SÜREÇ NASIL İZLENMELİ?

Abone Ol
Son otuz yıllık süreçte yaşananlar toplumu aşırı bir şekilde politikleştirmiş durumda. Yaşlısı, genci, kadını, kızı, dedesi, ninesi, kahvehanede oturanı, lokantada yemek yiyeni, sokakta koşturanı, caddede tur atanı yakaladı mı aynı soruyu soruyor.
Ne düşünüyorsunuz?
Bu kez olacak mı?
Umut ve tereddütler iç içe geçmiş vatandaşını kafasını kurcalamaya devam ediyor. Bu durum aslında büyük bir hassasiyeti barındırıyor.
Son umut,
Son deneme olarak görülüyor âdete.
Bu kez de olmazsa !...
Aslında endişeleri çok iyi anlamak gerekiyor. Genelleme yapıldığında hemen hemen her aileden bir kayıbın söz konusu olduğu bir toplumsal yapıdan bahsetmekteyiz ve bu acıların unutulup barışa olan inancın geliştirilmesi kolay değil. Daha önceki girişimlerin sabotelerle sona erdirilmiş olması da tereddütleri artıran unsur.
İmralıdan yapılan Öcalan konuşması ABS fren sistemi gibi olumsuz düşünceleri durdurma konusunda etkili olsa da bu acil frenle sarsılan toplumsal yapı endişeli. Ve doğal olarak çevresinde süreci hassasiyetle izlediklerine inandıkları insanlara soruyorlar. Düşüncelerini merak ediyorlar.
Peki, bu durumda ne yapılmalı, Nasıl düşünülmelidir sorusu akla geliyor.
Bize göre süreç hassasiyetle izlenmelidir.
Atılan her olumlu adım pozitif değerlendirilmeli eksik ve yanlış adım nedenleri ile birlikte tartışılmalıdır. Tarafların tepeden attıkları adımlar ve söyledikleri sözlerle uygulamaları izlenmelidir. Yapılanların nasıl yapıldığı yapılamayanların gerekçelerinin gerçeklikleri tartılmalıdır. Bu süreç hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapmaya neden olabilecektir.
Bu kez gidişatın diğerlerinden farklılıklar içerdiğini kabul etmemiz gerekir. Süreç açık kartlarla oynanıyor. Hükümet atılacak adımları görüp ona göre kamuoyu oluşturma ve adımlar atma eğilimini ortaya koymuş durumda. Şu an için görünen odur ki herkes Kürt varlığının inkârı konusunda tavır belirlemiş durumda. İnkâr ve imha yapılmayacağı belirtiliyor. Yani bu şöyle anlaşılabilir. “Kürtler bugüne kadar yok sayıldı, inkâr edildi, asimile edildi, baskılandı, yok ve imha edildi bu yanlıştı biz bu yanlışı kabul ediyoruz.” Yaklaşımı sergileniyor. Buna bağlı olarak da “artık silahlı mücadele etmenize gerek yok gelin siyasal yollarla haklarınızı arayın” deniliyor. Burada tereddüt yaratan ne diye sorulduğunda ise daha evvel “dağdan inip düz ovada siyaset yapsınlar” diyenlerin uygulamalarının bu söyleme uymaması olarak gösteriliyor. Bu da söyleme tereddütlü yaklaşımı getiriyor. Bu durumda yapılması gereken karşılıklı güven geliştirici adımların atılması ve tabanın iknasına yönelik çalışmaların yapılmasıdır ki bu da yapılmaya başlandı sayılır. Gerek Newroz da verilen mesaj gerekse hükümet kanadının mitinglerde ve yapmaya başlayacağı bölgesel milletvekili toplantıları ile yansıtacağı ve isteyeceği sürece destek çalışmaları bu şekelde anlaşılabilir.
Ancak bundan daha önemli olanı atılacak ve gözle görülebilecek adımlardır. Süreç ile ilgili atılan adamlara bakıldığında PKK’nın;
Silahlı mücadele yöntemi döneminin kapandığı
Tutsak olan 8 kamu personelinin bırakılması
Ateşkes ilan edilmesi konularında somut adımlar attığı gözleniyor. Hatta bazı haber kaynaklarının verdiği haberlere göre 100 kişiye yakın bir grup sınır dışına çekilme işlemini de gerçekleştirmiş. Bunlar olumlu ve somut adımlar olarak değerlendirilebilecek adımlardır.
Yani taraflardan biri diğer tarafın adım atması için gerekli psikolojik ortamı yaratmak adına adımlarını atmaya başlamış bulunmakta. Bu durumda hükümetten bu duruma paralel uygulamaların yapılması beklenmektedir. Zaten hükümet muhataplığı konusunda bir tereddüt yaşamamaktadır. Sürecin izlenmesinde ve uygulanmasında muhatabın kendisi olduğunu deklere etmiş durumda.
İşte tam bu noktada vatandaşın aklına karıştırmaya son veren adımların beklendiğini belirtmek gerekiyor. Çünkü vatandaşların üç düşünce dâhilinde hareket ettiğini belirtmek gerekir. Birinci grup süreçten umutlu olan ve başarılı olacağını düşünen gruptur. İkinci grup barışı isteyen ancak tereddüt içerisinde olan gruptur. Üçüncü grup ise sürecin kandırmaya yönelik bir süreç olduğuna kendisini inandırmış olan gruptur.
Yapılması gerek atılacak adımlar ve ortaya konulacak uygulamalar ile ilk iki grubun çoğunluk durumunun korunması ve tereddütlerinin giderilmesidir. Bu nedenle hükümetin adımlarını hızlandırmasında fayda bulunmaktadır.
Buna mukabil vatandaşların süreci hassasiyetle izlemelerinde ve pozitif düşünmelerinde fayda bulunmaktadır. Olumlu düşünürsek, bardağın dolu tarafından olayları değerlendirirsek başarıya ulaşma şansımız daha yükse olur.