Demokratik yapının gelişip gelişmediğinin göstergelerinden birisi de toplumda bireyden kurumsallaşmaya bir yönelimin olup olmadığıdır. Yani başka bir deyişle söz ve karar merkezinin bir kişinin iki dudağının arası mı, yoksa o işten etkilenenlerin birlikte aldıkları karar sonucu çıktığımıdır. Bu nokta oldukça önemlidir. Bu durumun elbette bireyin niteliklerinin ve yeteneklerinin yok sayılmasını öngörmez ancak birey bu yetenek ve liyakatini çoğunluğun ve etkilenenlerin de görüşünü alarak ortak kararla güçlendirdiğinde daha çok yararlı olur.
Kurumsallaşmanın diğer önemli bir yönü ise sağladığı değişimdir. Kurumsallaşmada yönetim kademesi değişiklik gösterdiği için yeni insanların da söz ve karar sahibi olmalarına kendilerini geliştirmelerine ve topluma faydalı ve sağlıklı katkılar sunmalarına imkan verir. Bu nedenle de kurusal değişim önemlidir ve yapılması da gerekir.
Ama nasıl?
Ama nasıl?
Son dönemlerde toplumsal gelişme alanında hızlı ilerlemeler kaydediyoruz. Yılların mistik havasını üzerimizden atıp sürekli demokratik zeminde toplamsal gelişmeler kaydetmek için çırpınan bir toplumuz. Bu pratik yaşamda da açık bir şekilde görülmektedir.
Geleneksel üretim tarzına ve feodal ilişkiler zincirine bağlı bir toplum olmamıza rağmen attığımız adımlar ülke demokrasinin gelişmesine yön veren adımlar. Bu siyasal parti yönetim modelinden de kadına verilen önem ve rollerde de açık bir şekilde görülmektedir.
Bu ilerleme elbette toplumsal yaşamın örgütlülük düzeyine de yansımaktadır. Birçok alanda Sivil Toplum Kuruluşu (STK) diye tanımladığımız kurumsallaşmalar yaşanıyor. Bunlarla birlikte mesleki kuruluşların da sağlam bir zemine oturduklarını gözlemlemekteyiz.
Ancak bu güzel gelişmelerin yanında bir da sorunlar yaşandığını belirtmek gerekmektedir. Çoktan yazmayı düşündüğümüz ancak dernek ve STK’ların kongre sürecini etkileme amaçlı olmadığının anlaşılması için ertelediğimiz bu konuda düşünceleri tartışmak gerekiyor.
Konu STK yönetimlerinin belirlenmesi sırasında yaşanan sıkıntılar!
Yani bu dernek ve benzeri kuruluşların yönetimlerinin belirlenmesi sırasında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm mantalitesi. Tabi aynı zamanda yapılan yanlışlıklar ve bundan kaynaklı olarak ortaya çıkan küskünlük ve dargınlıklar.
Hatırlanacağı gibi bu konuda en belirgin tartışma BATSO seçimlerinde yaşanmıştı. Uygun aday profillerinin seçilmemesi ve ortak kararlara uyulmaması gibi farklı gerekçelerle sıkıntılar yaşanmış ve Yurtsever kesim başarısız bir sonuç ile karşı karşıya kalmıştı. Seçim sonuçları tercih edilen renk olan Mor rengi gibi taraftarlarını morartmıştı. Elbette fatura birilerine kesildi ama genel kanı ve düşünce faturanın yanlış tarafa kesildiği şeklindeydi. Bunun yansımalarını Belediye Başkanlığı seçimlerinde adayların belirlenmesinde de gördük ve sonuç ortada. Sıkıntı bununla bitmedi elbet. Diğer STK yönetimlerinin belirlenmesinde de sıkıntılar yaşandı. Bir yandan değişimde diretenler zaman zaman da statükoda direttiler. Yeteneksizlikleri ve beceriksizlikleri bilinen, koltuklara adeta yapışan zatları da epey uzun süre idare etmeyi meziyet saydılar. Çoğunluğun doğru kararı yerine işlerine gelen tek kişi yönetimlerini idare ettiler(!)
Seçim süreçlerinde yaşanan son sıkıntılardan birisi de Din Alimleri Derneği (DA-DER)seçimleri oldu. iki liste çıktı ve oldukça hırpalayıcı bir seçim dönemi geçirildi. Sonuçta orta liste oluşturma imkanı kalmadı ve seçime gidildi. Seçimi de mevcut yönetim kazandı. Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki yönetimler de tıpkı bireyler gibi desteğe muhtaçtırlar. Eğer beraber demokrasi mücadelesi verdikleri diğer STK’larla ortaklaşmazlarsa etkin olma ihtimalleri yoktur. Bir şahsın gitmesi ve yerine başka bir ismin gelmesi ile her şey güllük gülistanlık olmuyor.
Ancak ortak bir listede birleşilmedi diye STK’ları dışlamak da en az ortak listede uzlaşmamak kadar yanlış bir karardır.
Liste ihtirazında bulunanlar eğer kişisel değil toplumsal bir yarar peşinde iseler üye olarak da etkin birer aktivist olma şansına sahipler. Bunu gösterirler ve etraflarındaki herkesi utandırma şansını yakalarlar. Gelecek dönemde de yönetimde istedikleri konuma gelirler. Ama koltuk gitti iş bitti mantığı ile hareket ederlerse bilinmelidir ki konu koltuk meselesidir.
Şimdilik biraz örtülü de olsa hadiseyi paylaşmak istedik. Dileriz kısa bir sürede bütün STK’ların bir araya geldiği toplantılar düzenlenir ve aradaki soğuk hava giderilir. Önümüzdeki Ramazan ayındaki iftarlar buna iyi bir zemin de hazırlayabilir.
Öyle ya yanlışın neresinden dönülürse kardır. Çünkü bu şehir bu kadar küskünlüğü kaldıramayacak kadar onurlu bir şehirdir.