SU HAYATTIR BOŞUNA TÜKETMEYELİM!

Abone Ol

Vücudumuzun ortalama %60’lık bölümünü oluşturan su temel yaşam malzemesidir. Bu nedenle içilebilir suya ulaşım hakkı temel insan hakkı olduğu gibi aynı zamanda yaşam hakkıdır. Buna rağmen ne yazık ki dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri güvenilir bir şekilde içme suyu hizmeti alamamakta ve sadece beşte ikisi güvenli bir şekilde yönetilen hijyenik su kaynaklarına veya hizmetlerine ulaşabilmektedir.

Çevresel bozulmanın yoğunlaşması, iklim değişikliği, nüfus artışı ve hızlı kentleşme, plansız ve düzensiz su kullanımı gibi konular suya ulaşma ve su güvenliği konusunda sorunlarla karşı karşıya kalma riskini artırıyor.

Ekonomik kalkınmadan gıda ve enerji güvenliğine kadar pek çok alanda hedeflere ulaşmada suyu önemi gittikçe artmaktadır. Hatta küreselleşen dünyada, suyla ilgili alınan kararların etkisi sınırların ötesine geçmekte ve herkesi etkilemektedir. Bu nedenle kapsamlı bir su yönetişimi politikası düzgün bir şekilde uygulanmazsa ileride ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır.
Günümüzde Yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan su, dünya kamuoyunun ve Birleşmiş Milletler (BM) dahil uluslararası ve bölgesel örgütlerin gündeminin ön sıralarına yerleşmiştir. Bu durum hızla artan su ihtiyacının giderilmesinde karşılaşılan güçlükler ile su sıkıntısının gelecek 25-35 yıl içinde birçok bölgede su krizine dönüşme beklenti ve endişesinden kaynaklanmaktadır.

Su konusunda başta Afrika ülkelerinde olmak üzere özellikle Orta Doğu’da krizin ciddi boyutlara varabileceği tahmin edilmektedir. Krizin sınır aşan sular ve bölgeye denizden ve karadan su transferi projeleri nedeniyle Türkiye’yi de yakından ilgilendirmesi ve etkilemesi kaçınılmazdır.  

20. yüzyılda dünya nüfusunun 3 kat artmasına karşılık su kaynaklarının kullanımı 6 kat artmıştır. Bu arada sınırlı olan su kaynaklarının bir kısmı endüstrileşme ve hızlı şehirleşme sonucu hızla ve bilinçsiz bir şekilde tüketilirken bir kısmı da kirletilerek kullanılamaz ve çevreye zarar verir hale getirilmiştir.

Birleşmiş Milletler ve UNESCO tarafından açıklanan verilere bakıldığında halen dünyada 1 milyarı aşkın kişinin temiz içme suyundan mahrum, 2 milyarı aşkın kişi sağlık ve temizlik için gerekli olan suya sahip değilken, 4,3 milyar kişinin ise sıhhi tesisatsız su kullandığı belirtilmektedir.

Küresel boyuttaki sorunlardan biri de yeryüzündeki su kaynaklarının zamansal ve mekânsal olarak eşit dağılmamış olmasıdır. Bu durum dünyadaki içme suyu kaynaklarının veya tatlı su kaynaklarının kullanımı konusunda da arayışları ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmalardan birisi de şüphesiz Dünya Su formu çalışmalarıdır. Dünya Su Konseyi tarafından üç yılda bir gerçekleştirilen su formu etkinlikleri 1997’den bu yana; Fas, Hollanda, Japonya, Meksika, Türkiye, Fransa, Kore, Brezilya ve Senegal’de olmak üzere 9 kez gerçekleştirilmiştir.

Dünya Su Forumları su konularının tüm boyutlarıyla ayrıntılı bir biçimde ele alınıp tartışılması, mevcut sorunlara çözüm aranması, su alanındaki bilgi ve deneyimlerin paylaşılması, uluslararası diyalog ve iş birliğinin geliştirilmesi, su kaynaklı anlaşmazlıkların çözümüne katkıda bulunulması ve küresel düzeyde sorunların üstesinden gelinmesi yolunda koordine edilmiş yaklaşımlar oluşturulmasını amaçlamaktadır.

Türkiye’nin aralarında yer aldığı gelişmekte olan ülkeler, suyun sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü olduğunu, yoksullukla mücadelenin temelinde yer alan suyun gıda, tarım ve ucuz hidro-enerji üretimi açısından yaşamsal önemi bulunduğunu savunmaktadırlar. Suyun tüm boyutlarıyla tartışıldığı bir forumda çevrenin ve ekosistemlerin korunmasının gündeme gelmesi de kaçınılmazdır. Bu nedenle baraj projelerinin (Zeugma ve Hasankeyf örnekleri) ekosistemlere en az zarar verecek ve en yüksek fayda sağlanacak şekilde geliştirilmesi önem arz etmektedir.

Su önümüzdeki süreçte ülkeler arasında savaşa neden olabilir mi?

Yeryüzünde bulunan içme ve kullanma sularının eşit bir şekilde gezegenimizde dağılmamış olmasından kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. Bazı ülkelerdeki dünya vatandaşları içme suyunu bulamazken birçok alanda milyarlarca metreküp su denizlere akmaktadır. Özellikle ekvatorun güneyinde bulunan Afrika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede su sıkıntısı yaşanırken su havzalarına sahip olan ülkelerin ekonomik kalkınma, enerji ve benzeri nedenlerle su kaynakları üzerinde kurdukları barajlar nedeniyle suyu kontrol altına almaları büyüyen bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. 1 kalori değerindeki gıda için 1 litre su harcanması gerektiği gerçeğinden hareket edildiğinde, Arap ülkelerinin gıda güvenliğinin sağlanması açısından karşı karşıya kaldıkları durum net olarak görülecektir. BM Genel Kurulu’nun 2015 yılında aldığı kararda, güvenilir ve temiz içme suyu ile sanitasyona ulaşımının bir “insan hakkı” teşkil ettiği vurgulanmıştır.

Su yüzünden yeryüzünde 2000-2009 arası 94 çatışma kayıtlara geçerken, 2010-2018 arasında kayda geçen çatışma sayısı 263’e çıkmıştır. Bu veriler göstermektedir ki sağlıklı çözümler üretilmezse ileri dönemlerde su savaşlarının çıkması güçlü bir olasılık olarak karşımızda durmaktadır.

SUYUN FİYATLANDIRILMASI

Hızla gelişen dünyada içme ve kullanma suyunun musluklardan akmasının şüphesiz bir maliyeti bulunmaktadır. Su kaynaklarına sahip olup-olmamanın yanı sıra su kaynaklarına uzaklık, altyapı çalışmaları gibi konular da ortaya çıkan maliyeti etkilemektedir. Bu bağlamda, su bedelinin işletme, bakım ve yatırım maliyetlerini karşılaması gerektiği, bedelin artırılmasının suyun etkin kullanımını ve yüksek verim alınmasını sağlayacağı görüşlerinin mevcudiyetine karşın yaşam hakkı olan suya ulaşma konusunun maddi boyutuyla ön planda tutulması tartışmaya açıktır.  Özellikle cinsiyetleri, yaşları, sosyo ekonomik durumları, etnik kökenleri, dinleri ve dilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan gruplar, temiz su ve sıhhi tesisatlara erişim konusunda diğer gruplara göre daha dezavantajlı durumda oldukları göz önünde bulundurulduğunda konunun ciddiyeti daha da belirgin bir hale gelmektedir.

    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’nin teknik ve ekonomik şartlar içinde tüketilebilecek yerüstü suyu potansiyeli; yurt içindeki akarsulardan 95 milyar m3, komşu ülkelerden yurdumuza gelen akarsulardan 3 milyar m3 olmak üzere yılda ortalama toplam 98 milyar m3’tür. Ülkenin toplam su potansiyeli 14 milyar molan yeraltı suyu potansiyeli ile birlikte 112 milyar m3’tür.

Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1500 m3 civarı olup su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.000 m3/yıl civarında olacağı bu nedenle birçok bölgede orta ve yüksek seviyelerde su sıkıntısı yaşanacağına dikkat çekilmektedir.  

SU KONUSUNDA ETKİN ÇALIŞMALAR YAPILMALIDIR

 Su konusu genel olarak değerlendirildiğinden ülkelerin su konusunda gerekli hassasiyeti göstermeleri ve önlemleri almaları gerekmektedir. Bu konuda ülke ölçeğinde çalışmalar yürütülürken yerel yönetimlerin de boş durmayarak etkin çalışmaları bir zorunluluktur. Suyun tedarik edilmesinde maliyeti azaltıcı önlemlerin yanı sıra tasarruflu kullanımı konusunda da hassasiyet gösterilmelidir. Bu konuda eğitici ve bilgilendirici çalışmalar yapılmalıdır.

Su Havzalarının ve kaynaklarının korunması, Yer altı suların kirletilmemesi, su israfının önlenmesi, içme suyunun sulama amaçlı kullanılmaması, atık suların değerlendirilmesi ve su kaynaklarının kirletilmesinin önlenmesi gibi konularda Belediyelerin etkin önlemler almaları gerekmektedir. Su iletim hatlarının sağlığa zarar vermeyecek şekilde yapılması da gözden kaçırılmaması gereken bir husustur.

Türkiye’de 1391 belediyeden yalnızca 296’sının atık su arıtma tesisi bulunmaktadır. Bu konuda gerekli yatırımların yapılması aciliyet arz etmektedir.

Ülkemizde Belediyeler tarafından içme ve kullanma suyu şebekesine çekilen kişi başı günlük ortalama su miktarı 228 litre olarak hesaplanmaktadır. Kent merkezinde yaşayan vatandaşlarımızın su konusunu değerlendirirken konuya sadece fatura boyutuyla ele almamaları gerekmektedir. Milyarlarca insanın içme suyu bulamadığı dünyamızda kısıtlı imkânlarla musluklarımızdan akan suyu tasarruflu kullanmak bütün canlılara verdiğimiz önemi ve değeri de gösterecektir.

 Bu nedenle milyarlarca insanın suya hasret kaldığı bir zamanda Suyu boşuna akıtmayalım. Unutmayalım ki damlaya damlaya göl olmaz, yok olur!