SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEDEN SUSKUN?

Abone Ol


Sivil Toplum Kuruluşları yani STK’ların görevi toplum düzeninin sağlanması konusunda ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkların örgütlü toplum aracılığı ile yönetime ve kamuoyuna duyurmaktan ibarettir. Toplumu oluşturan bireyler çoğunlukla seslerini duyurmaktan aciz kaldıklarında veya baskılar karşısında direnemediklerinde üyesi oldukları sivil Toplum Kuruluşları vasıtası ile seslerini duyurma şansını yakalarlar. Toplum, bu yapılar sayesinde örgütlenerek olumsuzluklar karşısında direnir veya yapılmasını istediği değişiklikleri bu alanlarda bir araya gelerek somutlaştırır ve yönetime duyurma şansına sahip olur.

Her STK çalışma alanı ile ilgili olarak bilgiler toplar, araştırmalar yapar ve toplumum sağlıklı gelişimi için katkı sunmayı amaçlar. Devlet ve yönetimler demokrasinin gereği olarak bu yapıları destekler ve dikkate alır.

Devlet ve vatandaş eğer bazı alanlarda karşı karşıya gelirse STK’lar gösterdikleri duyarlılıkla sorunların çözümü noktasında inisiyatif oluşturur ve sorunların çözümüne katkı sağlarlar. Bu nedenle de sivil toplum örgütlenmesi desteklenir. Günümüzde kanarya sevenler derneğinden tutun değişik alanlara kadar bin bir türlü dernek ve sivil toplum kuruluşumuz var.

Son olarak yapılan açıklamada ilimizde de yaklaşık olarak 350 dernek bulunmaktaydı. Bu derneklerin veya STK’ların bir bölümü vatandaşların ilgi alanları veya mesleki olarak görev yaparken büyük bir bölümü de sosyal ve siyasal yaşamı etkilemek için kurulmuş olan örgütlenmelerdir.

Meslek odaları, Sendikalar, İnsan Haklarını savunan dernekler bu alanda etkili olan sivil toplum kuruluşlarımızın başında yer almaktadırlar.

Bu kuruluşlar hem mesleki alanlardaki sorunlarını dile getirmek hem de ülkede vuku bulan gelişmeler karşısında duyarlı davranmayı amaç edinmişlerdir. Hepsinin kuruluş tüzüklerinde amaçları sıralanırken demokratik devlet yapısının, sivil inisiyatifin ve evrensel ilkeler doğrultusunda insan hak ve hukukunun savunulması yer almaktadır.

STK’ların yönetimlerini seçerken bütün üyelerinin haklarını savunmalarının yanı sıra siyasal bir duruş da sergilediklerini biliyoruz. Bu barolarda da böyledir diğer yapılanmalarda da . Sendikalar da da böyledir diğer emek örgütlerinde de. Mesela Kamu sendikacılığı alanında Memur Sen konfederasyonu sağ kesimi KESK sol kesimleri temsil eder. İnsan Hakları alanında İHD sol kesimleri temsil ederken MAZLUM Der İslamcı muhafazakâr kesimleri temsil eder.

Buna rağmen hangi kesimi temsil ederlerse etsinler sonuçta faaliyet gösterdikleri alanda o kesimin çıkarlarını savunmak için mücadele ederler. Bu amaçla da bir araya gelmeleri ve diyalog kurmaları gerekiyor.

Son bir yıllık süreçte sonuçları bütün toplum katmanlarını etkileyen bir dönemden geçiyoruz. Siyasal düşüncesi ne olursa olsun hangi kesimi temsil ediyorsa etsin insanım diyen herkesimin duyarlılık göstermesi gerekiyor lakin gelin görün ki STK’lar işi ideolojik bağlamda ele alarak gerekli duyarlılığı göstermekten imtina eden bir tavır sergiliyorlar.

Bu konu ile ilgili olarak batı yakasındaki insanları bir nebze anlamak mümkün olsa bile bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarını anlamak mümkün değildir.

İnsan kanının oluk oluk aktığı, memleket evlatlarının bir birine silah sıktığı, cesetlerin ortalıkta kaldığı, cenazelerin gömülemediği bir ortamda kapalı kapılar arkasında basın açıklaması yaparak durumdan duyulan endişeyi dile getirip eve gidip oturma eğiliminde olan sivil toplum kuruluşlarının gerekli duyarlılığı göstermediklerini düşünüyoruz.

Şu konuyu açıkça tartışmak mümkün. Denilebilir ki herkesimin kendisine bağlı STK’ları var ve bu kesimlerden işaret gelmedikçe STK’lar tavır belirleyemiyor.  Bu konu temel de böyle olsa bile her STK’nın kendisini bağlayan ilkeleri bulunduğunu hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Bu nedenle de STK yönetimlerinin inisiyatif geliştirmeleri gerekiyor. Bu kadar acı olayın yaşandığı bir dönemde bile inisiyatif geliştirilmiyorsa peki STK’lar neden var?

Normal bir süreçte olsaydık şunu söylemek mümkün olabilirdi;

Hükümet yanlısı olduğu için sesini çıkarmayanları anlamak mümkün

Sol görüşlü olduğu için durumu izlemekte olan kesimleri de anlamak mümkün ama normal bir süreçte değiliz.

Devlet tankları ile topları ile ağır silahları ile kentlerini kuşatmaya almış kuş uçurtmama gayretinde. gerekçesi belli, egemenliğini tesis etmek ve karşısındaki silahlı güçleri yok etmek. Buna karşı sokaklara barikatlar kurup, bombalı tuzaklamalar yaparak, bulabildiği silahlarla devletin silahlı güçlerine karşı çatışan güçler var. Onlar da etkinlik kurma gayretinde bulunuyor.

İlk etapta iki karşı gücün var olduğunu ve çatıştığını düşünebilirsiniz ama kazın ayağı öyle değil. Vuran da vurulan da bu ülkenin evladı. Üstelik sadece vuran ve vurulan yok ortada bir de arada kalarak her gün yaşamını yitiren yüz binlerce sivil vatandaş var. Ne serden vazgeçebilen ne yardan vazgeçebilen insanlar bunlar. Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal ikileminde kalan vatandaştan söz ediyoruz.

İşte tam da bu noktada sivil toplum kuruluşlarından beklenen sağcısının solcusunun, İslamcısı liberalinin bir araya gelerek çatışmaların durdurulması için harekete geçmeleridir. Çünkü bir insanlık dramı yaşanıyor. Bu dramı ideolojik sebeplerle seyretmeyi yeğleyenler yarın bu vebalin altında kalacaklardır. Bir de seçim dönemlerinde mangalda kül bırakmayan STK yöneticileri, adayları, üyeleri vardı onlara da bir soru şimdi gerekli adımları atmazsanız ne zaman atacaksınız merak ediyoruz! Benden değil varsın haksızlığa uğrasın yok olsun anlayışı varsa unutulmasın ki ateş kuruya yaşa bakmaz bütün ormanı yakar kül eder.