı oldun mu
tüm karanlıkların …çağına
inadına inat etmek …
kanarya sarısı tadında
kürt kırmızısıyla öperek
efeler diyarından bir kızı hey…
berfin gibi gülümseyerek
vatan aşkıyla çay güzelini bağrına basmak
….
karadeniz takalarıyla balığa çıkmak
güvertesine düşen balık gibi zıplayarak
çıldırasıya
keçi dansı yaparak …
maykop ülkesi
onurun adigesi içimdeki aşk kadar güzelsin
haykırıyorum
okyanusların sınırsız maviliğine
“insanı sevmekle başlayacak her şey
dünyayı güzellik kurtaracak”
….her şey beyinde oruspulaşmakta
oruspulaşan beyinlerde salyalar salkımlarca akmakta
ve yeryüzündeki tüm kadınlar bu sözcükle kırılmakta
“kürt kızları çirkinliğindeki dağlardan” geçtin mi
öyle dağlarda varmış zirvesi hep karmış
kürtlere nefret edenlerden ismini almış …
gülesim geliyor trajikomik kahkahaların en oruspu nefretine
ırkçılığın film setinde kan seli akıyor jen(erk) ler…
dağları yıkmak hayali beynimde betimlenmekte
tırnak ile eti ayır (t) an maharet…
alanlarda ders olarak okutulmakta…
aydınların törpülenen beyniyle
aydınlıklar karanlıklara bürünmekte…"
Anonim