Bazen bir sanatçının ölümü turnusol kâğıdına döner; öncesiyle ölüm gününde aynı noktada durmuşsa, rengi de aynı kalır. Bugün onun ardından üzülüyorsak duruşunun ve tutarlılığının sonucudur. Bu yüzden; toplumsal duyarlılığı olan sanatçı halkın gönlünde yer ederek ölümsüzleşir. Ardında bıraktığı sevgisiyle dolu kitleye bakıldığında, Kadir İnanır’ın da böyle bir sanatçı olduğu görülüyor.
Katırcılar filminin galası için Batman’a gelen sanatçı Kadir İnanır, Batman Belediyesi’nin on bir yıl önce eski Yılmaz Güney Sineması’nda onun onuruna düzenlediği gala müthişti. Soğuk bir kış günüydü ama o küçücük sinema hınca hınç doluydu ve İnanır’ın hayranları onu yalnız bırakmamıştı.
YEŞİLÇAM’IN USTA İSMİYDİ
Bazı insanlar ölümsüz gelir insana, aramızdan hiç ayrılmayacağına inanırız ama hayatın gerçeği bu; bir gün hepimiz bu dünyadan göç edip ayrılacağız.
Geçen hafta sonu Batman Petrolspor’un bağrında yetişip bir yarım asır önce hepimizin idolü olan Ceylan Ekinci’nin hayat hikayesini yazmıştık.
Bugün de sanat dünyasının büyük ismi Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Yıldız olup halka mal olmuş isimler aramızdan ayrıldığında şok oluyor, inanamıyoruz.
Bunlardan biri de kuşkusuz Kadir İnanır’dı.
On bir yıl önceydi. Yılmaz Güney Sineması, Atatürk Parkı’nın köşesinde sanatseverlerin ve sanatçıların durağıydı.
Yılmaz Güney’in ikinci memleketi olan Adana’da bile olmayan sinemayı Batman’a kazandıran Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan’dı.
Kalkan, belediye başkanlığı döneminde sıra dışı festival ve etkinlikler yapan bir siyasetçiydi.
Belki akademik bir birikimi yoktu ama kimsenin hayal edemediği projeleri hayata geçiriyordu.
Yılmaz Güney Sineması’nda yıllar boyunca birçok sanatçının etkinliklerine ve film galalarına tanıklık ettik.
Bu coğrafya, geçmişte bir film platosu gibiydi adeta.
Türkan Şoray’ın Gercüş Gönüllü Köyü’nde çekilen Hazal filmi, bölge halkının hafızasındaki yerini hâlâ koruyor.
O günleri yaşayanlar, bugün bu sanatçıların değerini çok daha iyi anlıyor.
Türkan Şoray, Tarık Akan ve Kadir İnanır’ın bu bölgede çektiği filmler parmakla gösterilirdi.
Hazal, Nehir, Sürgün, Azap Yolu gibi yapımlar defalarca izlendi. Hatta bazı setlere biz de tanıklık ettik.
90’lı yıllarda Mem û Zin filminin başlangıcında yer alan Musa Anter ile Hasankeyf girişindeki mağarada sohbetimiz olmuştu.
Bugünden o güne baktığımızda gurur doluyor içimize.
İyi ki o sohbeti etmişiz diye için için seviniyoruz.
Nur içinde yatın Ape Musa ve Kadir abimiz.
O dönem sanatın, sanatçının ve sinemanın bu topraklarda bıraktığı izleri bugün daha iyi anlaşılmaktadır.
İNANIR’LA KOYU SOHBETMİZ OLMUŞTU
Kadir İnanır 2011 yılında Batman’daki gala için geldiğinde hem otelde hem de Hasankeyf’te uzun sohbetlerimiz oldu.
O günlerde çözüm süreci tartışılıyordu. İnanır iyimserdi, geleceğe umutla bakan ve bu uğurda öne atılan bir sanatçıydı.
Söyledikleri o dönem bazı kesimler tarafından eleştirilse de o hep doğruların ve halkın yanında oldu.
Çocukluğumuzda onun, Türkan Şoray ve Tarık Akan’ın filmlerini kaçırmadan izlerdik.
Dicle Nehri kıyısında çekilen Azap Yolu gibi filmler hafızamızda yer etti.
O sohbetlerde en çok dile getirdiği şeylerden biri bu coğrafyada barış ve kardeşlik umuduydu.
“Bu topraklar daha güzel günleri görecek.” diyordu, barış umudunu hep diri tutarak.
Dün de ulusal medya gibi bizim de başlığımız örtüşmüştü. İnanır’ın “bu ülkede barış özlemi” hemen hemen tüm gazetelerin birinci sayfasında yer bulmuştu.
Ahmet Kaya’nın yaşadıklarını düşündüğümüzde, sanatçıların zaman zaman bu coğrafyada ne kadar ağır bedellerle karşılaştığını görüyoruz.
Fakat sanatçılar bu bedellere rağmen sanatın gücüne inanarak, aynı çizgide yürümeye devam ettiler.
O AYNI ZAMANDA BİR TARİH GÖNÜLLÜSÜYDÜ
Hasankeyf’teki o soğuk kış gününde yaptığımız sohbet, Ilısu Baraj Gölü’nün derinliklerinde kalan seyir alanında gerçekleşmişti.
O gün Kadir İnanır’ın söylediği en önemli şeylerden biri şuydu: “Tarihi korumalıyız, gelecek kuşaklara taşımalıyız.”
Bugün o yerler su altında kaldı ama o sohbetler fotoğraflarda ve hafızalarda kaldı.
İlk kitabımı Kadir İnanır’a armağan ettiğimde çok etkilenmişti.
Batman için söylediği sözler hâlâ hafızamda: “Batman’ı kara altın şehri olarak biliyorum. Emekçilerin şehri olarak tanıyorum. Petrol sahalarındaki mücadeleyi saygıyla selamlıyorum.”
Geçtiğimiz hafta Ceylan’ı anlatmıştım, bugün Kadir İnanır’ı anlatıyorum.
Hayat böyle bir şey.
Bu şehirde, bu ülkede iz bırakan sanatçıları ve emek veren insanları saygıyla anıyoruz.
Kadir İnanır, halkla kendi arasında çok güçlü bağ kurmayı başaran büyük bir sanatçıydı.
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Güle güle Yeşilçam’ın usta ismi.
Güle güle Kadir ağabeyimiz.