SURİYEDEKİ GELİŞMELERDEN RAHATSIZ MI OLUNUYOR?

Abone Ol


14-15-16 Haziranda meydana gelen çatışmalar sonucunda Suriye sınırları içerisindeki Grê Spî (Tel abyad) kasabası YPG güçlerinin eline geçti. Dolayısıyla bu durumda Akçakale sınır kapısının öte tarafı da Kürt güçlerinin kontrolünde olmuş oluyor.

Çatışmaların yoğunlaştığı günlerde bu alanda bulunan ve çoğunluğu Araplardan oluşan Suriye vatandaşları canlarını kurtarmak için sınıra yığılmış ancak hayati tehlike sınıra dayanmayana kadar geçişlerine izin verilmemişti. İzin verildiğinde de kapıdan değil tel örgülerden zorlama ile kabulleri sağlanmıştı.

Bu çatışmalar sırasında ülkemize gelen mülteci sayısı AFAD verilerine göre 20 bin civarında ve şu anda bu gelişler durmuş vaziyette.

Türkiye’ye gelen insanların kobanê tarafına gitme yerine Arapların Türkiye’ye Türkmenlerin ise Raqqaya doğru gitmeleri üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Diğer bir durum da DAIŞ çetecilerinin son ana kadar bu insanları kalkan gibi kullanmaları.

Lakin bu geçişten sonra Türkiye’den demografik yapı ile ilgili sesler yükselmeye başladı. Konu ile ilgili haberler birbirlerini kovaladı. İşte bunlardan bir örnek; “Suriye'deki YPG güçlerine destek olan ABD öncülüğündeki hava saldırılarının Telabyad çevresindeki Türkmen ve Arapların göç etmesine neden olduğunu düşünen Ankara'nın bu konudaki endişesini Washington'a ilettiği belirtildi.

Reuters'a konuşan bir Türk yetkili, "Türkiye'nin Telabyad'la ilgili rahatsızlığı hem Ankara'da hem de Washington'da ABD'ye iletildi" dedi.

İsmi açıklanmayan yetkili, "Telabyad'daki Türkmen ve Araplar göç etmeye zorlanıyor. Bir demografik düzenleme girişimi söz konusu. Türkiye bu konudaki endişelerini ABD ile paylaştı" diye konuştu.

Akçakale'nin karşısındaki Suriye kenti Telabyad'un kontrolü, yoğun çatışmaların ardından dün IŞİD militanlarından PYD güçlerine geçmişti.

 ANKARA YALANLAMADI

Türkiye’nin Suriye sınırında yaşanan gelişmelerden duyduğu rahatsızlığı ABDyönetimine ilettiğine ilişkin haberi diplomatik kaynaklar da yalanlamadı.

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri sınırdaki Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin Türkiye’nin gerek Washington gerekse de Ankara’da girişimlerini sürdürdüğünü belirtti.

Diplomatik kaynaklar, “Bilindiği üzere Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu konuda BM’ye mektup yazdı. Bakan Çavuşoğlu Cidde’de bugün (dün) ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile de görüştüğünü açıkladı.

Görüşmelerde elbette ki gündemin ana başlıklarından biri olarak Türkiye sınırına Suriyelilerin yoğun göçü de gündeme geliyor.

Tüm bu haberleri bu çerçevede değerlendirmek gerekir” dedi.”

Şimdi biraz düşünmek ve olup bitenlere bir bakmakta fayda var. Bu itirazların nedeni gerçekten demografik değişim mi yoksa bölgenin Kürtlerin denetimine geçmesinden duyulan rahatsızlık mı?

Neden?

Çünkü bu güne kadar Türkiyenin suriyeden kabul ettiği göçmen sayısı iki milyonun üzerinde. Bu göçmenler kabul edilirken bir nüfus değişimi veya demografik değişimden söz edilmedi. Ancak Grê spî  el değiştirdiğinde kabul edilen 20 bin kişiden dolayı bu talepler yükseliyorsa insanın aklına farklı yaklaşımlar geliyor.

İkincisi demografik yapı konusunda bu kadar duyarlı olan bir ülke isek bundan önce Suriye rejimi tarafından bu bölgenin kürt kökenli insanları bölgeden kovulduğunda, vatandaşlık hakları ellerinden alındığında, köle durumuna düşürüldüğünde neden bir ses çıkmadı?
Bu bölgeye Kürtler ve yerleşik halk yerine Araplar yerleştirildiğinde bir tepki gösterildi mi?

Bu soruların cevabı kocaman bir hayırdır!

Son gelişmelerden sonra Türkiyenin güney ve güneydoğu sınırlarını oluşturan 1100 kilometrelik uzunluğun yaklaşık 800 kilometresi Kürtlerin denetimine geçmiş durumda. Kürtlerin en büyük nüfusa sahip oldukları alanlar Türkiye sınırları içinde.

Bu durumda yapılması gereken Kürtlerle ittifakın güçlendirilmesidir. Kürtleri düşman gören, kazanımları karşısında açıkça tepki gösteren ve bu kazanımlardan rahatsız olan bir yönetim anlayışı ülkenin geleceği için riskler oluşturur.

Çünkü son seçim sonuçlarında da görüldüğü gibi bu politik yaklaşım Kürt kökenli vatandaşlarımızı ciddi şekilde rahatsız etmektedir.

Mevcut koşullarda birlikte yaşama konusundaki büyük kararlılık sayesinde büyük sorunlar yaşamıyoruz ancak bu tavırların sürdürülmesi durumunda ileride dengelerin nasıl gelişeceğini kestirmek mümkün değil.

Tekrarlayalım Kürtlerin de Türkiyenin de geleceği birlikte ortak bir yaşamdan geçer. Bunun dışındaki alternatifler mümkün ancak acı verici olur. Bizden herkese hatırlatma, elimizden gelen de budur.