Gaziantep’te düzenlenen bombalı saldırıda en az 9 yurttaşımız hayatını kaybederken 60’ın üzerindeki yurttaşımız da yaralandı. Patlama sırasında çevrede ve yanan araçlardaki maddi hasar da işin cabası.
Öncelikle şunu belirtelim ki sivillere yönelik saldırı kimden ve nereden geliyorsa gelsin ve ne amaçlanıyorsa amaçlansın kabul edilebilecek saldırılar değildir. Bu tür eylemler vicdani ve hukuki olarak doğru kabul edilebilecek ve izah edilebilecek eylemler değildir. Bu nedenle insan haklarının ihlal edilmesi olup kınanacak eylemlerdir.
Ancak olayı kınamak olayın doğurduğu olumsuz sonuçları maalesef ortadan kaldırmaya yetmiyor. Hiçbir şeyden habersiz bayram ziyaretine giden insanların birden meydana gelen patlama ile hayatlarını kaybetmeleri nasıl izah edilecek? Kaldı ki bu insanların günahı ne?
Bizler İnsan Hakları Savunucusu olarak, yurttaş olarak, toplumun sorunlarına duyarlı insan olarak ülkemizde sivillere yönelik yapılan bütün saldırıları tasvip etmediğimizi, kınadığımızı defalarca söyledik, yazdık, çizdik. Bu tür olaylara karışanların yargı önüne çıkarılıp hesap sorulması gerektiğini vurguladık. Bu tarz olayların toplumun güven yetirmesine neden olduğunu belirttik. Siyasi ve bürokratik kesimler başta olmak üzere kamuoyunun tamamına konu ile ilgi şikâyetleri dillendirdik ama geldiğimiz nokta yine sivil hedeflere yönelme aşaması.
Bu tür saldırıların neyi amaçladığı sorusuna artık ülke yurttaşlarının %90’lık bölümü aynı cevabı veriyor; Toplumsal kargaşa çıkarmak.
Ülkemizde yıllardır süren çatışmalı süreç nedeniyle bir dizi yara oluştuğunu kabul etmek gerekiyor. Kürt sorunu olarak tanımlanan süreci siyasal adımlarla çözümlemek gerektiği aklıselim her yurttaş tarafından dile getiriliyor. Çünkü biliniyor ki eğer bu sorunlar yumağı siyaset biliminin maharetleri ile çözümlenmezse silahlı kurnazlıkların dişlileri arasından parçalanırken çoğalıp her tarafa yayılacak. Ülke insanları önce etnik bir çatışmanın ardından mezhepsel bir kargaşanın ortasına sürüklenecek. Bu da kısacası herkesin kaybetmesi demek.
Gelinen aşamada sorunlar ve çözüm yöntemleri bu kadar belirginleşmişken, aklın değil de duyguların hâkimiyetini görmek insanı gerçekten üzüyor.
Siyasetçilerin çözüm üretme yerine bir inatlaşma ve restleşme politikası sürmesi kabağın masum yurttaşların başına patlamasına neden oluyor. Siyasiler şov yapan açıklamalar yapacak, birileri çıkıp kendini ispatlamak için bombalar patlatacak aradan masum ve olup bitenden bihaber yurttaşımız hayatını kaybedecek.
Bu tür olayların meydana geldiği yerlerin toplumsal çatışmalara müsait alanlar olması da gözden kaçmıyor tabi.
Vahim patlamanın ardından Gaziantep Milletvekilleri Şamil Tayyar ve Fatma Şahin’in yaptıkları ve yurttaşları sağduyuya çağıran açıklamaların yerinde olduğunu belirtmek gerekir. Ancak bu bombanın orada patlamasında siyasetçilerin yaptıkları açıklamalarla katkı sunmadıklarını da düşünmemek mümkün değil. Hatta Şamil Tayyarın yapılacak eylem ile ilgili bilgilerinin olduğunu açıklamış olması da işin ilginç bir yanını oluşturuyor. Demek ki bir yerlerden bir yerlere eylem yapılacağı yönünde bilgi sızıntısı varmış. Keşke bu bilgi güvenlik birimlerinin yanında bir de vatandaşla paylaşılsaydı. Vatandaşın da dikkatli olması hatırlatılsaydı desek de bir manası yok. Çünkü vatandaşın yapabileceği hiçbir şey yok.
Ölen yurttaşlara Allahtan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.
Bu adımların provokasyon adımlar olduğunu daha evvel de belirtmiştik. Bu adımların doğru adımlar olmadığı sonuçları ile birlikte net olarak ortadır. Sivil yurttaşlara yönelik saldırıların insan hakları ihlali olduğunu belirtelim. İnsan Hakları savunucuları olarak da bu tür eylemleri kınadığımızı belirtiyoruz. Saldırının kimden geldiğinden ziyade kime yöneldiğine bakmak gerekiyor. Ülkede silahlı çatışmalar da zaten yeterince insanımız yaşamını yitiriyor. Bari sivil insanların yaşamları konusunda duyarlılık talebinde bulunuyoruz.